YAZARLAR

On altı senedir hayvan haklarını savunuyorum.

Aslında; Allah’ın bize emanet ettiği bu canlara, bu emanetlere sahip çıkıyorum.

Neler yaşadım…

Neler gördüm…

Nelerle karşılaştım… Bilemezsiniz.

Her seferinde insanlardan nefret ettirme diye Allah’ıma dua ettim, yalvardım, yakardım.

Öğretmendim, çocukların yaptıklarını görünce, onların anne ve babalarının duyarsızlıklarını görünce içimdeki öfkeyi dışa vurmamak için, duygularımı hep bastırdım. İçimdeki nefretin sevgiye dönüşmesi için, beynimi, ruhumu, yüreğimi, yaradana duyduğum sevgiyle eğittim.

Üzerlerine ispirto ve gaz dökülüp, yakılan kedi yavruları.

Çöpün içinde gözleri açılmamış, mışıl mışıl uyuyan köpek enikleri.

Yollara, karayollarının kenarlarına atılmış ve tümü dişi olan koyun köpeği enikleri. Biliyordum ki sürü sahibi erkek ve bir dişi ayırıp kalan dişileri atar!

Onları canlı olarak görmez.

Onlar cansız birer maldır, hem de işe yaramayan mal!

Kulağı kesilmiş,

Yanağı kulağına kadar kesilmiş,

Çenesi kırılmış,

Dişleri sökülmüş,

Alt çenesi uçurulmuş,

Vücudu saçmalarla delik deşik edilmiş,

Karda tek kurşunla dalağı parçalanmış, gözleri bana bakıp, neden? neden? neden? diye soran ve bana bakarak, başını okşarken can veren

Boğazı telle sıkıştırılmış, ne tüy ne de deri kalmamış ve nefes borusu delik, aldığı nefes delik borudan çıkan, başına gelenin nedenini bilmeden badem gözleri ile bakıp, acısını içine gömen.

Tecavüz edilen.

Başı taşla ezilen, kuyruğu, kulağı kesilen…ağzı ve ayakları bantlanıp, çöpe atılan,

Havladı diye kurşunlanan daha nicelerini gördüm.

Ama inanın beş katlı apartmanın çatısına çıkarılıp, ip ile kiremitlere bağlanan köpeği ilk kez gördüm.

Gece saat 21:30’da ihbar geldi. İnanamadım. İki gündür çatıda bağlı, aç ve susuz ağlıyor dediler.

Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Sayın Cevdet İşbitirici’yi aradım ve yüksek merdivenli araç ile hayvanı indirdik.

Adını “Kemancı” koydum.

Damdaki Kemancı aklıma geldi.

Şimdi “Kemancı” çok mutlu, koşup, oynuyor.

“Dam üstünde saksağan”

Biz dam üstünde köpek bulduk.

İnsanlar çıldırmış.

Çocuklar sınav hastası olup, akıl sağlıklarını yitirmişler.

Ama çok normal,

Millet olma özelliğimizi yitirdik.

Türklüğümüzle, bayrağımızla, İstiklal Marşımızla bağımsızlığımızı kazandıran Mustafa Kemal Atatürk, şehitler ve Kurtuluş Savaşı’nın kahramanları ile övünmeyi, gurur duymayı unuttuk.

Tek dil, tek vatan, tak bayrak, tek ulus olma özelliğini kaybettik.

Ahlak ile ahlaksızlığı,

Dürüstlük ile sahtekarlığı,

Saygı ile saygısızlığı,

Terbiye ile terbiyesizliği,

Allah’tan korkmak, çekinmek ve yaratanı sevmek ile kuldan utanmayı,

Çalışkanlık ile tembelliği,

Anneye, babaya, büyüğe saygıyı bıraktık.

Yüreğimizi sevgi yerine kin ve nefretle doldurduk.

Tek bir şeyi, sevmeyi öğretebilseydik bunca sene, dama köpek bağlayan insanlar aramızda olmazlardı.

Aç susuz iki gün o canlıyı damda kiremide bağlı tutan ve hiç umursamayan kişiler olmazdı.

Herkes önce sevmeyi öğrenmeli ve öğretmeli…

> Yeni Meram >Yazarlar > DAMDAKİ KEMANCI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.