YAZARLAR

Bizde “çiftlik sözcüğü” giderek bir kavram haline gelmiştir. Sonuç böyle olunca da, başlı başına bir çiftlik edebiyatı doğmuştur. Çiftlik kimi kez gelenek, folklor, çoğu kez de kültür oluşturmuştur.

Kişi, çiftlik sahibi ise bunu, övünç ve reklâm aracı olarak kullanır. Damat adayı “Babamın çiftliği var!” diye böbürlenir; hele bir de çiftlik sahibi olan kendisi ise…

Çiftlik Sahibi iş adamı, bankadan kolay kredi alır. Çünkü onun çiftliği var.

Kızlarımız da çiftlik sahibi kayınpeder ve damat arar…

Bir de çocukların neşe kaynağı “Ali Babanın Çiftliği” olgusu var. Sanal sahnelerine hayvanlarını çıkarır, onların üzerine tekerlemeler üretirler;

Ali Babanın bir Çiftliği var…

Ünlü yazar Orhan Kemal’in “Hanımın Çiftliği” adlı Roman, TV dizisine de uyarlandı; binleri ekran başına kilitledi

***

Orwell, “Hayvanlar Çiftliği” yapıtında

hayvan tipleriyle Rusları eleştirir. Yalnız Stalin dönemini yermemiş, Franco, Hitler ve Stalin’i yaratan hırsları taşlamıştır.

Yapıt, devrimin trajedisidir. Kesilmekten, sağılmaktan, kırkılmaktan, dövülmekten bıkıp zalim sahiplerine karşı ayaklanan Manor Çiftliği hayvanlarının öyküsüdür.

Eşek Benjamin, fedakâr at Boxer, akılsız kısrak Mollie, serçeleri hayvanların kardeş olduğunu söyleyerek pençeleri arasına çekmeyi deneyen kedi akıllarda kolayca yer edinen canlı kişiliklerdir.

Hayvanlar, çiftliği geri almayı deneyen insanlara karşı yiğitçe çarpışır, çiftliğin zor işlerinin üstesinden gelmeyi, değirmen inşa etmeyi başarırlar; ancak yöneticiliğe özenip insanlaşan domuzların entrikaları tarafından gölgelenmeye mahkûmdur.

İhtiyar Binbaşı ödüllü domuzdur. Gece çiftlikteki hayvanları toplar ve gördüğü bir düşü anlatır. Hayvanlar insanların baskı yapmadığı bir dünyada yaşamaktadır.

İhtiyar Binbaşı hayvanlara cennet için çalışmalarını öğütler ve üç gün sonra ölür.

Kartopu, Napolyon ve Cıyak Cıyak adlı üç genç domuz yaşlı domuzun fikirlerini “Hayvanizm” adlı bir doktrinde toplarlar. Ayaklanan hayvanlar sahibleri Jones’u kovarlar; Çiftliğe “Hayvan Çiftliği “adı verirler. Başlangıçta hayvanlar rahat bir hayat yaşamaya başlar. Zaman içinde öne çıkan Napolyon ve Kartopu gelecek için fikir ayrılığına düşer. Toplantıda Napolyon eğittiği köpekleri çağırır Kartopu’nu çiftlikten kovdurtur. Başkanlığını ilan eder. Artık toplantı yapılmayacağını, bütün kararları domuzların alacağını açıklar.
Napolyon’un köpekleri homurdananları birer ikişer parçalar, yeni bir kural gelir;

“Napolyon her zaman haklıdır!”
Geçen süreçte Napolyon domuzdan çok insan gibi davranmaya başlar. Yatakta uyur, viski içer, komşu çiftliklerdeki insanlarla ticarete girişir. Diğer hayvanlar artık eskisi gibi açık ve açtırlar. Dur durak bilmeden çalışmaktadır. Yıllar geçtikçe domuzlar daha fazla insanlaşır;

“Bütün hayvanlar eşittir ama bazıları diğerlerinden daha fazla eşittir.”

Gece domuzlar komşu çiftlik sahiplerini yemeğe çağırır. Diğer hayvanlar partiyi pencereden izler, kimin insan kimin domuz olduğunu artık ayırt edemezler.

BİR DAMLA:

TİLKİ İLE PİRE

Aristotales, yolsuzluktan yargılanan politikacıyı, mahkemede Ezop’un tilki ile kirpinin öyküsünü anlatıp savunur;

Tilkinin, başı pirelerle derde girmiş, bir kirpi kurtulmayı isteyip istemediğini sormuş. Tilki de şu yanıtı vermiş;

Hayır, bu pireler doydu, artık fazla kan emiyorlar. Onları kovalarsan, yerlerine yeni, aç pireler gelir!”

Daha sonra, jüriye dönerek, sözlerini şöyle sonlandırmış;

“Saygı değer jüri üyeleri, müvekkilimi cezalandırırsanız onun yerine onun kadar zengin olmayan birileri gelir ve sizi daha da beter soyar.”

> Yeni Meram >Yazarlar > ÇİFTLİK TUTKUSU
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.