Torku Jelifest

Çocuklara adanmış bir ömür

  • Giriş Tarihi: 24.02.2016 7:59
  • Güncelleme Tarihi: 11:34
Çocuklara adanmış bir ömür

80 yıllık hayatının neredeyse 60 yıllık bölümünü çocuklara ayırdı. Kimi “gariban babası” kimi de “çocuk hakları koruyucusu” dedi. Tehditler aldı, baskılar gördü ve çok kere cebinden para harcayarak çocuk haklarını yılmadan, usanmadan anlattı

Hakkı Ünalmış: “80 yaşındayım ve yılmadan, usanmadan çocuk haklarını anlatmaya ve savunmaya devam edeceğim”

2002 yılından bu yana çocuk hakları noktasında Konya için büyük bir şans olan Çocuk Haklarını Koruma Derneği Başkanı Öğretmen, Akademisyen ve Avukat Hakkı Ünalmış, hayatını Yeni Meram’a anlattı. Ünalmış, zor zamanlarda öğretmenlik görevini yaparken bile çocukların okuyabilmesi için canla başla savaşmış. Türkiye’nin birçok yerinden öğrencileri ziyaretine geldiğinde halen bir şeyler öğretme çabası içerisinde olan Hakkı Ünalmış ile hem tarihe yolculuk yaptık hem de çocuk hakları konusunda önemli bilgiler öğrendik. İlk öğretmenliğine Konya’nın Hadim ilçesinde başladığını aktaran Ünalmış’ın hayat serüveni tam bir ders niteliğinde. Çocuk hakları konusunda Almanya’da önemli araştırma ve çalışmalar yapan Hakkı Ünalmış, orada öğretmenlik yaptığı yıllardaki çalışmaları ile bir anda devlet yetkililerin ve gazetecilerin dikkatini çekmiş. Konya’da da yıllardır çocuk haklarını anlatıyor ve bu noktada da büyük fedakârlıklar yapıyor. Ünalmış’ın hayatını kendi dilinden aktarıyoruz.

cocuklara-adanmis-bir-omur-2

 HADİM’DE ÖĞRETMENLİĞE BAŞLADI

“1935 yılının son baharında, Hadim ilçesi Aladağ Bölgesi’nin Çuna Köyü’nde doğdum. İlkokulu orada bitirdim. Sonrasında sınavlarda İvriz Köy Enstitüsü’nü kazandım. Burada ise 6 yıl okudum. Okulu bitirdikten sonra köy öğretmeni olarak mecburi hizmetimi yapmak üzere, Hadim Fakılar Köyü’ne tayin edildim. Ve öğretmenlik hayatım böyle başladı. Arkasından özellikle kendi köyüme yakın olan Göynükkışla Köyü’nde 5 yıla yakın öğretmenlik yaptım. Görev yaptığım köy ve çevresinin okuması için özverili bir şekilde çalışmalar yaptık.”

SIRADIŞI BİR OKUL VE ÖĞRETMEN

“Okulda bütün ders malzemelerini kendimiz hazırlıyorduk. Ve okulun küçücük bahçesinde tarımla ilgili bütün çalışmaları uygulamaya koyuyorduk. Diğer bir taraftan ise, çocukların demokratik hayata alışabilmesi için de çalışmalar yapıyorduk. O yıllarda Cumartesi günleri de dersler vardı. Ders bittikten sonra, okul meydanında toplanılıyor ve grup başkanları tarafından 1 haftalık muhasebe yapılıyordu. Sonrasında ise gelecek haftanın başkan seçimine geçiliyordu. Adaylar da başkan seçilmeleri halinde yapacakları vaatleri anlatıyordu. Ve o hafta okulun tüm işleri onlardan sorumluydu. Okulumda tek öğretmendim.”

 

cocuklara-adanmis-bir-omur-4OKULDA MAHKEME KURULDU

“Ayrıca okulda disiplinin sağlanabilmesi için çocuklardan oluşan bir çocuk mahkemesi kurmuştuk. Okulda, çocuklar arasındaki uyuşmazlıklar öncelikle öğretmene değil çocuk mahkemesine havale edilirdi. Mahkemede, kendi çapında bir çözüm bulmaya çalışır ve zorlukla karşılaşırlarsa öğretmene başvururlardı. Mesela şöyle de bir anım vardır; okul başkanı bir gün pencerenin birinin iyi kapatılmayıp, camının kırıldığını tespit etmiş. Bu olay mahkemeye havale edildi. Mahkeme beni de bilirkişi olarak tayin etti. Benim de ifademi aldılar. Ve ben ifadeye gittiğimde, ceketimin düğmelerini iliklemem gerektiğini söylemişlerdi. Çocuklar bana bunu diyebildi. Mahkeme sonucunda, kırılan camın değerini çocuğun babasına, köyün muhtarı kanalıyla ödettirmişlerdi.”

ÇALIŞTI, OKUDU, DOKTORA YAPTI

“Sonrası yıllarda öğretmenliğimden istifa ederek, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazandım. Üniversiteyi yüksek derece ile bitirdim. 1967’nin sonlarında Almanya’ya doktora için gittim. Önce Almancayı öğrendim ve 1970’li yılların başında da doktorama başladım. Almanca öğrenebilmek için de Köln Üniversitesi’nde 1 yıl ekonomi okudum. Ayrıca orada Dünya Gençlik Teşkilatı’nda çalıştım. Öğretmen temelli olduğum için ve orada da Alman makamları Türk çocuklarına öğretmen aradığından öğretmenlik görevini yapmaya da başladım.”

ALMANYA’DA GAZETELERE ÇIKTI

“Orada bütün milli bayramlarımızı büyük coşkularla kutluyorduk. Bazen, çalıştığımız okullarda salonlar müsait olmayınca, kiliselerde kutladık. Papazların da buna en ufak itirazı olmadı. Hem de birkaç defa kutladık. Ayrıca sokaklarda ve belediye salonlarında da kutladık. Bu durum oradaki devlet yetkililerinin ve gazetelerin dikkatini çekti. Gazetelerde haberler yapıldı. Bulunduğumuz bölgenin Başbakan’ı sonrasında ise Cumhurbaşkanı oldu ve bizi davet etti. Orada da gösteriler yaptık. Bunların yanında, Almanya’da Çocuk Yargılaması üzerine de doktora yaptım. Ve üniversitede asistan olarak göreve başlamış oldum.”

“AVUKATLIĞI DÜŞÜNMÜYORDUM”

“Üniversiteyi bitirdiğim yıllarda avukatlığı düşünmüyordum. Hakim, Savcı veya Kaymakam olabilirdim. Almanya’da da avukat arkadaşlarla çalıştım ama sevemedim. Orada hayatımı, çocuk yargılaması ve çocuk adaletine yoğunlaştırdığım için Almanya’da emekli olup Konya’ya geldiğimde avukatlık yapma kararı aldım. Konya’ya 2002 yılında geldim. Gelişimin ilk ayında, Ankara’da Çocuk Hakları Komisyonları çalışmaya başlamış. 2002 yılı Ağustos ayı itibari ile de bu komisyonlarda çalışmaya başladım.”

cocuklara-adanmis-bir-omur-3ÇOCUK HAKLARINA DİKKAT

“Avukatlığı seçmemdeki bütün emelim çocuk haklarını burada yayabilmektir. Ve çocuklarla ilgili davalarda da çocuklarımızı savunabilmektir. Toplumumuza, çocuk hakları yanlış lanse edilmiş. “Çocuk sevilir de dövülür de” denilip işin içinde çıkılıyor. Bu hataya yıllar önce ben de yaptım. Ama Avrupa’da yoğun araştırmalarım sonucunda gördüm ki durum hiç de öyle değil. Çocukların da bir birey ve haklarının olduğunu gördüm. Elimden geldiğince bunu herkese anlatmaya çalıştım.”

TÜRKİYE’DE İLERLEMELER VAR

“Almanya’dan esinlenilerek Türkiye’de 2005 yılında, Çocuk Koruma Kanunu çıktı. Ceza Kanunu’na da çocuklarla ilgili eklemeler yapıldı. Yeterli değil ama eski yıllara göre gelişmeler yaşandı. Ben geldiğim yılda Konya’da Çocuk Mahkemesi yoktu. Sadece Ankara, İstanbul ve İzmir’de vardı. Çocuk Mahkemeleri de kuruldu. Bu durum büyük bir ilerleme tabiî ki de yeterli değil. Çocuk haklarına saygı duyan kişilerin didinmesi ile bunlar oluştu. 80 yaşındayım ve yılmadan, usanmadan çocuk haklarını anlatmaya ve savunmaya devam edeceğim. Bu noktada kendi çapımda bir şeyler yapmaya çalışıyorum.”

Salih KÖPRÜLÜ



> Yeni Meram >Konya > Çocuklara adanmış bir ömür
HABER YORUMLARI