YAZARLAR

Haftanın Sözü;
■ Üç maymunu oynamaktansa olduğumu

yaşaɾ, inandığımı söyleɾ, vaɾsa bedelini de ödeɾim.  (Aret Vartanyan) 

***

Havada siyaset kokusu var. Partiler aday adayı kaynıyor. Bürokrat İstifaları birbirini izliyor; yüzde 90’da iktidar partisinden aday.

Nedeni besbelli. Bunca adaya yetişmek olanaklı değil, bugün yazdığımız sayı ertesi gün eskimiş oluyor. Bu bağlamda tek tek aday yoklamasına noktayı koyuyor bize ulaşanları değerlendireceğimizi belirtiyoruz.

Hafta sonu esintilerinde gündemimizde siyaset var, gülmece(mizah) penceresinden;

***

Bektaşi’ye sormuşlar;
   – Politikacılar halkı genellikle arslana, kaplana, kurda, kartala benzetirler. Sen neye benzetiyorsun?
Bektaşi yanıt vermiş;
   – Üzüme!
– Neden?
   – Çünkü keyif çatmak isteyenler daima ikisinin de ezilip suyunu çıkarırlar.

***

   Güneş’lik zekâ!
Kurucu Parti CHP’nin 1970’li yıllardaki bir kurultayından kesitler;

Ali Topuz, İstanbul İl Başkanı olarak kurultay başkanlığına seçilmişti. Partinin ağır toplarından Turan Güneş kurultaya en sıkıntılı giren isimdi. Çünkü hakkında, bir savunmadan çok yüksek miktarda para aldığı  vergisini ödemediği iddiası var. Turan Hoca iddianın yanlışlığını kanıtlamazsa belki de siyasal yaşamı bitecek. Beklenen an gelir, hoca elinde kalın bir dosya kürsüye çıkar. Kendisine haksızlık yapıldığını, dosyadaki belgelere başvurarak anlatır. Kürsüden inmeden önce delegelere seslenir;
– Elimde gördüğünüz şu dosyayı şimdi Divan Başkanımıza vereceğim. Merak eden olursa kendisinden alsın, incelesin.
Dosyayı divan başkanına verir, alkışlar arasında yerine geçer. Kurultay o günkü çalışmasını bitirdiğinde Ali Topuz, Turan Hoca’yı bir köşede yakalar;
-Hoca, bugün bana verdiğin dosyanın içinde sadece boş kâğıtlar var. Delegelere gösterseydim, halin nice olurdu?
Turan Hoca son derece rahat, yanıtı verir.
–  Ali’ciğim, kurultay sabahı belgeleri almak için benim büroya gittim. Cepte anahtar yok. İçeri giremeyince yandaki kırtasiyeciye gittim, o sana verdiğim sahte dosyayı oluşturdum. Eğer sen o dediğini yapsaydın büroya gider, gerekirse kapıyı kırar, gerçek dosyayı alır getirirdim.

***

Faik Ahmet Barutçu (CHP) 1950’li yıllarda 2.Menderes hükümetinin programını ana muhalefet olarak eleştirmektedir.  DP milletvekillerinden biri aşağıdan laf atar;
   “Maşallah imana gelmişsiniz!”
Barutçu konuşmasını keser, aşağıya döner;
“Biz imana geldik, şimdi sizi imana getirmeye çalışıyoruz!”

***
Politik bir Öykü;  

   Oğlunun mesleği hakkında endişelenen baba, odasına bir elma, 10 YTL para ve Anayasa kitapçığı koyarak bir köşeye saklanmış. Eğer oğlu elmayı alırsa çiftçi olacak, parayı alırsa tüccar ya da finansçı, Anayasa kitapçığını alırsa hukukçu olacaktır.
Çocuk eve gelir ve odasına gider. Babası oğlunun hareketlerini takip etmektedir. Çocuk masanın üzerindeki parayı alır cebine atar, arkasından elmayı alır ve yemeye başlar ve son olarak Anayasa kitapçığına şöyle bir bakarak sayfalarını karıştırıp bir köşeye fırlatır.  Baba artık karar vermiştir;

Oğlu politikacı olacaktır.

***
Son Not;

Makyavel,  00yıl önce “Prens” kitabında siyasal etik bağlamında hükümdara öğütler verirken şu noktaya dikkat ediyordu; “İktidara kalmanı gerektiren hedefin olacak ve kalman için her şeyi yapacaksın.”
 ■ Siyasette, doğru her zaman biraz geç söylenir.(Yahya Kemal Beyatlı)

Etiketler:
> Yeni Meram >Yazarlar > Hafta Sonu Esintileri
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.