YAZARLAR

'Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol'-Erol Sunat-Yeni Meram Gazetesi

Hepimizde kendimize kör bakma gibi bir yanlışlık var. Bu kör bakma, herkeste kusur arama, kusur bulmanın ta kendisi. Sanıyoruz ki, bizler bulunmaz Hint kumaşıyız. Ulaşılmaz zirvelerin en uç noktasındayız.
Beşer, şaşar denmiş ya. Yerden göğe kadar doğrudur.
Bu arada aynalara da bakmıyoruz. Yalancılara tahammülü olmayan ayna, yalancının yalanını ortaya vurmakta mahir olunca, kim bakacak aynaya?
Aynaya bakmayanlar ne yapacak?
Herkeste kusur arayacak!
Kusurları bulacak!
Kusurları ortaya çıkaracak!
Orta yere dökecek!
Herkes görsün öğrensin dercesine duruş sergileyecek!
İşte onun içindir ki, günümüzün modası oldu kusur aramak.
Reytingleri en yüksek programlar kusur arama programları.
Gelin odaları, yemek yarışmaları, evlerin karşılaştırılması seyredilme rekorları kırıyor.
Ne sözler, ne edep, ne adap sanırsınız bu insanların yanından hiç geçmemiş.
Öğünmeler, tepelerden bakmalar, kompleksler, bizim şunumuz var, bunumuz var, eşi menendi yok diye gerinmeler, nispet yapmalar, ekranlardan ülkemizin evlerine girerken, hayat duruyor.
Kusur arayanlara sözüm ona kızan, tavır alan, tavır koyan bizler ise, bu türden programları seyretmekten kendimizi alamıyoruz!
Neden acaba?
Ne diyordu Hz. Mevlana, “ Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol”
Biz ne mi yapıyoruz?
Kimimiz “Ah geceler…” diye bir şarkı tutturuyor.
Kimimiz, Allah’ın gecesi mi biter havalarında…
Kimimiz ben zaten oldum olası geceleri sevmem diye işin içinden sıyrılmaya çalışıyor.
Kimimiz gecelerin fazileti diye bir başlıyor, bir bakmışsınız sabah olmuş, arkadaş hala konuşuyor!
Kimimiz kusurla ve gece arasındaki bağlantıya öylesine saplanıyor ki, bataklık misali, elini uzatana yardım edeceği yerde, edebiyatla yasak savma sevdasında.
Anlayacağınız kimse gece gibi olmak arzusunda değil.
Gece nedir?
Gece olmak nasıl bir duygudur?
Nasıl bir gönül ister?
Gecenin sırrında ne vardır?
Gecenin örtme özelliği nasıl bir gani gönüllülüktür?
Velhasıl gece olmaya, gece gibi davranmaya, gece gibi örtücü olmaya hiç mi hiç niyetimiz yok!
Çünkü biz;
Kusurları ortaya çıkarmada gündüz misali davranmaktan kendimizi alamayan bir ruh haline sahibiz..
İnsanların arasında var olan siyasi, ticari, iktisadi, toplumsal, mevki ve makam rekabetleri…
Bir adım daha öne çıkma,
Kendini ispat etme,
Rakibini gözden düşürme,
Kendi ismini duyması gerekenlere duyurma noktasında kendimizi fersah fersah aşan yalan dünyanın İşleriyle o kadar yoğunuz, o kadar meşgulüz ki…
Laf geçirmeler,
Laf sokuşturmalar,
Birilerinin ardından konuşmalar,
İnsan kusurlarını bir şekilde ortaya döküp-saçmalar,
Karınların şişleri indirmeler,
Laf atmalar,
Esprilere sığınıp laf çarpıtmalar,
Bütün bunlar bize yakışmayan ve şık düşmeyen tavır ve davranışlar.
Bize yakışmayan bu davranışlar yüzünden, kırdığımız, incittiğimiz, kalpleri bize karşı soğuyan o kadar çok insan var ki.
Neye nasıl bakarsanız, karşılık olarak aynen o şekilde size de bakılacağını bilmiyor olmazsınız.
Son günlerin meşhur deyimlerinden biri haline gelen “Umurumda değil!” ekranlardaki dizilerden evlerimize ve dilimize misafir oldu.
Kalıcılığı hoş değil.
“Kırma insan kalbini, yapacak ustası yok” sözü boşuna söylenmiş değil.
Uzun yıllar sonra, bugün umurunuzda olmayanlar, keşke diye başlayan nice hüzünlü cümleler kurduruyor birçoğumuza ve ne yazık ki, iş işten geçmiş, bizler ve muhataplarımız için ömür denen vade dolmuş oluyor.

> Yeni Meram >Yazarlar > ‘Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol’
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.