YAZARLAR

“Poşetli dede” yada “Garip” diye tanınan kimsesiz Mehmet Keleş’in, şehirlerarası otobüs terminalinde manevra yapmaya çalışan otobüsün altında kalarak yaşamını yitirmesi sonrasında, iki ayrı banka hesabında 1.1 milyon lirası olduğu iddiaları dilenciliğin sorgulanması gerektiğini ortaya koydu.

Mehmet Keleş’i tanımayan, ona yardım etmeyen ve para vermeyen neredeyse kimse yoktu. Onu en işlek caddelerde, tramvay ve otobüs duraklarında ve tramvaylarda seyahat ederken görebilirdiniz.

Habercilerimiz haberlerinde vefatından derin üzüntü duyulduğunu yazmışlar.

Şehrin neredeyse bir çok merkezi yerinde ona rastlayanlara, adeta Konya’nın sembolü gibiydi diyenlere bakarsanız, onu tanımayan, bilmeyen, görmeyen yoktu diye anlattıklarını göreceksiniz.

Dilencilikten elde ettiği gelir ve banka hesapları olduğu yönündeki iddialar gerçekleri yansıtıyorsa, şehir olarak dilenciliği sil baştan sorgulamamız ve değerlendirmemiz gerekiyor.

Eski para ile trilyoner, yeni ifade ile milyoner bir dilencinin ölümü ile karşı karşıyayız ki, yüzde 65-70’i asgari ücretlerle ayakta durmaya çalışan ve yaşama mücadelesi veren insanlar için rüyalarında göremeyecekleri yüz yıl çalışsalar, biriktiremeyecekleri bir miktar bu para.

Dilencilerin göz kamaştıran, parmak ısırtan, hayretlere düşüren, şaşkınlık yaratan zenginlikleri çabuk unutan bir toplum olarak, gündemimizi çok fazla işgal etmiyor.

Üzerinde çok fazla kafa yorduğumuzu bile sanmıyorum.

Belki bir kaç gün, dilencilere para vermeyen, onları görmezden gelen insanımız en fazla bir ay sonra kapısına gelene, caddede rastladığına, şehrin işlek bir merkezinde bir ekmek parası diyene tekrar cebindeki bozukluklardan vermeye başlıyor.

Bizim bu alışkanlıklarımızı iyi okuyan dilenciler, ne avuç açmaktan, ne de kendilerini acındırmaktan vazgeçmiyorlar.

*/*/*/*/*

Milyoner dilencilerin çoğalması, dilencilere para veren insan sayısında bir azalmayı da peşinden getirir mi sorusu şehrimizi ilgilendiren bir soru olmaktan ne yazık ki, çok uzak!

Sabit yerleri olan, köşe başlarını tutan, insan sirkülasyonunun yoğunlukta olduğu yerlere tezgah kuran dilenciler beklediklerinin çok daha üzerinde bir gelir temin ederlerken, dilencilik çoktan apayrı bir sektör olup çıkmış durumda.

Yazıktır, günahtır, sevaptır diye diye dilencilerin sayısını çoğaltan, göz yuman, aldırmayan, dilencileri ana caddelerden kaldırmayanlar bizler değil miyiz?

Onların üzerlerinden çıkan paralar, tapular ve banka hesapları niye bizleri şaşırtıyor?

Yılın 365 günü dilenen, el-avuç açan, ses tonlarını milletin bam teline ayarlayıp, kalplerini en hassas yerinden vuran bu insanlara az mı para verdik!

Kimse kimseyi suçlamasın, günah keçisi aramasın!

Dilenciliği sektör haline getirmede herbirimizin katkısı ve desteği var.

Gerçek fakiri, ihtiyaç sahibini, muhtaç olanı göremeyen gözlerimiz, bu işi sanat haline getiren, rahatlıkla ağlayabilen, acizlenen ve sızlanan insanlara para saçmaya devam ediyor!

Konya gibi merhamet ve vicdan istismarlarına oldukça açık ve müsait şehirlerin birer dilenci cenneti olduğunu kimse ne saklasın, nede kamufle etmeye kalksın!

Dilencilerin üzerinden ev tapularının, külliyatlı miktarda paraların çıktığı sır değil. Basına akseden sayamayacağımız kadar çok dilenci ve dilencilik vakası var bu şehirde.

Son yıllarda iyice artan dilenci sayısına Suriyelilerden de eklenenler olunca patlama yaşanması ve bunun hayretle karşılanmasına, hayret etmek lazım aslında!

Kurban Bayramının yaklaştığı şu günlerde, şehirdeki dilenci artışını takip edebiliyor musunuz? Her köşede, her işlek caddede kendi elimizle Konya’ya, kim bilir kaç tane dilenci milyoner kazandırdığımızın ne kadar farkındasınız diyeceğim, cevap veren olmayacak!

Gerçek fakirin dilenmediğini ve dilenmeyeceğini hepimiz biliriz bilmesine de, ağlamayan çocuğa meme vermezler mantığı ile dilencileri milyoner yapar geçeriz. Sonrada bir şikayet, bir şikayet! Bu manzaraya “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!” derler demesine de, kime ne diyeceksiniz sevgili okurlar?

> Yeni Meram >Yazarlar > Dilenciliği sorgulamak istiyor muyuz?
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.