YAZARLAR

Diyorlar ki;

Dünya yaşamı çok kısadır. Âhirette ele geçecek sonsuz nimetler, bu kısa yaşamdaki çalışmamıza bağlıdır. Allah korusun, ebedî azaplar da böyledir.

Hz. Muhammed’e sormuşlar;

“Yâ Resulallah, dünya ile âhiret arasındaki mesafe ne kadardır?

Yanıt vermiş;

Göz açıp kapayıncaya kadar yakındır!
Kişioğlunun en değerli varlığı kuşkusuz vaktidir. Bu nedenle vakit, nakittir denilmiş.

Nakit’in bir genel anlamı altın ve gümüş para demektir. Zamanı boşa harcamak, parayı boşa harcamak gibidir. Para boşa harcanınca, sermaye gider. Zaman boşa harcanınca da ömür sermayesi tükenir. Bu yedenle yaşamın her anı değerlendirilmeli. çYolda, evde, işte, her fırsatta, Allah demek, salevat-ı şerife getirmek, tevbe istiğfar okumak kişioğlunu azaptan kurtarabilir.

Beş şey gelmeden önce, şu beş şeyin kıymetini bilin;
1- İhtiyarlık gelmeden önce gençliğin,

2- Hastalıktan önce sağlığın,
3- Meşguliyetten önce boş vaktin,
4- Yoksulluktan önce paranın, zenginliğin,
5- Ölmeden önce yaşamın dünyada âhireti kazanmanın değerini bilin!


Mesleği
Tüccar olan bir öğrenici hocasına, “Efendim, şu işleri yapıp, çok kazanıp, İslamiyet’e hizmet etmek istiyoruz” deyince, hoca tek sözcükle yanıt verir;

“Temizlen!”

Tüccar, uzun süre bu kâğıdı muska gibi taşır, ama her şeye çok dikkat etmesine karşın temizlenemez. Bir gün hocasına durumu anlatıp, sorar;

“Neden temizlenemiyorum?”

Hocası yanıtlar;
“Bir arkadaşınız dinsizdir. Dostunu iyi seçeceksin. Çünkü Peygamberimiz der ki;

“İnsanın dini arkadaşının dini gibidir.”

***

Kanuni Sultan Süleyman, Hz. Haydar Semerkandi’yi ziyarete gitti ve elini öpmek istedi ancak i elini çekti; öptürmedi.
Kanuni Hz. Semerkandi’den rica bulundu;
“Efendim! Benden bir şey dileyin!”

Yanıt verdi;

“Sağlığından gayri bir şey istemem!”

Kanuni, buna karşın oturduğu pöstekinin altına, altın dolu kese bırakmak isteyince
O bunu fark etti; eliyle iterek dedi ki;
“Madem çok istiyorsun, bir Mescit yaptır insanlar içinde ibadet etsinler!”

Kanuni, bu isteği hemen yerine getirdi.
İşe başlandı; dur-durak demeden çalışıldı, en kısa sürede de tamamlandı. Açılışta Kanuni de vardı. Baba Haydar’a dedi ki;

“Efendi hazretleri! Buyurun, önce siz girin. Bu mescit sizindir ve sizin için özel bir yer ayrılmıştır!”.
Baba Haydar karşı çıktı;
“Olmaz!”
Padişah; “Ne olmaz efendim?” deyince; Baba haydar itirazını sürdürdü;

“Bu Mescit benim değil, Allahın evidir. Orada benim için özel yer de istemem!”
Kanuni saygı duydu ve özel yeri kalırdı.

Baba Haydar da sözlerini sürdürdü;

“Benim, ölünceye kadar mekânım, şu kulübedir. Öldükten sonra da bu kulübenin içine gömülmek isterim. Üzerime türbe yaptırmayın. Mezar taşı bana yeter. Bu, sana vasiyetim olsun!”
Padişah, Baba Haydar’ın bu sözlerine de onay verdi ve “olur!” dedi.
Baba Haydar Efendi, yaşama veda edinceye dek bu mescitte imamlık yaptı ve insanlara aydınlatıcı bilgi ve öğütler verdi, hep doğru yolu gösterdi.

BİR DAMLA:

Acı da olsa doğruyu söyleyiniz.

■ Önce doğruyu bilmek gerekir; doğru bilinirse yanlış da bilinir, ama önce yanlış bilinirse doğruya ulaşılamaz.

■ Hesabı temiz olan muhasebeden korkmaz.

> Yeni Meram >Yazarlar > CUMA NOTLARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.