YAZARLAR

■ Bu ümmette beden çarpılması yoktur. Fakat ey akıllı, fikirli adam, gönül çarpılması vardır.

***
Vaktiyle bir ülkenin yönetimini üstlenmiş olan Hükümdar, yanında has adamları olduğu halde ava çıkmıştı. Seyisin seçtiği en çevik ve en güzel ata binmiş, yanına burnu kokuya duyarlı av köpeklerini almış, mevsiminde, ormanda av kolluyordu. Bir orman köyünden geçerken güzellikte cennet kızlarını aratmayan bir cariye gördü ve hemen gönlünü kıza kaptırdı. Adamlarına emretti;
Kabul ederse derhal bedelini ödeyin, bizimle gelsin!”

Cariye, Hükümdar’ın heyetine sahibinin de rızasıyla katıldı Av bitince saraya döndüler. Hükümdar, eş edindi ve tutkuyla bağlandı İnsandı bu ve hep aynı konumda durmuyordu. Kadın hastalandı, şiddetli ateşle yatağa düştü. Ülkede ne kadar ün yapmış doktor varsa çağrıldı. Hükümdar konuştu;
“Benim sağlığım önemli değil, sizi canımın canı için çağırdım. O hasta. Her kim onun iyileşmesini sağlarsa, hazinemin kapıları ona sonuna kadar açılacaktır!”
Hekimler aralarında bir heyet seçerek derhal işe koyuldular. Hastayı defalarca muayene ettiler. Doğru teşhis için çalıştılar. Hekimbaşı, merak içinde bekleyen Hükümdar’a dedi ki;
“Sultanım! Siz kaygılanmayın, onu tedavi edeceğiz, elimizde çeşitli ilaçlar var.”
Aradan günler geçti. Cariye iyileşmiyor, günden güne eriyip gidiyor, sararıp soluyordu. Hükümdar, doktorların çaresizliğini görünce, iki rekât namaz kılarak istiğfarda bulundu, ellerini açıp dua etmeye başladı. Bu haldeyken uyuyakaldı. Düşünde ak saçlı bir ihtiyar’dan bir sesleniş geldi;
“Müjdeler olsun! “Dileğin kabul edildi. Yarın sarayına bizden biri gelecek, onu hemen kabul et ve hastanı göster.”
Hükümdar , sevinçle uyandı. Sabahı pencereden gözledi. Güneşin ilk ışıklarıyla birlikte bir pir çıkageldi. Hükümdar hemen kapıları açtırdı, buyur etti. Hal hatır sorup söyleştikten sonra kadının yanına götürdü. Adam, kadını muayene etti;
“Hekimleriniz onu mahvetmiş! Herkes çıksın odadan, onunla yalnız kalmalıyım!
Odayı boşalttılar. Adam, kadının nabzını tuttu, kim olduğunu, memleketini, yaşamını, ailesini sordu. Bütün sırlarını öğrendi.
Nabzını tutarken hangi adı söylediğinde fazla atıyorsa onun üzerinde durarak daha ayrıntılı sorular sordu. Semerkand’dan ve altından söz edilince heyecanlanıyor, nabzı fırlıyordu.

Muayene sonucu Gelen Pir Hükümdar’a gerçeği anlattı;
“Senin cariye, Semerkandlı kuyumcuya âşık. Buna gönül hastalığı denir. Sevgilisine kavuşmazsa kesin ölür, artık sen bilirsin.”
Hükümdar, gönül hastalığının önü alınmazsa ölümcül olduğunun farkındaydı. Adamlarına emir verdi. Semerkand’daki kuyumcuyu bulup getirdiler. Onları evlendirdi.
İbn-i Sina düşünür ve yazar olmakla birlikte Tıp dünyasının bir tür babası sayılır. Yazıları ve öğretilileri Ortaçağ ve daha sonraları tıp eğitimi alan öğrencilere okutulur ve öğretilir.

İbn-i Sina, Horasanlı vezirin hasta kızını tedaviye çağırılır. Âşık olduğunun fark eden vİbn-i Sina kızın sevdiğini bulmak için nabzını tutar. Çeşitli adlar söyler. Bunlardan birini
duyan kızın nabzı yüksek atmaya başlar. Ünlü düşünür ve hekim teşhisi koyar, nabız ile hastalık ilişkisine gönül hastalığı adını verir.
Kıssadan hisseye gelince… Gönül bu ferman dinlemez. Sultan Hükümdar Başbakan Başkan da olsa gönül hastalığına tutulanlar sevdiğini arar durur. Mal-mülk, makam, rütbe gönül hastalığının tedavi yöntemi değildir.

Son söz Yunus Emre’den;

■ Bir bahçeye giremezsen, Durup seyran eyleme. Bir gönlü yapamazsan, Yıkıp viran eyleme.

BİR DAMLA;

■ Giremediğin gönül senin değildir. Gönül, yalnız gönül vermekle alınır. Gönül istiyorsan, önce gönlünü vereceksin!

■ Birinin gönlünü bir kere kırdın mı, sonra yüz türlü iyilik etsen da o bir tek kırgınlığın öcünden sakın.

> Yeni Meram >Yazarlar > GÖNÜL HASTALIĞI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.