YAZARLAR

Bedende baş ne ise, imanda sabır aynıdır. Başsız beden olmayacağı gibi, sabırsız da iman olamaz.
***

Başarıya ulaşmak için kimi riskleri göze almak gerekir; başka anlatımla başarı, “armut piş ağzıma düş” anlayışıyla gerçekleşmez; günün gözde deyimiyle tıpış, tıpış da gelmez. Gerektiğinde gemiler bile yakılır.

Gerçek anlamda ileri demokrasiye ulaşabilmek için daha alacağımız çok yol var. Çalışacak ve uğraşacağız. En önemlisi, bir ve beraber iri ve diri olacağız. “Ben yaptım oldu değil, biz yaptık oldu” söylemini güçlendirip egemen kılacağız. Ekonomi giderek rayına oturacak, özgürlük anlayışı batı ölçütlerinde belirli bir düzeye gelecek, “ben- sen” değil, “biz-siz “ kaynaşmasını sağlayacağız. İçerde ve dışarıda barışık üslup sergileyecek, gerilimi düşürecek, normalleşme sürecini başlatacağız. Sonra 70 milyonu aynı görecek, şaşı bakışlardan soyutlanacağız. İnsanları insan oldukları için sevecek ve değer vereceğiz.

***

Abdülmelik zamanında, Kuzey Afrika Valisi Târık bin Ziyâd, Mûsâ bin Nusayr’ın âzâdlı kölesiydi. Nusayr, Ziyad’daki sağlam karakter azim, kahramanlık özelliklerini gözlemleyince Endülüs’ü fethe gönderdi. Târık bin Ziyâd, dört gemi ve yedi bin asker ile 711 yılında Endülüs’e hareket etti. Yolculukta bir ara geminin güvertesinde kendisini uyku hâli kapladı; düşünde Hz. Muhammed’i gördü. Kılıçlarını kuşanmış, yaylarını germişti;

– Ey Târık! Yoluna devam et!

Târık bin Ziyâd uyandığında, sevincinden yerinde duramıyor, Endülüs’ün fethinden kuşku duymuyordu. Bu çoşku içinde karaya çıktı bütün gemileri yaktırdı. Askerlerine daha hitaben tarihi konuşmasını yaptı;
“Ey mücâhid kardeşlerim! Görüyorsunuz, arkamızda deniz, önümüzde Endülüs var. Geriye dönüşümüz kalmadı. Bu toprakları almaktan başka seçeneğimiz de yoktur. Ey askerlerim! Bize ancak doğruluk ve sabır yaraşır. Kısa zamanda hedefe varamazsak, kendimizi telef etmiş ve karşı tarafa fırsat vermiş oluruz. Bu nedenle bütün koşullarda savaşı kazanmamız gerekmektedir. Sadece ölümden korkmamak çözüm getirmez. Hedefimiz ölmek değil İslâm’ı yaymaktır.
Ey askerlerim! Benim durumum da sizinkinden farklı değildir. Bildirdiğim tehlikeler, benim için de geçerlidir. Kendimi tehlikelerden kurtarıp sizleri ölüm ile karşı karşıya getirmiş değilim! Sıkıntı ve tehlikelere katlanmadan, rahata kavuşulamaz. Katlanın ki, zafer meyvelerini toplayalım. Kahramanlıklar asırlarca anılacak, Müslümanlardan hayır duası alacaksınız. Savaşta, sizden önde olacağım, bütün gücümle saldıracağım. Eğer, hedefe varamadan şehit düşersem içinizden birini komutan tayin edin savaştan dönmeyin!”

Târık bin Ziyâd’ın bu sözleri tüm askerlerde heyecan oluşturdu; iki ordu karşı karşıya geldi. Düşman askerleri sayısı 100 bin dolayındaydı. Târık bin Ziyâd elçilerle öneride bulundu;

“Seni ve halkını İslâma davet ediyoruz. Müslüman olursanız kardeşimiz olursunuz, bağrımıza basarız. Kabul etmezseniz, cizye ve haraç vererek kurtulursunuz. Bunu da reddederseniz, aramızı kılıç düzeltecektir.”
Kral, sayısal çokluğuna güvenip bu öneriyi kabul etmeyince savaş başladı. Bin Ziyâd, kahramanca savaşıyordu, Kral Roderiche ulaştı ve bir kılıç darbesiyle onu cansız yere serdi. Krallarının öldüğünü gören, askerler kaçmaya başladılar. Mücâhidler, düşman askerlerinin çoğunu kılıçtan geçirdi bir kısmını da esir aldılar. Müslümanlar böylece, 275 yıl egemen olacakları İspanya’ya girdiler. Saray ve bütün kamu kuruluşları birer bilim kaynağı oldu. Avrupa’da aydınlanmanın ilk ürünü ünlü bir de Tıp Fakültesi kuruldu.

Başarı için gerektiğinde gemileri yakacağız.

Geri dönmek yok; bu yolculuk çağdaşlığa ve aydınlığa doğrudur. İleri, hep ileriye!

Bir damla:

Başarı cesaretin çocuğudur.

Başarının tek şartı var: İnsanı sevmek.

> Yeni Meram >Yazarlar > BAŞARI İÇİN GEMİLER YAKILIR MI?
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.