YAZARLAR

Ülkemiz maden facialarıyla dolu bir yıl geçiriyor. Madenci kardeşlerimizin dramlarını, aldıkları ücretlerin ne olduğunu, sıkıntılarını, işverenlerin insafsızlığını ve merhametsizliğini gözler önüne seren bir yıl yaşadık. İşverenlerin pişkinliklerini, madencilerin çalışma koşullarındaki çaresizliğini gördük bu yıl.

Değişik sektörlerde çalışanların ve emeklilerin hayat şartları karşısında nasıl yalnız bırakıldığının sancılarını yaşadığı bir yıla şahit olduk!

Denetim denen mekanizmanın nasıl çarpık işlediğini, maden faciaları olmasaydı bilemeyecektik!

İnsanlara insanca yaşamak için lazım ve gerekli olan ücreti vermemek için ayak direyenleri görmeyenlerin, ekmeklerine yağ sürenlerin nasıl iyot gibi açığa çıktıklarını da hep birlikte gördük.

En haklı şikayetlerin bile adresine ulaşmadığını, cevap verilmesi gerekenlerin dahi sorumlularca ellerinin tersi ile nasıl itildiğini ve görmezden gelindiğini, bunun sonucu olarak, ceremesini en ağır bir şekilde ödediğimiz bir yıl geçirdiğimizin de farkındayız sanırım!

Bu olaylar oldukça acı bir gerçeği de gözler önüne serdi.

İnsanların hangi şartlarda ve hangi ücretlerle çalıştırıldığını!

İkibinli yılların köle düzeni bu!

Bu insanlar size ne yaptı?

İşletmelerinizi, ocaklarınızı, tezgahlarınızı sırtladılar, siz onlara ödeyeceğiniz üç kuruşu nasıl daha aşağılara çekerim diye tezgah üzerine tezgah kurarken, onlar sizlere milyonlarca lira kazandırdılar.

Asgari ücretten daha az ücretlerle, sağlıksız koşullarda, yemek yeme vakti bile sınırlı imkanlarda ölümüne çalıştılar.

Ve öldüler!..

Aynı sağlıksız ve iş güvenliği olmayan şartlarda çalışanlarda sürüne sürüne ölmeye doğru gidiyorlar!

Size bir dur diyecek, yeter artık diyecek, insafa gelin diyecek yok mu?

Bu insanlar, ücret aldıkları günlerde, sizlere öylesine içten teşekkür ediyorlardı ki, onların gözlerinde o minnet hissini yakalayamadınız. İşe alındıklarında, bütün aile fertleri dua etti işverenlere, kurumun başındakilere, devlete ve millete.

Yazık ki, bu sevgiyi de, fark edemediniz!

Emekli olup, kendisine bin liranın altında maaş bağlananlar bile, “Allah devlete ve millete zeval vermesin” diye dua ediyor bu ülkede!

Nedenini merak etmiyor musunuz?

Yoksa, dua ettiklerine göre bu verilen yetip-artıyor deyip, kulağınızın üzerine yatmayı marifet mi sayıyorsunuz?

Siz bizim yaşama sevinçlerimizi ellerimizden aldınız, hayallerimizi çaldınız! Gör beni, anla halimi dediğimizi hala anlamadınız!

Elbet birgün görürlerde, bizi anlarlar diye sizi sevmeye devam ettiğimizi de, anlayamadınız!

İşte siz bunun için, size duyduğumuz sevgiye layık değilsiniz!

Maden kazaları, kazalarda hayatlarını kaybedenler, sönen ocaklar, evinin direği çöken haneler, babasız kalan çocuklar açmadı mı gözünüzü?

Asgari ücretlerin altında çalıştırılan insanlar çırpınıyor! Asgari ücret alabilenler resmen sürünüyor, emekliler, emekli olduktan sonra bile, çalışmak zorunda kalarak ayakta durmaya çalışıyor.

Zam gelmeyen kalem kalmadı!

Sizler bizi gerçekten seviyor musunuz?

Hükümetlerin gönlümüzden geçeni veremedik göz boyamaları halen devam ederken, muhalefet, ücret adaletsizliğini, birçok kaleme yapılan yüksek zamlar sonrasında bile, bu zamlardan sonra devede kulak kalan ücret artışlarıyla nasıl geçinir bu insanlar diyemedi, dillendiremedi!

Bu nasıl bir sevgi?

Anladık ki, hiçbiriniz, bizi sevmiyorsunuz?

Miting alanlarını yüzbinlerce kişiyle dolduranlarımızın, alkışlayanlarımızın, heyecandan ağlayanlarımızın, sevgisini haketmiyorsunuz!

Bunu bu yıl daha fazla anladık!

> Yeni Meram >Yazarlar > Bu Sevgiyi Haketmiyorsunuz!..
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.