YAZARLAR

AHLAK-Tayyar Çimen-Yeni Meram Gazetesi

Değerli Okuyucularım, bana son derece zor gelen bir konuda, din ve ahlak konusunda, burada, bir şeyler yazmak istedim.
Ahlak o kadar içerikli ve subjektif (öznel) bir terim ki, bunun anlamını eksiksiz tanımlamak çok zordur. Dünya düşünürlerinin yaptıkları ahlak tanımlarına biz göz atarak konuya girelim:
Romalı Yazar ve Devlet Adamı L.A.Seneca (M.Ö. 4-M.S.65): “Parçadan, bütünün selametine uygun davranmasını talep eden, kurallar manzumesine, ahlak denir.”
Türk Eğitimci, Yazar Cemil Sena Ongun (1894-1981): “Ahlak, insanın kendi kendini mağlup etmesidir.”
İsviçreli Filozof ve Yazar J.J.Rousseau (1694-1778): “Dürüstlük ve namus, beraber bulundukları bütün duyguları süslerler.”
Romalı Devlet Adamı M.T.Cicero (M.Ö.106-43): “İnsanlar ne kadar ahlaklı olurlarsa, başkalarının ahlakından da, o kadar zor kuşku duyarlar.”
Ahlak üzerine düşünürlerin sözleri çok. Bana göre ahlak, “toplumsal ve bireysel hayatta, insani değerleri zedelemeden konmuş kurallarla, yaşam düzenine uyma bilinci ve manevi huzur yolunu bilme yeteneğidir.” İnsanlar bu bilinci ve yeteneği nasıl elde ederler? Başta eğitimle, ikinci olarak da manevi donanımla. Eğitimin, insanların birlikte yaşadıkları ulus toplumlarında, eğitim kurumlarından (okullardan) aldıkları derslerle elde edildiğini biliyoruz. Manevi donanımın elde edilmesinin ise, en kısa yolu, biz Türkler için, yüce dinimiz İslam’dır. Esasında, dünyadaki bütün hak dinlerinin temelinde güzel ahlak esas alınmıştır. İslam’da ahlakı ise, bazı otoriteler” kişide sağlamca yerini alan, meleke haline gelmiş, terk edilmesi mümkün olmayan, olumlu huyların tamamı” şeklinde, tarif ediyorlar. Bir Müslüman’ın yaptığı ibadetler, güzel ahlakla ibadet değerine ulaşmaktadır. Bir Müslüman, Allah’ın rızasına, Allah’ın nimetlerine, güzel ahlakla kavuşabilir. Buradan, dinimize iman etmiş bir insanın, iyi ahlaklı olması gerektiği, kendiliğinden ortaya çıkıyor.
Başka bir ahlak açıklaması da şöyle: “Ahlak, belli bir dönemde, belli insan topluluklarınca benimsenmiş olan, bireylerin birbiriyle ilişkilerini düzenleyen töresel davranış kurallarının, yasalarının, ilkelerinin toplamıdır.” (Kaynak: Doğuhan Murat Yücel). Bu açıklama da bana mantıklı geldi. Arapça kökenli ahlak kelimesi yerine, son zamanlarda, pek de doğru olmayan şekilde, Yunanca kökenli etik kelimesi kullanılmaktadır.
Çeşitli terimler, kelimeler, kavramlar bir yana, en çok benimsediğimiz ahlak ifadesi, hayatımızın, insanlığımızın, inancımızın temel taşıdır bence. Bireysel ve toplumsal hayatımızdan, bir an, ahlakı kaldırdığımızı düşünelim. Bu, insan olma övüncünün, haysiyetin, şerefin, namusun, faziletin, vefanın yok olması anlamına gelmez mi?
O halde, fert olarak, toplum olarak, millet olarak, ulus olarak, her şeyin başı ahlaktır, diyerek davranmamız gerekmez mi? Okullarımızın, üniversitelerimizin, din kuruluşumuz Diyanet’in faaliyetlerinin odağı ahlak olmalıdır, dememiz gerekmez mi?
Saygılarımla.

> Yeni Meram >Yazarlar > AHLAK
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.