Medeniyet İstasyonları!
Medeniyet İstasyonları! - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi
Merhum Faruk Nafiz Çamlıbel, meşhur "
Han Duvarları"
şiirini şöyle bitirmiş;
"Ey garip çizgilerle dolu han duvarları, / Ey hanların gönlümü sızlatan duvarları!..”
Hanlarla ve kervansaraylarla dolu ülkemiz. Bu coğrafyanın gördüğü en sanatkâr, en vefakâr, en duygulu milletlerin başında gelen Türk Milleti tac kapılarıyla taşı nakış işler gibi işleyerek hanlar ve kervansaraylar kondurmuş yol güzergahlarına.
Hanlar ve kervansaraylar geçmişimizle övüneceğimiz eserler olarak dikkat çekiyor.
Selçuklu, 30-40 kilometre ara ile dizmiş o günün coğrafyasına hanlarını ve kervansaraylarını. Selçuklu diyarına gelenler, canlarından ve mallarından emin olsunlar diye, rahat etsinler diye, Selçuklu diyarını emin ve güvenli bir şekilde gezip dolaşsınlar diye.
Özellikle Sultanhanlarında Tabipler, sağlık görevlileri, nalbantlar, yeme-içme işini üstlenen aşçılar, misafirlerin rahatını temin eden hancılar ve yardımcıları bulunurdu. Misafirler tozdan-topraktan arınsınlar diye hamamlar, ibadetlerini rahatça yapabilsinler diye köşk-mesçitler inşa edilmişti sultanhanlarına!
Bu mescitler ya giriş kapısı üzerinde, ya da avlunun ortasında yükseltilmiş bir şekilde inşa edilirlerdi. Hayvanlarında bulunduğu bu mekanlarda mescitlerin temiz kalmasını sağlamak adına, giriş kapısı üzerine yapılanlarına özel bir merdivenle çıkılırdı.
Hanlar ve Kervansaraylarla ilgili çok değerli açıklamalarda bulunan
Yrd. Doç. Yaşar Erdemir
dostumuz, hanlar için Avrupalı araştırmacıların
"Medeniyet İstasyonları"
dediğini söylüyor.
Her han, her kervansaray ayrı bir dünyaydı sevgili okurlar.
İnsan hayatına, kervanların ve yolcuların can güvenliğine büyük önem veren Selçuklu, küçük bir kale hüviyetinde olan kervansaraylarını koruma adına atlı birlikler bulundurma suretiyle o güne kadar hiçbir milletin yapamadığı bir uygulamayı da hayata geçirmiştir.
Rahmetli Tarih Hocam Lütfü Ernur,
"Anadolu'da hanlar ve kervansaraylarda üç gün tek bir kuruş ödemeden kalabilirdiniz. Üç günden ziyade kalmamak şartıyla, bütün Selçuklu diyarını elinizi cebinize atmadan dolaşabilirdiniz."
derdi.
Günümüzde hanlar ve kervansaraylar restore ediliyor ve işletmecilere kiralanıyor sevgili okurlar.
Kiraya verilen bu hanların hemen bir çoğunun işletilemediğini ve kapandığını görmekteyiz. Kızılören Hanı ve Dokuzun Hanı gibi olumsuz örnekler gözümüzün önünde.
Oldukça yüksek ücretlere restore edilen bu yapılar bir kış kullanılamazsa, tekrar restore edilmekle karşı karşıya.
Hanlarımızı ve kervansaraylarımızı işler ve ziyaret hale getirmek için ne yapılmalı sorusu gündemde.
Bu konuda ki, görüşler gerçekten dikkate değer.
Dilerseniz bu görüşleri açalım;
Bu yapılardan kira alınmasın görüşü en çarpıcı görüş ve ilk sırada!
Bir başka görüş bir adım daha ileriye gidiyor.
Bu yapılardan kira alınmakla kalınmasın vergide ödemesin burayı işletenler.
Yani vergiden muaf olsun!
Hanlarımızı ve kervansaraylarımızı hayata döndürmek, insanlarla buluşturmak, tekrar yaşanır, nefes alır, kendini bulur hale getirmek bazı fedakarlıklardan geçecekse böyle birşeyler olmalı, bu türden kararlar alınabilmeli deniyor.
İşletilemediği için, bir daha, bir daha restorasyon masrafı yapılmaya devam etmek yerine, bu binaları canlandırma, hayata döndürmeye ne dersiniz?
Bu mekanların kimlere verilmesi gibi konular, bizim dışımızda. Ancak medeniyet istasyonlarının tekrar faal hale gelmesi, istasyonlar arasında iletişimler tesis edilmesi, han ve kervansaray turizminin bir anda canlanmasına neden vesile olmasın dedirtiyor bir çoğumuza.
Hem ecdat yadigarı eserlerimiz ayakta kalmaya devam edecek, belki de hanlar ve kervansaraylar arası turlar gündeme gelebilecek, belki yurt içi ve yurt dışı turlar da kervansaray geceleri, kervansaray konaklamaları gibi yeni bir takım gelişmelerin müjdecisi olabilecek!
Rahmetli Faruk Nafiz'in, o yıllarda gönlünü sızlatan han duvarlarında, belki de sevgi çiçekleri açacak. Hanlar ve kervansarayların misafirperverlik adına dostluk ve hoşgörü istasyonları olarak yüzyıllar önce açtıkları kapılarını, yine aynı niyet üzere açmaları sizce de hoş olmaz mı?
Bu iş yine hanların ve kervansarayların beldesi olan Konya'ya düşüyor!
Bakmadan Geçme