YAZARLAR

KONYA ikiye bölündü.

Ziya hoca gitmeli mi?

Yoksa kalmalı mı?

Gaziantepspor maçı öncesi düzenlendiği basın toplantısında, yaşanacakları sanki sezinlemiş olacak ki Ziya Doğan;

“Şehir panik yapmamalı, yapılırsa takım düşer” demişti.

Maalesef ki Gaziantep önünde sezonun en kötü futbolu oynandı ve 90 dakika içinde kaleye şut çekilmeden, korner atışı kullanılmadan ve en önemlisi pozisyona girmeden soyunma odasına gidildi.

Takımlarının, Bursaspor ve Eskişehirspor maçlarındaki direncini gören ve umutlarını artıranlar için bu maç tam bir hayal kırıklığı oldu.

Hem rakip kupa yorgunuydu,

Hem de önemli silahları yedek soyunmuştu.

Tabiî ki kabul ediyorum.

Bizim kadroda da önemli eksikler vardı.

Kadroya yeni dahil olmasına karşın orta sahada fırça görevi yapan ve oynadığı 2 maçta da sahada ayak basmadık yer bırakmayan Ertuğrul’un olmayışı, Peter Grajciar’ın sakatlığı takımı olumsuz etkiledi.

Orta saha olmayınca olmuyor işte.

Gaziantep maçında bunların üstüne bir de gününde olmayan Musa eklenince kötü sonuç kaçınılmaz oldu.

Bloklar arasındaki kopukluklar, ileriye top taşınamaması;

iki forvetli takımın pozisyonsuz bir maç geçirmesine etken oluşturdu.

Ziya Doğan beklenen hamleyi 2. yarının hemen başında yaptı aslında.

Orta sahada aksayan Musa’nın yerine Montano ve geriden Perez’in yerine, sağ açığa Salibasic alınarak orta saha daha dirençli hale getirildi.

Ama 55. dakikada Zayatte’nin çift sarıdan atılmasıyla tüm planlar alt üst oldu ve Konyaspor hakimiyeti tam eline aldı dediğimiz anda ibre Gaziantepspor’a döndü.

Sonrasında defansın yeniden güçlendirilmesi, Hakan’a çarparak gelen şanssız gol ve gelen 2 farklı yenilgi..

Kırmızısı-sarısı.

Eksiği-gediği.

Varı-yoku..

Kimsenin umurunda değil biliyoruz.

Ortada küme düşmeme mücadelesi veren bir takım ve toplaması gereken puanlar var.

O, bu, şu..

Gaziantepspor maçı kaybedilmemeliydi.

***

Gelelim maçın son bölümünde başlayan ve birkaç gündür süre gelen; “Ziya hoca gitmeli mi-kalmalı mı?” tartışmasına.

Ben de çok düşündüm.

Bu işler kolay değil.

Gönder Ziya hocayı, gelsin bir başkası.

Artısı-eksisi.

Kazanç-kayıp.

Hepsi için kocaman bir soru işareti..

Kadroyu kuran Ziya Doğan.

Kendi oyun mantalitesine göre alınmış birçok adam.

Görüşüm odur ki hoşumuza gitse de, gitmese de

Ziya Doğan şuan için KALMALI..

Birkaç hafta sonrasını elbette bilemeyiz..

***

Gaziantep önünde sergilenen berbat futbola rağmen ben umutsuz değilim.

Gelin bu sezon kalem kağıdı erken alalım elimize.

Hesaplara başlayalım.

Kalan 14 maç var.

Puanımız 15..

Bizim servisteki tahminimize göre düşme barajı en yüksek 35 olur.

35-15=20

Konyaspor’un kalan 14 maçta 20 puanın altına düşmemesi gerekli.

20 puan=6 galibiyet+2 beraberlik olduğuna göre, takımın en az 8 maçtan puan çıkartması şart.

Kalan maçlara bakalım:

Bucaspor , İstanbul B., Karabükspor , Ankaragücü , Fenerbahçe , Antalyaspor , Trabzonspor , Manisaspor , Kayserispor , Beşiktaş , Kasımpaşa , Gençlerbirliği , Sivasspor ve Galatasaray .

6 içeride, 8 dışarıda..

Düşme hattındaki rakiplerimiz kim.

Kasımpaşa, Bucaspor, Sivasspor, Gençlerbirliği ve Ankaragücü.

Bu takımların hepsiyle maçımız var.

Yani her biri 6 puanlık maçlar.

Konyaspor’un içeri de ve dışarıda oynayacağı bu 5 maçı alması ve artı puanlar takımı ligde tutar.

İlk final; hafta sonu Buca ile.

Geçtiğimiz sezonda hemen hemen aynı dönemde bu takımla İzmir’de çok kritik bir maça çıkmıştık.

3-1 yenildiğimiz bu maçla birlikte play-off süreci başlamıştı.

Bu kez play-off gibi bir şansımızda yok.

Ya kazanacağız, ya kazanacağız.

***

Son olarak Gaziantepspor maçı esnasında içimi sızlatan iki tezahürata deyinmek istiyorum.

Birini Yeşil-Beyaz kaşkollu, diğerini de Kırmızı-Siyah kaşkollu taraftarlar şarkı tonunda seslendirdi.

İkisinin içinde de küfür ibareleri olduğu için açıkça yazamıyorum.

İlki bizden olan taraftarlardan geldi.

Takım 1-0 mağlup.

Bir grup ayağa kalkıyor ve bağırıyor.

Kime tepkileri?

Ziya Doğan’a, futbolculara ve başkana.

Buna diyecek bir şey yok.

Tabiî ki göstereceksiniz tepkinizi.

Ama başkanın adıyla başlayan ve küfürle biten tezahürat olmadı.

Konyaspor bizim takımımız. Bu kulübün başkanı da; ‘Sevsek de, sevmesek de’ bizim başkanımız.

Bahattin Karapınar’ın önünde Konyaspor Kulüp Başkanı ibaresi var.

Kimsenin, kimseye küfür etme hakkı yok.

İkincisi konuk takım tribününden geldi.

2-0’dan sonra başladılar..

Yine küfürlerin araya serpiştirildiği bir üslupla Konyaspor’un küme düşeceğini ima ettiler.

Onların Konyaspor’a küfür etmesi veya Konyaspor’u küme düşmeye aday göstermeleri içimi sızlatmadı.

Bir anda 2006-2007 sezonunun son haftası aklıma geldi.

40 puanla Konya’ya gelen ve ligde kalması için kazanması gereken bir takımdı Gaziantepspor..

Ve maç öncesi Gaziantep gazetesi manşeti şöyleydi: Önce Allah, sonra Nurullah.

Hatırlayanlar bilir, ne kadar da zavallıydılar.

Gelen gazetecileri, yöneticileri ve futbolcuları..

Hepsi yardım bekliyordu sanki.

Gaziantepli Nurullah Sağlam’ın Konyaspor’u ne yaptı?

Verdi maçı.

Hem de hiç utanmadan verdi.

O sezon son maçını kaybeden Antalyaspor kümeden düştü.

Evet Antalyaspor.

Hani 2 sezon önce Ankaragücü’yle berabere kalsa bile ligde kalacak olan ama her şeye rağmen Ankaragücü’nü yenerek bizim düşmemize neden olan Antalyaspor.

Biz bunu 3 kere yaptık. Gaziantep, Malatyaspor ve İstanbulspor. Hepsinin ligde kalmasını sağladık son haftada yenilerek.

Ve son sözüm..

Son 3 sezondur yaşadığımız sıkıntılardan sonra aklıma şu soru geliyor.

“Biz çok mu ‘Ah’ aldık?”

> Yeni Meram >Yazarlar > Düşme barajı ve 4 yıl öncesinden bir anı
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.