YAZARLAR

Önemli bir sefer hazırlığı yapılıyordu.

   Hz. Peygamber herkesten yardımı en üst sınırda yapmasını istedi. Hz. Ömer bu isteğe büyük miktarda yardımla Hz. Peygamberin huzuruna çıktı.  Hz. Peygamber sordu;

   – Ya Ömer, malının ne kadarını yardım olarak getirdin?

   Hz. Ömer yanıt verdi;

   – Tam yarısını getirdim ya Resulallah, size getirdiğim kadar da geride var.

   Biraz sonra Hz. Ebû Bekir geldi. O da büyük bir yardımda bulundu.

   Hz. Peygamber ona da sordu;

   Malının ne kadarını getirdin?

   Hz. Ebu Bekir yanıtladı;

   – Tamamını getirdim Resulallah, evimde Allah ve Resulünün sevgisinden başka bir şey bırakmadım.

   Bunun üzerine Hz. Peygamberimiz şöyle buyurdu;

   – Allah yolunda fedakarlıkta Ebû Bekir’i kimse geçemeyecek.

***
   Peygamberimize bir kadın geldi ve dedi ki;
   – Ya resulallah, beni cennete koyması için Allah’a dua et!

   Peygamberimiz yanıt verdi;
   – Ey falanın annesi, yaşlı kadınlar Cennete girmeyecek!

    Kadın ağlayarak oradan ayrıldı.

    Peygamberimiz sözündeki inceliği açtı;
   – Ona haber verin, yaşlı kadınlar böyle yaşlı olarak Cennete girmeyecek, genç olarak, otuz üç yaşında girecekler!

***

    Büyük bilge ve düşünür Hacı Bektaş Veli’ye müritleri bir istekte bulundu;
    “Sizinle beraber erbaine (çileye, kırk günlük nefsi terbiye edici perhiz) girelim!”

   Hacı Bektaş Veli sordu;

   – Er çilesine mi, kadın çilesine mi?

   Müridler bir şey anlamayınca açıkladı;

   – İsterseniz 40 gün bir şey yemeden riyazet (perhiz) yapalım, bu eylem kadın çilesidir İsterseniz 40 gün tuzlu et yiyip amma asla su içmeyelim, bu er çilesidir.    

  Müritler bağış dilediler;

      – Efendimiz  ikincisine dayanamayız!

***

      Muiniddin Pervane Mevlana’ya gelerek

babası Sultan Veled’in mezarı üstüne eşsiz bir kubbe yapmak istediğini, buna izin verip veremeyeceğini sorunca Hz. Mevlana şöyle 

konuştu; 

   – Çok güzel, benzeri bulunmayan kubbe yapabilirsin,  eşi dünyanın başka bir yerinde bulunmayabilir, ancak hiç bir kubbe ilahi şaheser gök kubbeden güzel ve üstün olamaz Mezar yine Allah eseri kubbe altında kalsın.

***     

Vaktiyle adamın biri bir başkasından arsa satın aldı  ve orada bir çanak altın buldu. Altınları, arsayı satan adamın evine getirdi;
   – Arkadaş! Altınını al! Zira ben senden altın değil, arazi satın aldım.
   Arsanın ilk sahibi bu öneriye karşı çıktı;

   – Hayır, bunu alamam. Ben sana o arsayı içindekilerle beraber sattım. Bu altınlar benim değil senindir.

   Altınlar ortada kalınca, anlaşmazlıklarını çözmek için hakeme başvurdular. Hakem çocukları olup olmadığını sordu. Biri oğlu, diğeri kızı olduğunu söyleyince Hakem; oğlanla kızı evlendirmelerini, altınların bir kısmını onlara vermelerini, bir kısmını da kendilerinin harcamalarını tavsiye etti.

***

   Hz. Mevlana dergâhtan evine giderken yaşlı bir Müslüman onu görür ve der ki;

   – Ben de sana geliyordum oğlum.

Fıkıhtan bir şey soracaktım!

   Sorusuna öğrenince yanıt vermez;

   – Akşam kitaplara bakayım.

Yanıtını inşallah yarın söylerim!

   Eve gidip, uzun süre araştırır, kitaplar

karıştırır ama yanıtını bir türlü bulamaz.

Üzülür bunalır yorulur, sonra uyuyakalır.

    Düşünde gördüğü Hz. Mevlana ona kaynak gösterir;

   – Hidâye kitâbının filân sayfasına bak!

  Uyanıp kitabı açar ve o sayfayı okur.

   Öğrenici sorunun yanıtını böylece bulur ve hemen muhatabına aktarır.

     Bir Damla:

    ■ İçini dışından daha çok süsle! Dışın halkın, için Hakkın baktığı yerdir.

(Hz. Mevlana)

Etiketler:
> Yeni Meram >Yazarlar > Günün İçinden : Öyküler !
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.