YAZARLAR

Özgüven, bireyin kendine olan güveni olup, kabiliyet ve becerilerini artırarak, daha fazla okuyup, daha fazla bilgi sahibi olarak ve işini yada sanatını her gün daha ileriye götürerek geliştiren bir duygudur.

Toplumda ise güven duygusu ülkenin bekası için en önemli yapı taşlarından biridir. Öyle ki; bireyleri birer tuğla kabul edersek, duvarların sağlamlılığı tuğlalar arasındaki çimentonun yeterli miktar ve yeterli özellikte olması ile mümkündür. İşte bu özellikleriyle yeterli miktarda olması gereken güven, toplumu oluşturan bireylerin birbirine olan güveni, o toplumu yıkılmaz-sarsılmaz yapabildiği gibi , güvensizlikse o toplumu her an çökmeye-yıkılmaya hazır hale getirir. Dünyada milletlerin bireyleri arasındaki “Güvenirlik) USA’da birçok makalenin konusu olmuştur ve olmaya devam etmektedir. Bunu her millet için araştırarak ölçmek, o milletlerin nasıl kolayca bozguna uğratılabileceğinin bir göstergesi de olabilir. Toplumda bireyler arasındaki güven duygusu gelişmez ya da geliştirmek için gayret gösterilmezse, o toplumlarda gurup çalışmaları gerektiren büyük başarılara ulaşmak çok zordur.

Ülkemde alışverişe çıkan insanlar fiyatların tutarsızlığı karşısında şaşkın ve itimatsız kalıyorlar. Aldığı gıdadan emin değil. Pazarda, halde bu gıdaların sıkı bir denetimde ve yediğinden ne içtiğinden emin değil. Sanki hep birileri aldatacakmış gibi Karşısına çıkan her insana negatif duygularla bakıyor. Bir meslekte bir insandan yanlış bir davranış görmüşse, o meslekteki tüm kişilerden de yanlış bir davranış göreceği endişesinde.. iki kişi konuşurken uzaktaki 3. şahıs “hakkımda konuşuyorlar” endişesinde. Sosyal bilimciler bunu toplumumuzun sağlığı için incelemeli. Hani Müslümanlar olarak biz hüsnüniyetli olacak, kötü zandan kaçınacaktık?

Dünyada birbirine güven duymayan bireylerden oluşan ülkeler arasında maalesef baştan 2.ci sıradayız İnsanların birbirine en az güvendiği yerler sırasıyla; Trinidad, Türkiye, Raunda , Peru, Ghana, Malaysia… Birbirine en çok güvenen ve güvenilirliğin yüksek olduğu ülkelerde sırasıyla; Norway , Sweden , Finland, Switzerland … “Bu araştırmalar insanların yakın çevresine dayanarak yapılan araştırmaların sonucu” diyor. Texsas Üniversitesi, UT DALLAS, Naveen Jindal School Of Management’da öğretim üyesi olan Prof. Dr. Özalp Özer. Yani Uzak çevre ile olan ilişkiye bakılırsa Türkiye için durum daha da vahim. Yani Türkiye’de insanlar anne ve babalarını, akrabalarını, çocuklarını bile güvenilir bulmuyorlar maalesef. Kendileri de çocuklarına karşı güvensizler.

Güven ile güvenilirlik bir arada olan iki kavram. İkisinden ayrı ayrı bahsetmek olmaz. Güvenirliliğin olmadığı yerde güven olmaz! Durumu düzeltmek istiyorsak, ülkede güvenirliliğin artırılması gerek. Bu iki terim iş hayatından, sosyal ilişkilere her şey için önemli olan temel kavramlardır. Bunu yani güvenirliliği kaybeden şirketler, endüstriler, ülkeler; bu iki kavramı iyi oturtmuş ülkelerle kıyaslandığında kaybetmeye mahkûm olurlar. Yapılan araştırmalar bakılırsa, enteresan bir şekilde, kendi içinde güvenirliliğin düşük olduğu ülkelerde, yabancıya karşı daha bir güven duygusu oluşuyor. Amerikan, İtalyan, Fransız kolejlerine yada liselerine gidenler batıya daha çok güveniyor. İmam-Hatipler’e giden arkadaşlar da Ortadoğu ve Araplara yakınlaşıyor. Bunu yaparken de iki taraf hem kendi içinde, hem kendi aralarında daha da zıt kutuplara gidiyor. Sonuç olarak bu durum ister istemez kaynaklar için rekabet eden ülkeler ve endüstrilerde, güven ve güvenirliliğin yüksek olduğu ülkelerin işine yarıyor. Yani adamların özellikle bizimle uğraşmalarına bile gerek yok. Sen kendi elinle veriyorsun bu ülkelere. Ama umutsuzlanmamak lazım. Güvenirlilik nasıl artırılır? Temelde bunu düşünmek gerek. Aslında olaya aileden başlamak gerekir. Sonra devlet baştan vatandaşına güvenmeli. İlkokullar, liseler, üniversiteler çalışma alanına alınmalı. HAK ve ADALET bu işin temeli. Güvenirliliği zedeleyen unsurlarla mücadele edilmeli. Kendi ülkemizde kendi aramızda bireylerin güveni nasıl güçlendirilir? Nasıl kuvvetlendirilir? Buna çalışalım.

Amerika yıllarca “Chicago sokakları v.s.” her polisiye filminde devriye arabasına bir Afrika kökenli Amerikalı ve bir beyaz Amerikalı koydu. Bunu siz tesadüf mü sanıyorsunuz? Beyaz ortağına bir şey olsa, siyah ırktan olan onu kurtarmak için çeşitli fedakarlıklara atılır ya da tam tersi. “Siyahi ortağına bir şey olmasın” diye beyaz Amerikalı ne hayalî kahramanlıklar yaratır. Ve her zaman sık sık da Amerikan bayrağını bu filmlerin hemen her sahnesinde görürsünüz. Adaletli kararların verildiği federal yargıçların masasında da, arkasında da Amerikan bayrağı vardır mutlaka. Sanki hakiki adalet sadece Amerika’dadır. Sanki insanlık kusursuz olarak Amerika’dadır. Tabii bunlar Amerika da güvenilirlik yaratır. Bireyler arasında güveninin artması için tüm sanat dalları çalışmakta, bilimsel veriler toplanıp bu güven nasıl artırılır? Araştırılmakta. Biz ise yıllarca bunu yapamadığımızın acısını sokakta birbirimize ters bakarak çekiyoruz. En çok birbirine güvenmesi gereken kesimler karşılıklı cepheleşiyor. Başta da söylediğim gibi; yıkılmaz, sarsılmaz sağlam bir toplum yaratmak istiyorsak, bu tuğlalar arası çimentoyu kuvvetlendirmek zorundayız. Bilindiği gibi tuğlalar arasında çamur veya DIŞARIDAN ETKİ YAPILIRSA eriyebilen bir madde konarak sağlam duvarlar yapılamaz. Birbirimize güvenelim. Hani Peygamberimiz ahlâkı ile ahlaklanacaktık? O’nun ilk vasıflarından biri “El-Emin” değil miydi? Ya da kendimiz için istediğimizi toplumun diğer bireyleri için de istemedikçe tam mümin olamazdık? Müslüman insan, Allah’ın en büyük eseri olan insana zarar vererek kazanç düşünebilir mi? Betondan, çimentodan, kumaştan v.s. nerden olursa olsun islâmiyette “çalmak” kelimesinin yeri var mı?

Sosyal bilimciler, toplum bilimcileri, saygıdeğer din adamlarımız, idarecilerimiz ve toplumda bulundukları yerde ışık olması gereken gerçek bilim adamları, gelin bir araya gelelim; Toplumumuzda birbirimize olan güveni artırmak için neler yapmalıyız? HAK VE ADALET’in bu işin temeli olduğunda hemfikirsek daha başka da neler yapmamız gerektiğini vakit geç olmadan düşünelim ve bunları sağlayalım. Sağlayalım ki bu vatanın bireyleri birbirine kenetlesin ve hiçbir kuvvet karşısında yıkılmayan sağlam kale duvarları gibi olalım. Devlet bize biz de devletimize güvenip iftiharla “-Ben Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşıyım” diyebilelim. Amerikalı, İngiliz, Fransız bunu başarabiliyorsa biz çok daha kolay başarırız ve başarmalıyız.

Hepinize sonsuz sevgi ve saygılar

Prof. Dr. Özalp Özer: Texsas Üniversitesi, UT DALLAS, Naveen Jidal School Of Management: Güven ve Güvenilirlik hakkında bir sohbet

> Yeni Meram >Yazarlar > Güven duygusu ve güvenilirlik
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.