YAZARLAR

13 Nisan 2013 Cumartesi günü Dedeman Otel’de, Akil İnsanlar Heyeti İç Anadolu Bölgesi grubu, çalışmalarına başladı.

Habere göre; “Barış sürecine katkıda bulunmak için hükümet tarafından 63 kişiyle oluşturulan Akil İnsanlar Heyeti’nden, Gazeteci- Yazar Ahmet Taşgetiren başkanlığındaki, Beril Dedeoğlu , Cemal Uşşak , Vahap Coşkun, Erol Göka, Mustafa Kumlu, Fadime Özkan, Celalettin Can’dan oluşan İç Anadolu Bölgesi heyeti, çalışmalarına Konya’dan başladı. Heyet üyelerinden Doğu Ergil’in katılmadığı ve Dedeman Otel’de gerçekleşen toplantıda heyet, sivil toplum kuruluşlarını temsilcileri ve şehrin kanaat önderleriyle bir araya geldi.”

Bu ilk karşılaşmada ortaya şöyle bir manzara çıktı;

Akil İnsanlar Heyetinde yer alan isimler kendilerini mi, anlattılar yoksa bizimkiler onları imtihan mı ettiler?

Siz ne düşünürsünüz bilemem amma, şahsi görüşüm, “Onlar kendini anlattı, bizimkiler akil insanları tabiri caizse kantara çıkarttılar!..”

Akil insanların yasal olup olmadığı gibi sorular ve Akil insanların verdikleri cevaplar haberlere yansıdı.

Bu arada, Akil insanlara tavır koyanlarla, Akil insanlardan yana olanlar birbirleriyle kim daha Akil diye yarıştılar!…

Ülke kamuoyunda seçilenler mi akil, dışarıda kalanlar mı daha akil tartışmalarının hala sürüp gittiğini hepiniz biliyorsunuz.

Akil İnsanlar Heyeti, Akil İnsanlara karşı olanların heyeti, Akil İnsanları destekleyen, ancak bizim içimizde bu heyettekilerden daha akil insanlar var demek isteyip de diyemeyen üç tane heyet için bu çalışma toplantısı bir üstünlük yarışmasına, dönüştü denebilir.

Şimdi yok öyle bir şey diyecekler. Niye doğruları söylemekten imtina ederiz, niye söylemek istediklerimizi saklamaya özen gösteririz ki?

Bu çalışmada herkes düşündüklerini söyleyemeyecekse, problemler nasıl çözülecek?

Biz henüz akil nedir, neye derler, bizden neden akil adam yok, olsaydı nasıl olurdu noktasından bir adım daha ileriye gidemedik.

Akil İnsanlar heyetini vurduk Konya denen mihenk taşına.

Akil İnsanlar Heyeti kendini anlattı. Taraf olmaya alışmış, taraf olmaktan memnun, taraf olmadan konuşamayacağını zanneden, taraf olduğu için gerçek niyetini ve fikrini ortaya koyamadığını hala anlamayanlar ne diyeceklerdi?

Ben bilmem, ağabeylerim, büyüklerim bilir mi?

Ben şuraya kadar söylerim, ondan ötesi beni aşar mı?

Doğuda-Güneydoğu’da insanlar sular seller gibi konuşsun, derdini, meramını anlatsınlar bizde konuşmak için ruhsat yada işaret beklemek gibi bir durum mu yaşayalım?

Yok canım, ne münasebet elbet bizlerde aklımıza takılanları, inandıklarımızı konuştuk diyenlere selam olsun!….

*/*/*/*/*

Akil İnsanlar Heyeti Konya’da destek arama turuna çıktıysa, böyle bir destek için gelindiyse, Konya’nın mühim ve oldukça ciddi bir tarafı, bu işe taraftar olarak ve de bağrına taş basıp tam destek!…

Zaten davranışları bunun aksini göstermiyor.

Bu durumda bağlı ve ilişkili Sivil Toplum Kuruluşları nasıl konuşsunlar?

Baş başa, baş Padişaha bağlı bir vaziyet!…

Böyle bir çalışmada insanlar görüşlerini anlatabilirler mi?

Ezzahar anlatabilirlerdi diyeceğiz de, anlatan var, anlatamayan var!…

Mesela, çalışma günü hafta içinde bir gün olsaydı çok daha ilgi çekebilirdi.

Sanırım Konya, çok rahat bir şehir gibi gözüktü. İktidar Partisini yüzde yetmişin üzerinde destekleyen bir şehirde Heyet oldukça rahat bir havada ilk çalışmasını yapacak, Konya’dan oldukça olumlu bir havada ayrılacaktı!…

Tam olarak böyle olmadıysa da, genel manada çok olumsuz bir hava estiği de, söylenemez.

Bununla birlikte, Konya Sivil Toplum Örgütleri, şehrin kanaat önderleri Akil İnsanlar Heyeti ile ilk çalışmasını yaparken üç nokta dikkat çekti.

Birincisi böyle bir çalışma için, Cumartesi günü seçimi çok makul değildi. Çünkü Cumartesi günleri bütün gazetelerimiz en alt seviyede çalışır. Sanıyorum, böyle olunca bu ilk çalışmaya tam bir ağırlık verilemedi.

İkincisi, Basınımızın Cemiyet seçimlerinden bu yana birlik ve beraberlik içerisinde olamayan bir görüntüsünün olmasıydı. Bu arada ikinci bir basın kuruluşu olan Konya Basın Konsey’inin kurulmasıyla, basın arasında da bir üstünlük yarışının var olması nedeniyle Akil İnsanlar Heyetinin bu ilk çalışması adeta pas geçilir gibi olmaktan kurtulamadı.

Üçüncüsü, Konya kamuoyu belli etmek istemese de, kabullenmese de Konya’dan bir yada birkaç tane akil adam neden seçilmediği noktasında kırgın olduğunu gizleyemedi!…

Aslında, her ne kadar kol kırılır yen içinde kalır denildiyse de, kol kırıldı, yen içinde kalamadı.

Kalamadığı, Akil İnsanlar Heyeti toplantısında ortaya kondu. Konya’dan tam destek beklenirken, destek olanların aksine çıkan aykırı sesler, heyete destek olanlarca hoş karşılanmadı!…

Her kesim dinlenmeden bu süreç nasıl çözülecek diye tarafların düşünmeleri gerekmez miydi?.

Demek ki gerekmez di!…Havaya baktığınızda, bizde akil adam çok gibi bir hava dikkatleri çekti.

Bu saatten sonra Akil İnsan olmayı kesinlikle istemem diyenlerin, gel denilse koşarak gidebileceğini görüntüleri, hal ve hareketleri yani beden dilleri ele verdi.

Romalı meşhur hatip Çiçero’yu bilirsiniz. Bazı yazarlara göre hatiplerin piri gibi anlatılır.

Akil İnsanlar Heyetinin karşısında Çiçero’ya taş çıkartacak hatiplerimiz vardı!…

Heyetteki insanlardan daha iyi performansları olduğunu düşünenlerde…

Heyete yöneltilen sorulara bakarsanız, taraftar sorularının buram buram kalbi kırgınlık koktuğunu düşünebilirsiniz.

Akil insanları dinledikten sonra “Hepimiz Akilleştik mi?” Akilleşmedik mi? Akilleşeme yolunda mıyız? Ne dersiniz?

> Yeni Meram >Yazarlar > Hepimiz Akilleştik mi?
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.