YAZARLAR

Haksızlığın karşısında susan dilsiz şeytandır.

***

Kimi kişi ve güç odakları pakette “neden Heybiliada Ruhban Okulu” yok diye tozu dumana katarken…

Ayasofya neden aslına Camiye dönüştürülmüyor? diye sorulmuyor!

Cidden garip, hatta minel garip!

Ruhban Okulu’nun açılması istemi “demokratik çözüm” ise, Ayasofya’nın yeniden camii olarak hizmete açılması ise ileri demokrasi…

Öngörümü kimse garipsemesin, öküzün altından buzağı aramasın. Hep doğrudan yana oldum, olmayı da sürdüreceğim.

Olaya bakış açım ideolojik değil, bir hakkın teslimi bağlamındadır.

Gündemde Heybeli varsa, Ayasofya da olacak. Demokrasi tek taraflı ve yönlü giydirme değil, çok sesliliktir. Üstüne üstlük,

Ayasofya’nın geçmişinde anlı ve şanlı tarihi bir camii gerçeği de vardır;

Ayasofya, Osmanlı Devleti’nde bir numaralı protokol camiidir.

İşte somut bir kanıt daha:
19 Şubat 1936 tarihli tapu kaydında bu gayrımenkulün Fatih Sultan Mehmed Vakfı adına: “Türbe, akaret, muvakkithane ve medreseyi müştemil Ayasofya-yı Kebir Camiî şerîfi” olarak yazılıdır.

Ne yazık ki, Ayasofya Camii 1930 yılının başlarında ani bir kararla onarıma alınır ve cemaate kapatılır. Daha sonra 24 Kasım 1934’de Bakanlar Kurulu kararıyla müzeye çevrilir. Olayın başka karışık yüzü daha var;

Kararın altında yer alan Reisi Cumhur Mustafa Kemal’e ait imzanın şüpheli olduğu ortaya çıkar.

Tarihsel belgelere dayalı saptamalara göre, Ayasofya’nın Müzeye dönüştürülmesi kararından sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından ek olarak yaptırılan medrese yıktırılır. Bir başka tarihsel gerçek daha var;

13 Kasım 1918’de İstanbul işgale uğrayınca bir haber yankılanır;

İşgalci güçler çok sayıda askerle Ayasofya’ya ani baskın yapacak, kubbesinden hilal sökülüp, haç dikilecek!

Haber üzerine dönemin Padişahı Mehmet Vahidin emriyle bir bölük asker tahrip kalıplarıyla birlikte Ayasofya’nın çevresinde önlem alır. Padişah talimatını da verir;

– Düşman askerleri Ayasofya’ya haç dikme girişimlerinde bulundukları an camiyi havaya uçurun!

Ayasofya, 481 yıl boyunca camii olarak inananlara hizmet sundu, ancak ne var ki,

79 yıldan beri hizmetten yoksun bırakıldı.

Tarihle yüzleşmek güzeldir ve doğrudur. Kuşkusuz onaylıyoruz. Yüzleşelim ama adalet çerçevesinde de ayrılmayalım.

Açıklanan paketten bir çarpıcı madde;
■ Mor Gabriel Manastırı’nın arazisi iade edilecek; Süryani vatandaşların önemli hakları da geri verilecek.

Süryani yurttaşlarımıza hakları geri veriliyorsa, daha sonra da Heybeliada Ruhban Okulu’yla Hıristiyanlara hak iadeleri yapılacaksa, Müslümanlar için önemi büyük Fethin bir sembolü olan Ayasofya da aslına döndürülmelidir.

Mor Gabriel Manastırı arazisi iade edilsin, Süryanilere önemli hakları geri verilsin, Heybeliada Ruhban okulu açılsın, itirazımız yok ancak Ayasofya’yı da yeniden ibadete açalım, doğru olan da budur.

Böyle bir uygulama hem inanca hem de tarihsel gerçeklere saygının ifadesi olacaktır.

Bekleyip göreceğiz.

Bir damla:

■ Hak tecelli eyleyince her işi âsân eder;
Halk eder esbâbını bir lahzâda ihsân eder…

■ Haksızlığın önünde eğilmeyiniz zira hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz.

■ Haksızlıklara baş kaldırmayanlar, onlardan gelecek her türlü kötülüğe katlanmalıdır.

> Yeni Meram >Yazarlar > AYASOFYA VE RUHBAN OKULU
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.