YAZARLAR

Bugün cuma;
Büyükannemi hatırlıyorum,
Dolayısıyla çocukluğumu.
Uzun olaydı o günler;
Yere düşen ekmek parçasını
Öpüp başıma götürdüğüm günler.
O zaman da inandığım gibi,
Sahiden bir öbür dünya varsa eğer,

Orada da cumaysa bugün,
Büyükannem namaz kılmaktadır,
Namahrem eli değmez seccadesinde;
Mekke-i Mükerreme’den getirilmiş.

Dilerim duasında unutmasın beni;
Günahkâr olduğumu hatırlayarak…

***

Hastalığına çare bulunamayınca, kendisine evliya denilen birinin adresini vermişler. Söylenenlere göre en ağır hastalar o zatın duasıyla iyileşebiliyormuş. İhtiyar adam verilen adresi çaresizlik içinde ararken simit satan 7 yaşlarındaki çocuğa rastladı. Çocuk masum gözlerle kendisine bakıyor ve onu tanıyormuş gibi gülümsüyordu. Adam, o yaştaki çocukların günahsız olduğunu düşünerek yoluna devam ederken, aniden duruverdi. Simitçinin üzerindeki tişörtün üzerinde bir “E” harfi yazılıydı. Bu mutlaka evliyanın “E”si olmalıydı. Aradığı evliyaya bu kadar çabuk ulaşmanın heyecanıyla yanına gidip bir simit aldıktan sonra dedi ki;
– Doktorlar benim hasta olduğumu söylediler, iyileşmem için dua eder misin?
Çocuk bu öneri karşısında şaşırmışa benziyordu; yanıt verdi;
– Ben de sık hastalanıyorum, dedem, Allah’a inananların ölünce yıldızlara uçtuklarını ve cenneti seyrettiklerini söylüyor. Hastalıklardan korkmuyorum.
Adam içinin bir anda ferahladığını hissetti. Onun soğuktan moraran yanaklarına bir öpücük kondururken isteğini yineledi;
– Deden çok doğru söylemiş. Ama ben yine de senden yardım istiyorum.
Çocuk, duasının değerini anladı. Karşıdan geçmekte olan baloncuyu gösterip konuştu;
– Size dua edeceğim. Ancak iyileşirseniz, bana 10 tane balon alacaksınız!
Bu kez adam başını salladı. Fakat çocuk bu kadar balon istemekle haksızlık yaptığına anladı. Mahcubiyetten kızaran yanaklarını elleriyle örtmeye çalışırken ekledi;
– Uçan balon almanıza gerek yok. Normalinden 10 tane istemiştim.
Adam elini uzatarak çocukla tokalaştı. Anlaşma nihayet yapılmış, ayrıntılara girilmişti. Buna göre hastalıktan kurtulması halinde 6 ay sonraki Ramazan Bayramı’nda çocukla buluşacak ve her hangi bir nedenle gelemediği takdirde, önceden hazırlanan balonların ona ulaşmasını ya da postalanmasını sağlayacaktı.
Adam küçük çocuğun adresini bir kâğıda yazdıktan sonra, başını okşadı ve vedalaştı.
Aradan soğuk bir kış geçip Ramazan’a ulaşıldığında adamın hastalığından eser bile kalmamıştı. Yaşama yeniden dönmenin sevinciyle en güzel balonlardan bir paket hazırladı ve bayramın ilk gününü iple çekerek randevu yerine gitti. Küçüklerin cıvıl cıvıl kaynaştığı bayram yerindeki diğer simitçiler, çocuğu tanımıyordu. Adam onu biraz ilerdeki bakkala sorduğunda, dükkân sahibi acı haberi duyurdu;
– Ciğerleri hastaydı aniden ölüverdi.
Adam beyninden vurulmuşa döndü. Koşar adımlarla uzaklaşırken önüne çıkan ilk baloncuya bir tomar para uzatıp dedi ki;
– Şu uçan balonlardan 10 tane istiyorum. Çabuk ol, gecikmeden yerine ulaşmalı ulaşmalıdır.
Adam, satıcının aceleyle uzattığı balonların iplerini birbirine düğümledikten sonra, onları besmeleyle gökyüzüne bıraktı. Bayram yerindeki herkes gibi baloncu da şaşkındı. Sonunda dayanamayıp sordu;
– Ne yaptığınızı anlayamadım. Neden onları öyle bıraktınız
Adam, yükselmekte olan balonları buğulu gözlerle takip ederken soruyu da yanıtladı;
– Onları bekleyen küçücük bir dostum var; hem de evliya gibi bir dost. Balonları sadece onun adresine postaladım.

> Yeni Meram >Yazarlar > CUMA ÖYKÜLERİ
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.