YAZARLAR

“Atıyorum üstümden eski bedeni
Yeniden başlıyorum yaşama

Bir sabah doğuyor birden
Yolun sonundaki akşama”

***

Ecevit’li anılarım, ölüm yıldönümünde birer birer canlandı. Türkiye Radyoları Danışma Kurulu Üyesi olarak, aynı görevde başlayan dostluğumuz daha sonra sür-git devam edip gitti. Rüzgârlı Sokakta, Ulus Gazetesinde söyleşilerimizi anımsayınca anılarım benim

elimden tutup o günlere aldı ve götürdü.

Saygı değer eşleri Rahşan hanımla ilgili Konya içerikli bir haber üzerine telefonla arayarak olayın doğrusunu basına yansıtmamı istedi. Kimin kızı olduğunu doğrulayıp yaygın basına ulaştırdım; dedi-kodu son buldu.

Siyasete atılmamamı istedi ben istemedim.

Başbakan iken, Merkez binada koridorda karşılaşınca “ bir hizmetin olur mu?” diye sordu “Hayır dedim, kendi işimi kendim yaparım “ deyince gülümsedi;
“ Keşke herkes sizin gibi olsa…”

Değerli dostumun ölüm haberi üzerine kaleme aldığım yazımı bir kez daha sütunlarıma alıyor, saygıyla anıyorm.

****

Türkiye Radyoları Danışma Kurulu üyesi iken birlikte çalıştığım oda arkadaşım Bülent Ecevit ‘in yaşama veda ettiği haberi, Pazar gecesi yüreğime kurşun gibi saplandı.

Beyaz bir güvercin uçtu.

Barışın güvercini uçtu.

Artık Karaoğlan yok!

Bülent Ecevit’i yitirdik.

Ecevit’ li anılarım soğuk bir kasım gecesinde kar taneleri gibi düştü belleğime.

Mavimsi bir barış güvercini albenisiyle;

en doğrusu kendi şiiri gibi;

“Gece biter gün doğar,
Gök maviye boyanır,
Engininde mavinin,
Ak güvercin uyanır.”

Bülent Ecevit, şair ve yazar yönüyle Hint edebiyatına ve özellikle de Rabindranath Tagore’a tutkun ve hayrandı. Tagore’nin “Gitanjali” adlı yapıtını daha 16 yaşındayken çevirmiş, onun ölüme ilişkin dizelerini bir yaşam biçimi olarak algılamıştı;

“Gece, onu boş yere beklemekle hemen hemen sona erdi. Sabaha karşı yorgun bir halde uykuya dalmışken, birdenbire kapıma gelmesinden korkuyorum.
Ey dostlar, Yolu ona açık bırakın, ona engel olmayın. Şayet onun ayak sesleri uyandırmazsa beni kaldırmaya uğraşmayın, yalvarırım. Sabah aydınlığının bayramında kuşların gürültülü korosuyla, r üzgârın başkaldırışıyla uyandırılmak istemiyorum. Hatta kapıma ansızın Tanrım bile gelse rahatsız edilmeden uyuyayım. Ah benim uykum, Sona ermek için yalnız onun dokunuşunu bekleyen değerli uykum. Ah benim kapalı gözlerim, uyku karanlığından meydana gelmiş bir rüya gibi gülümseyerek önümde dururken, yalnız onun gülümseme ışığına açılacak olan kapalı gözlerim. O bana ışıkların ve şekillerin ilki halinde görünsün. Uyanan ruhuma neşenin ilk titreyişi onun nazarlarından gelsin. Kendime dönüşüm, doğrudan doğruya ona dönüşüm olsun.”

Lider, Önder ve Politikacı, Genel Başkan ve Milletvekili, Bakan- Başbakan, Şair-Gazeteci, Demokrat, Atatürkçü, Özgürlükçü, Karizmatik

Demokratik ve Romantik Ecevit; Güzel insan,

dürüst ve doğru insan. Karaoğlan. Artık hem var, hem yok. Yok, her fani gibi, yok! Var, bunca hizmetleriyle hep var olacak. İşçilerin,

köylülerin, çiftçilerin, gençlerin Karaoğlanı Kıbrıs’ı alan, Yüreği Vatan Karaoğlan gitti. Başında eşitliğin simgesi kasket, Dudaklarında barış ve adalet, Gözlerinde çağdaşlık, Kardeşlik, arkadaşlık. 80 yıllık bir ömrü sırtına vurdu ve yine yollara düştü, sonra uyudu Ecevit. Seçimler, zaferler, darbeler, hapisler ve zirvelerle dolu koşunun ardından sonra başladı uyku.Bizi, hepimizi gaflet uykularından uyandıran Karaoğlan derin uykusundan uyanamadı bu kez; Tagore’dan çevirdiği şiirin dizelerinde olduğu gibi;

“Uyandırmayın, yalvarırım!”

Siyasetçi- gazeteci-şair dost ışıklar içinde uyu!

> Yeni Meram >Yazarlar > BEYAZ BİR GÜVERCİN UÇTU!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.