Yol haritası diye tutturmak!
Admin
Eskiden asfalt yol yoktu. Olsa da çok azdı. O yola düşüldüğünde o günün şoförleri kaymak gibi yol derlerdi, bütün yollar böyle olsa, araba sürmenin de, yolculuk yapmanın da keyfi bir başka olurdu diye anlatırlardı.
Şose dediğiniz yol, stabilize yoldu. Şoseye çıkmak, şoseye kadar yürümek, köyün önünden şosenin geçmesi nimetti.
O zamanlarda yol haritası tabiri yoktu. Dağ yolları, patika yollar, belli bir yere kadar gidilen, ondan sonra, katır ve at sırtında ulaşılabilen köyler vardı.
Yol haritasını size sözlü anlatırlardı. Şu tepeyi aş, aşağıya indiğinde önüne çıkan düzlüğü geç, yarım saat kadar git, bizim köyün minaresini görürsün. Ondan sonrası da kolay zaten derlerdi. Bu dedikleri mesafe ya dört saatti, ya da beş!
Kuş uçmaz, kervan geçmez söylemi, yolu- izi olmayan böyle yerleşim merkezleri için söylenirdi.
Sonra asfaltlar çıktı meydana...
Yol haritaları yine yoktu...
Aradan onlarca sene geçti.
Karayollarının yol haritaları çıktı.
Hangi şehir, hangi şehre ne kadar uzaklıkta, çizelgelerden bakıp anlardınız.
Daha sonra yol haritası ifadesi bir genelleme oldu. İşin edebiyat faslına iyi yakıştı, mecazla karışık bir deyim oldu, dikildi karşımıza...
Yol haritaları çizenler, yol tayin edenler, yol gösterenler, yolu şaşırmışlara yol burasıdır diye tarif edenler çıktı ortaya...
Aşık Veysel'in
"Uzun ince bir yoldayım"
türküsü dillerden düşmedi,
"Yollar uzak gelemedim"
türküsünü mırıldandı yolu bahane edenler. Sevgiyi, muhabbeti kaybedenler,
"Yola çıkmış arıyorum "
diye seslendiler, belki bir duyan olur diye
..."Gece karanlığında yola koyuldum, elimde kandil, gözümde mendil"
diyen şarkı hüzünlendirdi insanları.
Anlayacağınız herkesin kendince, buruk, hüzünlü, bazen sevinçli, bazen mutluluktan ayakları yere değmeyen yol hikayeleri vardı!
Her yolun belli belirsiz haritası olduğunu da söylemeliyiz bu arada...
Bu haritaların hangisini kader çizdi, hangisini felek, bilen yok!
Günümüzde yol haritası çizen, Mühendisler, teknik personel, mektepli ya da alaylı zeki insanlar bu haritaları hemen her alanda çiziyorlar.
En çok eğitimde, siyasette ve ticarette yol haritası mevcut.
Oya gibi, dantel gibi ince-ince işlenenleri, detaylandırılanları, artı-eksi hesaplarıyla zenginleştirilenleri var!
En fazla rağbet siyasetteki yol haritasına...
Çünkü siyaseti sevmeyenimiz, vurgun olmayanımız yok. Adayımız, heveslimiz, gönlünde aslanlar yatanlarımız pek çok.
Yol haritası, her partiye, her müstakbel adaya, her lidere, her hayal kurana lazım!
Böyle bir haritaya sahip olmayan, buluyor bir haritacı çizdiriyor bir harita...
Siyaset için hazırlanan haritaların her biri istisnasız nalıncı keseri gibi, hep bana, hep bana ritminde!
Ticaretin yol haritasında testere gibi
bir sana, bir bana
diye bir şey kağıt üzerinde var olmasına var da, sen öyle san,
az birazı sana, geri kalanı bana
diye devam ediyor. Bir koyup, on almak, yirmi almak gibi haritaların dayandırıldığı projeler altın değerinde!
Harita, söz temsili, yola çıkıldığında hata payını en aza indiren bir kılavuz misali dense de, yola çıkan, her soluklandığında, harita üzerinde enleminde, boylamında değişiklikler yapıyor.
Yolda rastladığı çeldiriciler, akıl çelenler, akıldaneler, çok bilmişler, şunu şöyle yap, böyle yap dedikçe, gerekli değişiklikler yapıla yapıla, yol haritası, haritadan başka her şeye benziyor!
Ancak, adı yol haritası olarak muhafaza ediliyor!
Haritasız yola çıkmam abi diyenlerin, koltuk altına bir harita mutlaka sıkıştırıyorlar. Ya da aman arkadaş, al şu harita yanında bulunsun, yola çıkanın halini Allah bilir diyerek, veriyorlar eline bir harita!
Her harita ile yola çıkılır mı, arada bir ne var diye bakılır mı, yoksa ben bu yolları bilirim, bu haritalara ihtiyacım yok mu denir, o konu yola çıkana kalmış bir mevzu.
Yol haritası günümüzde olmazsa olmaz haline geldi sevgili okurlar!
Ya kendi yol haritanızı kendiniz çizeceksiniz, ya da çizilmiş bir yol haritasına rıza göstereceksiniz. Ya da biz bu yollarda az yürümedik, bu yollar bizim bildiğimiz yollar deyip, düşecekseniz yollara...
Ömür biter yol bitmez diyenlere de, çatallaşan, tali yollara ayrılan, virajından, keskin dönüşünden, sisinden-pusundan, ayazından, tipisinden geçilmeyen ve bir türlü bitmeyen yollarla karşılaştığınızda hak vereceksiniz! Yol haritası diye tutturanlara da, her harita her yolda sökmez diye güleceksiniz!