YAZARLAR

 

Bugün “şucu “olanlar bir bakıyorsunuz ki yarın “bucu”ya dönüşüvermişler. Nedense yaşadığımız süreçte çoğunluk oynak merkezli bir tutum sergiliyor. Kuşların daldan dala uçması gibi, “bugün” benden, yarın hemen senden oluveriyorlar. Bu denli döneklik en çok siyasette yaşanıyor. Onun için alkış tutanlar makamdan gönderilince, ters köşe yapıp övgü bakışının açısını değiştiriyor, yerine gelen için arz-ı endamlar anında başlıyor. Giden hemen unutuluyor, yalnızlaştırılıyor, ne arayan ne de soran oluyor. Bu denli davranışlara “siyaset budur” diyorlar. Yıldırım hızıyla yapılan bu değişkenlikleri ve (U) dönüşleri, ruh hastalığı kapsamında kişilik yoksunluğu olarak değerlendiriyor, etiksel bağlamda da doğru bulmuyorum. Olayı daha ileriye taşıyarak toplumsal yozlaşmanın bir ürünü sayıyorum.

Deve kuşuna “uç!” demişler; yanıt vermiş;
“Ben deveyim!”
O zaman “koş’” demişler. Bunun üzerine de şu yanıtı dillendirmiş;
“Ben kuşum!”

Deveye sormuşlar “neren eğri?” diye oda yanıt vermiş;
“Nerem doğru ki!”
Doğruların giderek azaldığı, eğrilerin ise harman olduğu zaman diliminde toplumsal değil bireysel yararların öne çıktığı bir ortam içreyiz. Bu nedenle de bugün böyleyiz, yarın şöyle. Öbür gün ise çok daha başka oluyoruz,
Dön Baba Tekkesine döndük.

Dön Baba Tekkesi, kayıtlarda Türbeler içinde yer almasına karşın görüntü olarak bir mezar kalıntısını andırıyor. Önceleri Türbeye sahip olduğu anlaşılan mezarın, 3.5 metre çaplı alanda basit duvar örgüsüyle korunduğu görülürken Mezarlık içinde bez parçalarının bağlandığı pınar ağacı bulunuyor. Bu mekân Halkın buraya gelerek çevresinde dönmesi, ve dilekte bulunmasından dolayı “Dön Baba” olarak ünlendiği anlaşılıyor. Mezarın kime ait olduğuna ilişkin, ne belge ne halk bilgisi var.

Sıkça kalıp, üslup ve görüş değiştirenler
“ Fır döndüler” dahası “bukalemun insanlar” olarak da değerlendiriliyor. Giderek sayıları çoğalan her araziye uyan “evet efendimci” diye tanımlanan, “nabza göre şerbet veren” kişilik sergileyenler itibar görüyor, önemli makamlarda görevlendiriliyor. Bunlar, bir kez daha yineleyeyim ki, bugün şunun, yarın bunun adamı olanlardır, hep (U) dönüşünü yeğleyenler, dönekler, liboşlardır; bir bakıma düpedüz Ali Dibolar’dır.

Neyzen Tevfik, dönekliği yıllarca önce dizelerinde seslendirmiş;
“Asrın yeni bir umdesi var, hak kapanındır
Söz haykıranın mantık ise şarlatanındır.”

Dönek sözcüğünü bir kavram olarak sıkça kullanırız. Dönme ile dönek arasında nüans değil, çok büyük fark vardır. Dünya dönüyor.
Devran da dönüyor;
“ Keser döner,
Sap döner,
Gün gelir
Hesap döner.”
Dönmek, hep dönmek!

Semazenlerin dönmesi ilahi aşkın heyecanı ve şevki içindedir. Onlar, bu duygular içinde, kendilerinden geçerek dönüyorlar.
Büyük Şair Yahya Kemal, ölümün ayak seslerini, işaret ediyor;
“Dönülmez ufkun akşamındayız vakit çok geç”

Konumuz, ne onlar, ne de bunlar.Özellikle devr-i siyasette sayıları hayli çoğalan “dönekler” ve “dalkavuklar” dan satır başı açmak istiyoruz. Başka anlatımla, (U) dönüşü yapanları, el-etek öpenleri, bir gün burada, diğer gün başka yerde olanları irdeleyerek kıssadan hisse çıkarılmasını diliyoruz. Bunlar, fikir ve düşünce göçebesi, rüzgâra göre yön değiştiren yönsüzlerdir

Türk Dil Kurumunun döneklik tanımı;
“İnanç ve düşüncesini sık sık değiştiren, sözüne güvenilmeyen, kaypak insanlara verilen isim.“
Her alanda ve meslekte döneklere rastlamak olanaklıdır. En çok dönekler maalesef siyaset ile görsel ve yazılı basında öne çıkmaktadır.
Devir değişirse, onlar herkesten önce değişmiş olacak hızlarına yetişilmeyecek yine Onların borusu ötecek. ileri demokrasi özlemi içinde bunların etkisizleştirilmeleri de var.

Dönekler kadar, günümüzde dalkavukların sayısı giderek artmaktadır, postmodern adları yağdanlıktır. Dönek ve dalkavuklar toplumun tehlike saçan virüsleridir. Bunlar, bugün “ak” dediklerine yarın” kara” diyenler, esen rüzgâra göre yön değiştiren menfaat budalalarıdır.

Dalkavukluk nedir?
“Dalkavuk kendisinden çıkar sağlayabileceği, kimseyi, kimseleri aşırı bir hayranlıkla öven, pohpohlayan ikiyüzlü kimselere denilmektedir.”
Dalkavuk sözcüğü “dal” sıfatı ile “kavuk” isminden gelen birleşik isimdir. Hasan Pulur ustanın da vurguladığı gibi herkes, toplumun özellikle her iktidar sahibi, kendilerine yağ çekilmekten hoşlanmaktadırlar. Ancak dönekler ve dalkavuklardan sürekli hayır gelmez, bir yerde kopar.
Ünlü düşünür Casino De Gregrio da bu görüşümüze destek veriyor;
“Dalkavuktan sakınınız, çünkü O, boş kaşıkla besler.”
Sözün burasında bir dalkavuk fıkrası;
Filozof ile bir dalkavuk konuşuyorlarmış…
Filozof ne derse, dalkavuk onaylıyormuş. Sonunda filozofun sabrı tükenmiş:
“Be adam, hiç olmazsa, bir kere itiraz et de, iki kişi olduğumuzu anlayalım.”
Döneklerle dalkavuklar hep el- etek öpmeyi yeğlemektedirler. Böylesi alışkanlık giderek kronikleşmekte zaman içinde de vazgeçilmez bir tutkuya dönüşmektedir. Başları dik değil, hep eğiktir ve yerdedir. Başı yerde olmak yaptırımların en ağırıdır. Dönek olmayan ve dalkavukluğa prim vermeyenlerin başı hep yükseklerde dimdiktir. Tokatizade Şekip gibi;
“Kalender meşrebim minnetim yoktur
Yükseklerde uçan meleği sevmem
İzzet-i nefsime hürmetim çoktur
Öpülmek istenen eteği sevmem.”

El etek öpmeyenler kimi engellemelerle karşılaşabilir ama, ömürlerini mihnet içinde harcamamış olurlar;
“Dilerim ki fânî dünyâda kimse
Ömrünü mihnetle telef etmesin.
Fakat kâmil adam olmak isterse,
Elem çektiğine esef etmesin.”
(Rıza Tevfik Bölükbaşı)

> Yeni Meram >Yazarlar > Döneklik Üstüne…
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.