YAZARLAR

BİR BATI KARADENİZ TURU -Tayyar Çimen-Yeni Meram Gazetesi

Değerli okuyucularım, bugün size bir küçük seyahatimdeki, intibalarımı anlatmak istiyorum. Ankara’dan yola çıkıyorsunuz, istikamet Çankırı üzerinden Kastamonu. Bölünmüş yoldan, 1,5 saatte Çankırı’ya varıyorsunuz. Bir vadi içinden şehre girip, şehir merkezi (centrum) levhasını takip ederek sola döndüğünüzde kendinizi, 8-10 katlı blok yapılarla sarılı ana caddede buluyorsunuz. Burada bir kahve içmek hakkımız, diyerek durmak istiyoruz. Fakat ne mümkün! 1 cm boşluk bulup park edemiyorsunuz. Paralı otopark var mı, diye sormak için yavaşlamanızı bile hemen kornayla protesto ediyorlar. Sokak aralarında yolumuzu ve yönümüzü kaybediyoruz, kahve içme isteğimizi de. Çıkışı, bir hayırlı Çankırılı’dan, “sağa dön, dimdirek git abi” tarifi alarak, buluyoruz.
Kıraç arazili Çankırı’dan Kastamonu’ya yaklaştıkça, arazide yeşillikler, ağaç kümeleri dikkati çekiyor. Kastamonu’ya yeşiller arasından giriyorsunuz. Çevre artık ormanlık. Şehir girişindeki anlaşılmaz levhalama yüzünden durakladım ve epey korna protestosu yedim. “Yahu, bu adam, Ankara plakalı, yolunu arıyor, azıcık hoşgörü”, ne mümkün. Navigasyona başvuruyoruz, bulutlu havada, durmadan “kuzey batıya dön, yok güneye dön vs” deyip duruyor. Kapatıyoruz navigasyonu, kendiliğinden bizi gören Kastomonulu genç adam, sağ pencereme eğilerek güzel bir tarifle bizi Kurşunlu Han Otelin’e sevk ediyor.
Dar küçük esnaf çarşı sokaklarından dolaşarak, Kurşunlu Han’a ulaşıyoruz. Malum, zemin hayvanlar için, üst kat insanlar için yapılmış kare avlulu eski hanlarımız, renove dilerek böyle otele dönüştürülmüş. Beygirlerin tepiştiği avlu, enfes bir açık hava lobisi olmuş. Üstü de camla kapatılmış. Bu lobide akşam yemeği yerken, sorumluyu çağırtıp, insanlar ne yediklerini iyi görmek isterler, burası adeta karanlık şeklindeki ikazım, acaba bir faydaya dönüşür mü? diye düşünüyorum. Üstteki açık kare koridora dizili odaların kapı yükseklikleri 1,35 m. Odaya saygıyla giriliyor. Konfor iyi. Kastamonu’nun vilayet binası önündeki, Kurtuluş Savaşında, kadınlarımızın İnebolu’dan Anadolu’ya kağnılarla mermi taşımalarını konu alan anıt, çok etkileyici. Yüksek bir tepedeki, manzaralı Kastamonu saat kulesinin saati çalışıyor, üstelik her saati çanla duyuruyor. Ne var ki, çevre kırık dökük, masalar kirli, servis kötü. Kastamonu’nun çekme helvasından yemeden İnebolu’ya hareket ediyoruz.
Yeşil Anadolu’dayız artık. Kim demiş Anadolu bozkır diye. Düzgün asfaltlı ince yoldan kıvrıla kıvrıla, yeşilin her tonundaki yoğun ormanlardan süzülerek, meşhur Küre Dağlarına tırmanıyoruz. Maden bölgesi Küre İlçesi’ni, çetin virajlarla katederek, ortalama 30-40 km hızla İnebolu’ya ulaşıyoruz. Evet İnebolu. (Tarihteki adı İonopolis). Kurtuluş Savaşı’nın bu unutulmaz ilçesi. İstanbul’dan, imparatorluğun silah depolarından, işgalcilere hissettirilmeden ele geçirilen silah ve mühimmatın, gece karanlıklarında, teknelerle getirilip, Anadolu’ya sevkedilmek üzere depolandığı kahraman ilçe. Türkiye’nin İstiklal Madalyası’na sahip tek ilçesi. Ulu Önder Atatürk’ün ilk şapka giydiği İlçe. Görülmeye değer. Devam edeceğim yazmaya değerli Okuyucularım.
Hoşcakalın şimdilik. Saygılarımla.

> Yeni Meram >Yazarlar > BİR BATI KARADENİZ TURU
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.