YAZARLAR

Şu günlerde hep Van Depremi, ölenler, yaralananlar ve kayıplar konuşuluyor. Ölümün soğuk yüzü, fotoğraf karelerinde Anadolu coğrafyasında acılar içinde yansıyor. Analar, oğullar, bebeler ağlıyor.

Anaların ağlaması bile başkadır;

“Ağlarsa anam ağlar gayrısı yalan ağlar.” Bu öz söz ana yüreğinin ne denli duyarlı ve yufka olduğunu ifade etmektedir. Evet, sadece analar ağlamaz. Evlat da ağlar, bacı da ağlar; eş de ağlar, kardeş de ağlar. Tümü de ağlar. Ancak annenin ağlaması başkadır. Çünkü ana yüreği başkadır. Anneler için, evlatları hep çocuktur! İsterse yetmiş yaşına gelsin;
“Bu dünyaya gelen kişi, ahir yine gitse gerek

Misafirdir, vatanına bir gün sefer etse gerek.”

Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı , Van’da meydana gelen depremde dün saat 12.00 itibarıyla hayatını kaybedenlerin sayısının 582, yaralananların sayısının 2 bin 608 olduğunu, 187 vatandaşın da enkazdan sağ olarak çıkarıldığını bildirdi.

Ölenlerden 63’ü öğretmen. Çoğu ilk kez atanmışlardan. Doğuya aydınlık götürmek için uğraşan eğitim ordumuzun genç neferleri…

Zamanı gelince herkes ölecek. Nasıl doğduksa bir gün gelip öleceğiz. Daha çocuk yaşta, gepegenç ya da yaşlı iken. Ölümden kaçış yoktur, ölüme varış vardır.

Dede Korkut kitabında her öykünün sonunda Korkut Ata eline kopuzunu alır ve der ki:

“Gelimli gidimli dünya âhir son ucu ölümlü dünya.”

Havayı değiştirmek için adaletiyle de ünlü Hz. Ömer’in ölümüne ilişkin iki kıssa;

Hazret-i Ömer halife iken kurt koyunu yemezdi. Ama O dünyadan göçünce, kurtlar koyunlara saldırır oldular.
Bir çoban, iki arkadaşıyla sürüsünün önünde oturuyordu ki, aniden bir kurt gelip, saldırdı koyunlara. Bunu gören çoban kaygılandı;
“Vâh Ömer!”
Sonra ağlamaya başladı.

Arkadaşları sordu;

“Ne oldu, niye ağlıyorsun?

“Halife Ömer vefat etti!”
Öbürleri sordu:
“Nasıl bildin?”
“Görmediniz mi, kurt koyunlara

nasıl da saldırdı

Yanıt verdiler;

“Evet biz de gördük!”

“O sağ olsaydı saldırabilir miydi?”
Birbirlerine bakıp konuştular;
“Kesinlikle..”
“Değil saldırmak, bakmaya bile cesaret edemezdi. Yıllardır çobanlık yapıyorum. Böyle bir olaya hiç tanık olmadım!”

Öbürleri bunu da doğruladılar.

Çok geçmeden hazret-i Ömer’in vefât haberi köye ulaştı. Aynı gün vefat dahası hattâ aynı sâatte.
***
Hazret-i Ömer’in öldüğü gün dünyayı

zifirî bir karanlık kaplamıştı. Çocuklar korku ile annelerine koşarlardı. Bir çocuk da annesine koştu,
“Anneciğim, anneciğim!”
“Ne var yavrum?”
“Gök karardı, kıyâmet mi kopacak?”

“Hayır yavrum. Kıyamete daha var.”

“Gökyüzü niye kararıp simsiyâh oldu?”
Düşündü; titreyen sesiyle yanıt verdi;
“Halîfe Ömer vefât etti evlâdım.

Gökyüzü belki de onun için kararmıştır.”

Ne diyor Cahit Sıtkı;

“Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.”

Cemal Süreyya damardan giriyor;

“Her ölüm erken ölümdür.

Yunus Emre derinden sesleniyor;

“Ölürse ten ölür canlar ölesi değil”

BİR DAMLA:

Gitmek gerekir bazen, fazla yormadan, Daha çok bıktırmadan
Eğer vaktiyse,
Ardına bile dönüp bakmadan.

> Yeni Meram >Yazarlar > GELİMLİ, GİDİMLİ DÜNYA!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.