YAZARLAR

Dünya denen zindanı, at koşturacak alan eylemişiz. Dünyayı anlatacak, övecek, övmelerden usanmayacak bir meydan eylemişiz.

Üç günlük hayatımız varken, dünyaya sahip çıkmaya, onu kimselerle paylaşmamaya, bölüşmemeye, üstünde ve altında ne varsa hepsine birden sahip olmaya yeltenmişiz. Paylaşma ve bölüşme düşüncesine tahammül edemeyip, onbinlerce, yüzbinlerce, milyonlarca insanı bir hiç uğruna katletmişiz.

Dünya içinde mahpushaneler kurmuş, her birinin başına kaçan olmasın diye gardiyanlar dikmişiz. Dünyayı insanlara zindan etmişiz. Bu dünyanın aslında zindan olduğunu, en büyük mahpusun biz olduğunu yaşarken gözümüzü kör eden hırsımız yüzünden anlayamamışız.

Dünya zindanını delip kurtulmak varken, zindanlar içinde zindanlar kurup, kırk kilitle, kilitlemişiz kendimizi, ruhumuzu, vicdanımızı, merhametimizi ve gönlümüzü.

Ne insanlara, ne insanlığa gün yüzü göstermemişiz. Dünya nimeti diye, altına, gümüşe, elmasa, petrola, uranyuma öyle bir bel bağlamışız ki, onlar kimin elindeyse maraza çıkarmış, aralara fitneler salmış, oluk oluk kan akıtmış, savaşlar çıkarmış, sınırlar değiştirmiş, milyonlarca masum insanın kanına girmişiz.

Bir oh diyememiş insanlık savaşlardan. Dünyanın nimetleri, milyarlarca insanı doyurabilecekken, yediğimizi yemiş, yiyemediklerimizi artık diye dökmüşüz. Afrika kıtasında milyonlarca çocuk, açlıktan ölüp giderken, onları gösteren kanalları değiştirmişiz. “Tok açın halinden anlamaz” sözünü kim demişse, doğru demiş diye tasdiklemişiz!

Dünya zindanında mahpus ettiğimiz, sus-pus ettiğimiz insanların, kavimlerin, milletlerin ve devletlerin, ellerinde neleri var, neleri yok herşeylerini aldığımız dönemler dünya var olduğundan beri hiç değişmemiş.

Bir zamanlar, dünya’nın haracını yiyen Roma, İlahlık iddiasında bulunmaktan çekinmeyen ihtişamlı Mısır’ın Firavunları da yerle bir olmuş! Ya o İbrahim’i mancınıkla ateşe attıran Nemrut nerede? Aldıkları kaleleri insanlarıyla birlikte yakan-yıkan Moğollardan bir iz var mı? Son bir asırdır birinci ve ikinci dünya savaşlarında ölen milyonlarca insanın hesabını kim verecek? Günümüzde tam bir kan gölü haline getirilen Orta-Doğuda milyonlarca insanın hayatı söndü, Sağ kalanlar ölümün üzerlerine düşen gölgesiyle ülkelerinden kaçıyorlar.

Anlaşılan o ki, Dünyayı insanlara zindan eden, gücü ve kudreti elinde tuttuğu iddiasında olan aç gözlü insanların çıkardığı petrol savaşları sona erinceye kadar, sular durulmayacak.

Dünya ile ilgili bir dünya laf söylemiş büyüklerimiz, onlardan da bize intikal eden ibret dolu deyimleri hep kulağımızın ardına atmışız. Dilimizden düşürmediğimiz halde, bir türlü gereğini yapmak için istekli olmamışız.

Dünya zindanında ebedi kalmak gibi olmayacak bir hayalin peşine düşmüşüz. Tam zafer kazandık, herşey lehimize döndü , bizim oldu , benim oldu diye düşünürken, kurduğumuz saltanatlar gecenin bir yarısında sona ermiş.

Atalar, “ölüm gelmiş cihane, başağrısı bahane” diye özetleyip geçmişler bu durumu.

Dünya sevgimiz, dünya bağlantımız dünya ile ilgili sözlere ve deyimlere vurmuş damgasını. Nasıl mı? Dünya bir yana sen bir yana, Dünya başına yıkılmak, Dünya bir araya gelse, Dünya durdukça yaşa, Dünyalar benim oldu, Dünya kelamı, Dünya kadar, Dünya yansa bir hasırlık yeri yok, Dünyadan haberi yok, Dünyasından geçmiş, Dünyalığı doğrultmak, Dünyanın tadını çıkarmak, Dünyaya kazık çakmak, Dünyaya gözlerini kapamak, Dünyayı ben yarattım demek, Dünyayı görmemek, Dünyayı toz pembe görmek, Öbür dünyayı boylamak, şöhreti dünyayı tutmak gibi.

Bu sözleri, bu cümleleri kullanmayanımız var mı?

Dünyaya Yunusça bakamıyor insanlık, ” Mal sahibi mülk sahibi / Hani bunun ilk sahibi / Mal da yalan mülkte yalan / Var biraz da sen oyalan!” sözüne itibar etmekten kaçıyor!

Gelmiş-geçmiş insanlar arasında, dünyanın bütün altın ve akçasını elinde bulunduran ve en büyük zengin unvanı kendisine ait olan “Karun” ne götürdü öbür tarafa?

Hz. Pir, “Dünya zindan biz mahpusuz; zindanı del kurtul!” derken, sizce de, bütün insanlığa seslenmiyor mu?

> Yeni Meram >Yazarlar > ‘Dünya zindan, biz mahpus!..’
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.