YAZARLAR

   ■ Aklı öldürsen, ahlak da ölür.

Akıl ve ahlak öldüğünde millet bölünür.

Kadıyı satın aldığın gün adalet ölür.

Adaletin öldüğü gün,  Devlet de ölür.

( Fatih Sultan Mehmet)

***

Osmanlı’nın 2. Sultanı Orhan Beyin oğlu Murat Gaziye vasiyetinin son bölümüdür;

“Oğul! Cennet mekan babam Osman Gazi Han bir avuç toprağı beylik yaptı. Biz Allah’ın izniyle beyliği sultanlığa çevirdik. Sen daha da büyüğünü yapacaksın! Osmanlı’ya iki kıta üzerine hükmetmek yetmez. Zira İ’la-yı kelimetullah (Allahü tealanın ismi şerifini yüceltmek, İslamiyet’i yaymak) azmi iki kıtaya sığmayacak yüce bir azimdir.

Oğul, Kuran-ı kerim’in hükmünden ayrılma. Adaletle hükmet. Gazileri gözet. Dine hizmet edenlere hizmeti şeref say. Fakirleri doyur. Zalimleri cezalandırmakta tereddüt gösterme. En kötü adalet, geç tecelli eden adalettir. Hüküm isabetli dahi olsa, geciken adalet zulümdür.”

Aynı zamanda ana/ anamız da olan kadına şiddet almış başını gidiyor.  Her gün bir ya da  çok kadın uğradığı şiddet sonucu ya yaşama  veda ederken ya da sakat kalırken son olarak Üniversite öğrenicisi Özgecan Aslan’ın canavarca  katledilmesi Ulusal Vicdanı ayağa kaldırdı; protestolar biri birini izliyor. Bu olay, yargılama biçimi, verilecek ceza konusu da bir kez daha gündeme getirdi; idamda, hadım etmeye dek çeşitli öneriler var; irdeleyeceğiz ancak önce dersimiz yine adalet oluşturuyor. Bu bağlamda en çok eleştiri konusu adaletin gecikmesidir; “Geciken adalet adalet değildir.”

Öncelikle gecikmenin önünü açmak için adalet sisteminde değişikliklere gitmek, mahkeme ve Yargıtayın yükünü hafifletecek paylaşımları yaşama geçirmek gerekmektedir. Bir süre önce yitirdiğimiz şair Abdurrahim Karakoç da bu gecikmeden yakınıyor;

“Gene tehir etme üç ay öteye
Bu dava dedemden kaldı hakim beğ.
Otuz yıl da babam düştü ardına
Siz sağ olun o da öldü hakim beğ.

Hem davacı pişman hem de davalı
Bu yolda tükettik çulu çuvalı
Sabret makamından çalma kavalı
Sürüler ekine daldı hakim beğ.

Sürekli yakınır dururuz;

Geciken Adalet adalet değildir.

Özdeyişin Macar atasözü versiyonu var;

Geciken adalet, adaletsizlik getirir.

   Düşünür landor aynı görüştedir:
■ Adaletin gecikmesi, adaletsizliktir.

      Eleştirilerin bir de siyasal boyutu var. Muhalefet, iktidarın her aşamada  yargıyı yönlendirme içinde olduğunu örgütsel yapılanmalarda da aynı ayrılıkların yaşandığı öne sürüyor ve “adalet” kavramı da tartışmalı konuma gelmiş bulunuyor;

■ Siyaset mahkeme salonuna girerse adalet oradan çıkar. (Guizot)

İktidar yargıyı,  yargı Hükümeti suçlamayı sürdürürken,  muhalefet de eleştirinin dozunu giderek artırmakta, polemik tam arap saçına dönmüş bulunmaktadır. Kısır döngüyü aşarak, sorunu çözmek adaleti, siyaseti rahatlatacaktır.

Maurke Dueverger diyor ki;

   ■ Hukukun kuvvetinin azaldığı yerde, kuvvetlinin hukuku geçerli olmaya başlar.

Franz Kafka’nın Dava isimli kitabında derin bir ironi ile alaya aldığı yargılama sistemi ülkemizde ise aydınlarının genelde havanda su dövdüğü bir konumdadır.

   ■ İspanya Kralı sormuş;
   -Adalet mi üstündür, yiğitlik mi?
   Bilge yanıt vermiş;
– Adalet olsaydı yiğitliğe gerek kalmazdı.

Konfüçyüs’ün düşünce ve öngörüleri nedir;

■ Adalet kutup yıldızı gibi yerinde durur ve geri kalan herşey onun etrafında döner.

■ Bir ülkede adaletin varlığı kişinin kendini özgürce ifade etmesinden anlaşılır. Bir ülkede adaletsizliğin varlığı ise kişilerin başına buyruk davranışından anlaşılır. İyi insanlar sorunları önlemek için çalışır.

Bir damla:

Hitit Kralı bundan 4 bin yıl önce yargıçlara çağrıda bulunuyor:
“ …Bey için iltimas yapmasın, erkek kardeşine, kız kardeşine, arkadaşına iltimas yapmasın. Hiç kimseden rüşvet almasın. Haklı bir davayı kaybettirmesin, haksız bir davayı da kazandırmasın. Doğru ne ise onu yapın…”

Etiketler:
> Yeni Meram >Yazarlar > Geciken Adalet Zülumdur
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.