YAZARLAR

Ülkemiz gündeminde geçtiğimiz hafta yurttaşlarımızı şok eden şu Hizbullah ve onların paralelindeki seri katillerin yargılanmalarının 10 yılda sonuçlanamaması gibi bir gerekçe ile salıverilmeleri olayı derin yaralar açtı.

Her kesimden yurttaşlarımız söz konusu olay karşısında adeta şoke oldu, Ulusal Basın ve Televizyon kanallarında kınama haberleri peş peşe sıralandı. Bu vahim olay bir kez daha gösterdi ki, gecikmesinden dolayı adaletli olamayan Türk yargı sisteminin gerçek anlamda adaletli olması için bir büyük reform’a ihtiyacı olduğu bir kez daha görüldü

Pek çok ileri ülkelerde ve hatta, Yunanistan’da Savcı ve Hakim kadrolarının bizim ülkemizinkinin 3 katından fazla olduğunu birlikte bir Ankara yolculuğu yaptığımız Kululu bir genç Savcının sohbetimizde ki ifadelerinden öğrenmiştim.

Şimdilerde bıçak kemiğe dayandığı içindir ki Yargıtay ve Danışta da her yıl onlarca dairenin yeniden açılması ve böylece yıllar yılı sıra bekleyip Adaleti adalet olmaktan çıkaran gecikmelerin önlenmesi sağlanacakmış, Sabah şerifleriniz hayırlı olsun beyler. On binlerin, yüz binlerin yıllar yılı sömürülen hukuki hakları gasp edildikten sonra, sadece 3–5 bin Hakim ve Savcı atanması ile halledilecek bu işin niçin şimdiye değin yapılmadığını sorsak verilecek doğru cevabın koltuk kavgamızdan sıra bulamadık olması gerçeği asla inkar edilemez.

Şu Cumhuriyetimize, Özgürlüğümüze, Atatürk İlke ve İnkılâplarımıza açık açık düşman olan Hizbul belanın bu ülkenin başından temizlenip atılmasının siyasi hükümetlerin işi olabileceğini düşünmek hayal olsa gerek. İç ve dış düşmanlarımızın bertaraf edilmesinde yegâne ulusal güvencemiz Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz olurken, Hizbullah belasının üstüne giden özel savcıların nasıl sürüm sürüm süründürüldüğünü, Cumhuriyet ve Atatürk İlkeleri’ne bağlılığın örnek mümtaz komutanlarının keza emeklilik gibi kutsal dinlencelerinin zehir zıkkım edildiği, tarafsız gözlemcilerin yüreklerini dağlamaktadır.

Şurası bir gerçektir ki; günümüz dünyası demokrasi kavramındaki darbeler, artık geçmişin darbeleri türünden asla olamaz. Ve fakat Yüce Önder Atatürk’ün Türk Gençliği’ne hitabında ifade ettiği gibi bu vatanın evlatları bela ve hıyanetin derecesi ne olursa olsun, Türk Gençliği’nin demokratik gücü bu bela ve musibetleri temizlemeye yetecek güçtedir.

Kahraman silahlı kuvvetlerimiz Asil Türk Gençliği’ni kendi tezgâhında işleyip ona Vatan ve Millet aşkını damarındaki kana değin aşılayıp enjekte etmiştir. Bu aşının özünde Demokrasi ve Demokratik hukuk vardır. Hizbullah pisliğini bu inanç ve bu ruh bu ülkenin başından defedip atacaktır. Ülkemiz ve insanımızın inancı da budur.

SELÇUKLU’NUN KARATAY MEDRESESİ

CUMHURİYETİN KARATAY ÜNİVERSİTESİ OLDU

Anarşinin kudurduğu, siyasetin iflasın eşiğine geldiği, TBMM’nin kadük kalıp meşru askeri darbeye davetiye çıkardığı, illerin üniversiteleri bırakıp bizar kaldığından şehirlerinden atma çabası içine girdiği, hem de rektörünün ev kirasından, bina teçhizat ve tüm donanımlarını tümünü bizatihi halkımızın yardımlarından özenle sağlandığı bir ortamda, kültür ve medeniyet aşığı Konya Halkı bir üniversiteyi sadece kendi gücü ile kurup bu günkü SELÇUK Üniversitesi’ni yarattı.

Bu kutsal ve güzide kuruluşun, kuruluşunda acizane görev almış bir fani Konya çocuğu olma bahtiyarlığı içindeyim. Bugün çoğu illerin nüfusunun kat kat fazlası bir nüfus potansiyele sahip Konya ekonomik yapısına da emsalsiz katkılar yaptığından ulvidir, saygındır.

Ne var ki Türkiye genelindeki 96 üniversite içinde ön sırada olan bu irfan yuvamızdaki gayri yasal gelişmeler ulusal basınımıza yansıdıkça yüreğimiz yanmaktadır. Mevzi sayılan bu olaylardan da okulumuz elbette arınacaktır.

İşte bu hüznümüze Tüm Türkiye’deki Devlet ve Özel Vakıf Üniversiteleri içinde bir örnek olma ilkesi ile yola çıkan KTO. KARATAY ÜNİVERSİTESİ’NİN bilhassa bünyesindeki Hukuk Fakültesi ile seçkin Hukukçular yetiştirip ülkemiz genelindeki hukuka susamışlığa bir yudum çare olur inancımız vardır.

KARATAY ÜNİVERSİTESİ’nin diğer Fakülte ve branşlarından da saygın vatan evlatlarının çıkacağı inancımız da keza vardır.

Bu irfan yuvasının kuruluşuna namüsait, maddi imkanlara rağmen vücut veren değerli Konya çocuğu Sayın ÜZÜLMEZ’e ve Üniversitenin Kurucu Rektörü keza saygın bilim adamı Prof. Dr. Mehmet BABAOĞLU’na yürek dolusu sevgilerle başarılar dileriz.

> Yeni Meram >Yazarlar > AL SANA HİZBULLAH! BU PİSLİĞİ DE Mİ? ASKERİMİZ TEMİZLEYECEK?
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.