Yollar Kapandı Kardan...
Yollar Kapandı Kardan... - Rıdvan Bülbül - Yeni Meram Gazetesi
“Kış geldi, firak açmadadır sineme yare
Vuslat yine mi kaldı güzel fasl-ı bahara
Bari bulayım söyle de sen derdime çare
Vuslat yine mi kaldı güzel başka bahara?”
(Şevki Bey; Hüzzam Şarkı)
***
Küresel ısınmanın mevsimleri de etkiledi. Yer küreyi, neredeyse kara da yağmura da hasret bıraktı. Örneğin, şimdiler de eskiye özlemlere yeni bir sayfa daha eklendi;
Nerede o eski karlar?
Kar nihayet yağdı da, beyaza bürünmüş kart postal bir görünümü izleme telaş içinde de olsa olanağı bulduk;
“Kardır yağan üstümüze geceden,
Yağmurlu, karanlık bir düşünceden,
Ormanın uğultusuyla birlikte
Ve dörtnala dümdüz bir mavilikte
Kar yağıyor üstümüze, inceden.”
(Ahmet Muhip Dranas)
...
Ulaşım ve eğitimde aksamalar oluyor. Buna karşın, haritadan silinme tehlikesinde bulunan göl, gölet ve diğer su kaynaklarımız yeniden ayağa kalkmanın düşüne görüyor.
Yaşadığımız kentte kar, yağdı geçti, ancak ilçelerden “diz boyu” haberler geliyor. Kar özlemini beyaz camdan gidermeye çalışıyoruz. geçmişte kışları anımsıyoruz.
Soğuk, karın yanında
İnatçı bir komiser
İhtimal ki yarın da,
Ayaz Paşa kol gezer.
Kışın akla ne sığar,
Ne de yarar işleri.
Saçakların şimdi var,
Buzdan yapma dişleri.
(Fazıl Ahmet Aykaç)
...
Kar-kış, edebiyattın rengi ve zenginliğidir. Şarkılar- türküler - şiirler nostalji demeti sunuyor ressam fırçaları da ”beyaz”a yöneliyor.
“Bahar bitti güz bitti
Artık bülbül ötmüyor
Yare tel çekem diye
Tel derdim iletmiyor.”
Teknoloji devrimi romantizmi de alıp götürdü. Doğanın bembeyaz kar örtüsüne bürünmesinin güzelliği kimseyi ilgilendirmiyor. Çocukların kartopu oynamasını, kardan adam yapmasını, karlarda yuvarlanmasını eskisi gibi izleyen onların kar sevincine ortak olan da yok gibi.
İstanbul’da 1620’de öylesine bir kış olmuş, deniz donmuş, Neşati de tarih düşürmüş;
"Emr-i Hak ile İstanbul'da olan kış bu sene
Belki Dünya duralı olmadı bu resme şitâ
Lâfzanü ma'nen ana dedi Neşati târih
Be meded dondu soğuktan bin otuzda derya"
...
Büyük usta Yahya Kemal’in Varşova’da Büyükelçi iken yazdığı “Kar Musikisi” şiiri şimdi gökyüzünde yankılanıyor;
“Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu;
Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu.
Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta,
Tanburi Cemil Bey çalıyor eski plakta.”
Kar yağanda ustamız, üstadımız sevgi şairi Feyzi Halıcı abimiz biç öyle dingin durur mu? Daha taşa, yere göğe, karaya denize sevgisini gergef gergef işleyen duyguları şaha kalkar;
Sevdadır çevre yanımda
Bir nice nöbet tutmuştur
Kar yağmıştır o dağlara
Nilgün beni unutmuştur..
Gönlümde dert dilim dilim
Aşkım tanımıyor iklim
Dostlar kendimde değilim
Gitti hayatım, sevgilim
Gayri ne söylesem boştur
Kar yağmıştır o dağlara
Nilgün beni unutmuştur.
...
Güney kutbunu keşfeden (1906) Norveçli Amudsen
“yola devam”
deyip yürüseydi ve sonra da Güneyden önce Kuzey Kutbunu keşfetseydi, biraz sıcaklık götürseydi acaba dünya aşırı soğuktan biraz soyutlanır mıydı?
Van’da çadır yangınları haberleri gelince geçmişe doğru yolculuğa çıkıyorum. Yedek Subay olarak vatani görevimi yaptığım, Van’ı düşlüyorum. Konu Van olunca dostum merhum Bekir Sıdkı Erdoğan’ın kar- kışla özdeşleşen
dudağımdan Konya ayazında dökülüyor;
“
Sen karşıma, her özlediğim anda çıkarsın!
İzmir'de çıkar; Kars'da çıkar, Van'da çıkarsın...
Hiç böyle vefa görmedi âlemde hakikat;
Yollar kapanır, sen yine fincanda çıkarsın!”
...
Her mevsim kendine özgü güzellikler içerir.
Doğanın dört, yaşamın beş mevsimi vardır;
■ Aşk, hasret, yalnızlık, vuslat ve hüzündür.
Hüzünde kimi koşullarda “güzellik“ gizlidir. Nitekim ünlü Fransız kadın yazarı Françoise Sagan, 1954’de kaleme aldığı ilk yapıtında “Günaydın Hüzün- bonjour tristesse) adını vermiştir. Babası bir şirketin Genel Müdürü, annesi toprak sahibi bir ailenin kızı olan Sagan, hüznün kişinin genlerinde yer aldığını, mutluluk rüzgârları estirdiğini ortaya koymaktadır.
...
Yollar kapandı kardan
Turna gelmez diyardan
Haber çıkmadı yardan
Bu ayrılık bitmiyor.
Derdim çok dermanım yok
Canan çok cananım yok
Onsuz adım sanım yok
Teselli kar etmiyor.
Bakmadan Geçme