Zamana yaymak!
Admin
Zaman en iyi ilaç mıdır? Zaman en iyi ilaçtır sözü teselli olsun diye söylenen bir söz müdür? Yoksa zaman hiç bir şeyin ilacı değil midir?
Zamanı geri döndürmeye, giden zamanı geri getirmeye muktedir değiliz. Ancak ya hırsımızdan, ya kıskançlığımızdan, ya kendimizi kabul ettirme düşüncesinden hareket ederek, kendi yetkilerimiz içerisinde olan bir çok talebi zamana yaymak gibi bir yanlışlığa kapılmış gideriz de, yaptığımız hataları kendimize bile itiraf edemeyiz!
Zamana yaymak; unutturmak, dikkate almamak anlamına gelebildiği gibi, sen ne söylersen söyle, kime gidersen git, en son benim dediğim olur demenin bir karşılığıdır.
Biz neden düşünemedik de filanca buldu söyledi diye, bize akıl mı öğretiyor babından gururumuza dokundu diye, sırf olması gereken, yapılması gereken bir çok konuyu çözmemek için ertelemek anlamlarına da gelir.
Olacak bir çok konu zamana yayılarak insan sabrı imtihanlara tabi tutulur!
Birçok işi, bir çok konuyu zamana yayanlar, bu yayma ile birlikte o işi geciktirenler, engelleyenler, insanların felaketlerine ve yok oluşlarına sebep olanlar abad olamamışlardır.
Sabreden derviş muradına ermiş dense de, bu uğurda beklerken muradına erememiş bir çok insan vardır!
Keşke diye başlayan pişmanlık sözleri, olacak işleri zamana yayanları hiç bir dönem kurtarmayan sözlerin ilk başlangıç kelimesi olarak söylense de, giden gittikten sonra söylenen nafile kelimeler hükmündedir!
Sabırla koruk helva olur demeye getirilen her ne varsa zaman yayıcıların silindirle ezdiği, insan hayatlarını dümdüz ettiği olaylarla doludur!
Sizin dediğiniz zamanda değil, bizim dediğimiz zamanda yapılacak diyen zaman yayıcıları ne kadar da insafsız ve merhametsizdirler!
Bunun adı kendini zorla ve zoraki olarak saydırmak değil de nedir?
Hani tevazu, hani mütevazi olmak, hani hoşgörü?
Zaman ayırmak, zamanı insanların lehine ve hayrına kullanmak varken, onca insanın hayır duasını almak varken, yüzlerini güldürmek varken, nedir bu insanları zora koşmak?
Hayra kullanılan zaman adeta durur, kıpırdamaz, yerinde sayar. O an sanki zaman durdu diye anlatır anlatanların bir çoğu. Zaman hayra kullanıldıkça bereketlenir, artar, daha çok insanın müşkülünü çözebilmek için, çözenin omzuna ilham perileri konar-kalkar, nice ilham fısıldar dururlar! Böyle durumlarda zamanı yaymak yoktur! Zaman israfı yoktur! Zamanı boşa öldürmek yoktur!
Zamanla oynama, zamanı kendine uydurduğunu düşünme, zamanı kendi çıkarlarına ve emellerine alet etme, senin zamanın bitti, benim zamanım başladı gibi zamanı hafife alan yaklaşımlar, zamanı elde tutma gafletleri, zamanı yayabildiği kadar yayabilme teşebbüsleri bugüne kadar kimseye hayır getirmedi!
Zamanı yayarken, kendi insanlığımızı, insafımızı, merhametimizi ve hoşgörümüzü de yaydığımızı, çözüm arayanların, çözüm bekleyenlerin beklentilerini bir hiç uğruna, kendi egolarımızı tatmin uğruna geciktirdiğimizi yaşarken iftiharla anlatıp, ölüm döşeğinde itiraf etmek, söyleyin beni affetsinler, haklarını helal etsinler demek insanı ne kadar kurtarabilir?
Kurumlarımız, görevlilerimiz, emir verme yetkisi olanlarımız, bir emirle şunları, şunları yaptırmadım, engelledim, zaman öyle olmasını gerektiren zamandı diye övünenlerin, bu işlerden kendilerine paye çıkaranların ne kadar yanlışlıklar içersinde olduklarını anlayabildiklerini sanmıyorum.
Günümüz bunun örnekleriyle dolu sevgili okurlar!
İnsanların yalvarışları, kapılarda bekleşenlerin yakarışları onları mutlu ediyor besbelli. Şu işi yapın, halledin gibi iki kelime çıkmıyor ağızlarından.
Ne derler diye, bir başkasının dediğini yaptı diye takıntılar yaşıyorlar!
O dedi diye, bu dedi diye yaparsam adam değilim!...
diye başlayan sözler, adam olmadığını, olamadığını kendi ağzıyla ikrar ve itiraf edenlerin gözünü açmıyor!
Bir çoğunun neredeyse hiç bir şeye zamanı yok!.
Neden yok? Neden, her şeyi zamanın sırtına yükleyip kenara çekilirler?
Başımı kaşıyacak zamanım yok! Kendimi bildim bileli zaman fukarasıyım!
Değil bir başkasına, kendime bile zaman ayıramıyorum! Ailemde herkes bu zaman meselesine tepkili! Benzeri laf edenlerin kendilerini zamanın tahtarevanına bindirip çıkarları ve menfaatleri için el koyduklarını sandıkları zamanın kendi aleyhlerine de işleyebileceğini keşke görebilselerdi!
Olacak bir işi zamana yayarak, zaman kazandığını, muhatabını atlattığını, hatta kandırdığını zanneden zaman yayıcıları; zamanın kendine de türlü-türlü oyunlar oynayabileceğini, rüzgarın tersten de esebileceğini, zafer kazandıklarını sandıkları o anın, kaybetme anı olabileceğini düşünmezler mi?
Çünkü, zaman, gaflet anlarıyla da, dolu bir süreçtir!