YAZARLAR

■ Konstantin elbet fethedilecektir. Onu

fetheden komutan ne iyi komutan ve

onun askerleri ne güzel askerlerdir.

***

“Fetih” ile “Fatih” sözcükleri birbiriyle özdeşlemişlerdir; adeta etle tırnak gibidirler. Fetih deyince akla Fatih, Fatih deyince de fetih gelir. Nasıl, Mevlana deyince Konya, Konya deyince de Mevlana söz konusu ise.

İstanbul”un Türkler tarafından fethinin yıldönümünü, “Feth-i Mübin” kutluyoruz..

Bıyıkları henüz terlemiş 21 yaşındaki Padişah Fatih Sultan Mehmet, at sırtında Topkapıdan Kent’te ulaşıyor, Ayasofya’ya yöneliyor, kapıya gelince de atından iniyor, içeri yaya giriyor. Korkudan titreyen, önünde yere kapanan onca dini lider ve erkekli kadınlı halka şöyle sesleniyor:
“ Kalkın! Ben Sultan Murat Han Oğlu Sultan Mehmet, derim ki; bu günden itibaren canınız ve hürriyetiniz teminatım altındadır.”

Dünya tarihine yendiği ülkenin insanına bu denli sıcak yaklaşan, rahata ve huzura kavuşturan Fatih Sultan Mehmet’ten başka Komutan adı yazılmadı. Mevcut Osmanlı mülküne 18 iklimi kattıayrıca Anadolu’yu baştanbaşa Müslüman toprağı haline getirdi.

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethettiği gün kenti gezdi, akşama doğru da evinde göz altında tutulan Bizanslı Amiral Notaras’ın getirilmesini emretti; ona armağanlar verdi kentin yönetiminden sorumlu olacağını da müjdeledi. Ertesi gün atıyla Notaras’ın evine gitti hasta hanımını ziyaret etti;

“Anne! Olanlara üzülme! Allah’ın istediği buydu; yitirdiğinin fazlasını verebilirim. Şimdi yapabileceğin en iyi şey iyileşmektir.”

Fatih Sultan Mehmet daha sonra atıyla İstanbul’u dolaşmaya başladı. Ayasofya’nın tepesine çıktı, kilisenin çevresindeki evlerin harabeye döndüğünü görünce, Şeyh Sa’dî’nin Farsça kaleme aldığı dizeleri mırıldandı;
“Bum nevbet mîrend der künbedi Afrâsiyâb/ Perde dârî mîkünned der kasrı Kayser ankebût.”

İstanbul’un Türkler tarafından fethiyle Ortaçağ perdesi kapandı, sahneye Yeniçağ çıktı. Bir çağı kapayan, yeni bir çağı açan İstanbul’un fethi büyük bir başarıdır, küresel bağlamda da kuşkusuz önemli bir zaferdir.

Fatih Sultan atına binmiş, ordusunun önünde, İstanbul’a ilk kez giriyordu. Yanında Akşemsettin, Mola Hüsrev ve Molla Gürani vardı. Şehir halkı yol boyunca dizilmiş, Türk Ordusunu karşılıyordu. Halkın arasından çok kimse, ellerindeki çiçek demetini Padişaha Sunmak için ileri atılıyordu. Akşemsettin’i aksakalıyla ağır duruşuyla Padişah sanıp ona yöneliyor, Akşemsettin atını geri çekip göz ucuyla Fatih’i göstererek demek istiyordu ki;
– Sultan odur, çiçekleri ona veriniz!
Fatih de Akşemsettin’i işaret ediyordu;
– Çiçekleri gene ona veriniz. Sultan Mehmet benim ama O, benim hocamdır.

Fetih’in çeşitli yansımaları olmuştur;

Tuna’nın güneyi ile Fırat-Toros hattının batısındaki alan Osmanlıların eline geçti.

■ Buğdan, Sırbistan, Mora, Amasra, Çandarlı Beyliği, Trabzon Rum İmparatorluğu, Akkoyunlu Beyliği, Kırım Hanlığı Osmanlılara katıldı.

Venedik’in deniz üstünlüğü bitti.
■ Dünyanın en büyük kilisesi Ayasofya, câmi hâline getirildi.

Dünyânın her tarafından bilim adamları İstanbul’a geldi. İstanbul bilim, kültür ve sanat etkinliklerinin merkezi oldu.

BİR DAMLA:

Vur pençe-i âlî’deki şemşîr aşkına,
Gülbang-ı âsmânı tutan pîr aşkına.

Ey leşker-i müfettihü’l-ebvâb vur bugün,
Feth-i mübîni zâmin o tebşîr aşkına…

Vur deyr-i küfrün üstüne rekz-i hilâl içün,
gelmiş bu şehsüvâr-i cihângîr aşkına…

Düşsün çelengi rûm’un, eğilsün ser-i firenk,
Vur türk’ü gönderen yed-i takdîr aşkına.

> Yeni Meram >Yazarlar > FETİH VE FATİH!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.