YAZARLAR

■ Demokrasinin en kötüsü, diktatörlüklerin en iyisine tercih edilir.

***

Demokrasi ya tam olur ya da olmaz; yarım ya da çeyrek porsiyonu yoktur.

Oscar Wilde diyor ki;

■ Demokrasinin en basit tanımı halkın, halk tarafından halk için sopalanmasıdır.

Demokrasi sözcüğünün adını M.Ö.5. yüzyılda yaşayan tarihçi Halikarnaslı Herodot koymuştur. Herodot,Yunanca’da halk anlamına gelen “Demos” ile güç, kudret, iktidar, yönetim kavramlarının karşılığı “Kratos”u bir araya getirmek suretiyle demokrasiye ulaşmıştır. Demokratik ivmeler ise M.Ö. 510’da aristokratlarla demokratların bütünleşip Pisistrate’ın oğlu Hippias’ı devirmesi ile başlamış, Pericles’in işbaşına gelmesinden sonra daha da hız kazanmıştır.

“Siyaset Bilimi” dersini aldığım Konya kökenli değerli hocam sayın Prof. Dr. Bülent Daver, anlatılarında sistemin üç eşitlik ilkesine dayandığına vurgu yapardı; İsegoria , İsonomia ve İsokrateia .”
Atina Agorası’nda kent halkı “Ecclesia” adı altında toplanarak yasaları hazırlar, onları uygulamak için yönetici ve yargıçları seçerlerdi. Sistem de “katıksız” ya da “doğrudan” demokrasi olarak adlandırıldı.
Kent ya da Site Devletin hazırladığı sistem
yıllar sonra geniş alanlara yayılmış ve bazı Devletler tarafından yönetim biçimi olarak benimsenmiştir. Ancak, halkın bir araya gelerek oylama yapılmasının zorluğunu aşmak için yeni seçenekler üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda halk adına karar vericilerin seçilmesi sistemine geçilmiş, buna temsili demokrasi” denilmiştir. Halkın oy vermekle yetinmeyip seçtiklerini denetlemesi ile karar alma sürecine daha çok katkı için üretilen model “katılımcı demokrasi” olarak biçimlenmiştir.

Yeni teknolojilerin, olumlu yansımalarını savunanların başında “Megatrens” adlı yapıtın yazarı ünlü İletişim Bilimci John Naisbitt gelmektedir. Naisbitt, değişimden esinlenerek önce iletişim devriminin ortaya çıktığını, onun etkilemesiyle bilgilenmiş ve bilinçlenmiş seçmen kitlesinin oluştuğunu “gözü kapalı oy verme” dönemlerinin geride kaldığının belirtmiştir. Yeni iletişim teknolojilerin “temsili demokrasilerde” önemli rolleri bulunan ara kademeleri, büyük ölçüde zayıflattığını katılımcılığı güçlendirdiğini bildiren Naisbitt, bu gelişimin Amerikan sistemini “temsili

demokrasi”den “katılımcı demokrasi”ye taşıdığını ifade etmiştir.

H.Rheingold SMS için şöyle demektedir;
“Bir diktatörün bir alanda toplanan 10 bin protestocuyu dağıtması, hatta tutuklatması çok zor değil. Ama polisten habersiz bir anda bir alanda beliren ve sloganlarını atıp çil yavrusu gibi dağılan SMS ile randevulaşmış 10 bin kişiyle başa çıkması imkânsızdır”

Bundan sonraki aşama, Batı ülkelerinde seçimlerde uygulamaya başlanan elektronik ortamda oy verilmesi, internette miting düzenlenmesi, parlamento oturumlarına ve oylamalarına halkın sanal ortamdan katılması olacaktır.

Şimdi yanıt bekleyen soru şudur;

“Türkiye olarak acaba biz demokrasinin henüz neresindeyiz?”

Politik aktör ve üst düzey bürokratlarının alın yazılarının Liderlerin dudaklarından çıkacak bir çift söze bağlı olduğu bir mantık ve anlayışta kuşkusuz tam demokrasiden söz edilebilir mi? Demokrasinin yarım ve çeyrek porsiyonu olmayacağına göre. Biz yine de İngiltere eski Başbakanı Winston

Churchill’in özdeyişiyle teselli bulalım;

“Yarım demokrasi berbat bir rejim ama rejimlerin en az berbatıdır.”

BİR DAMLA:

■ Bir demokraside birey, sadece en yüksek güce değil, aynı zamanda en yüksek sorumluluğa da sahiptir.

> Yeni Meram >Yazarlar > ÇEYREK DEMOKRASİ OLMAZ!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.