Admin

Yetti, Gari!

Admin

Bıçak kemiğe dayandıysa terörle artık müzakere değil, mücadele edilir. Bu nedenle edilmektedir, kökü kazılıncaya dek edilecek!

Şeytanın tuzağı olarak nitelendirilen terör belası, korkunç yüzünü göstermeye devam ediyor. Yine kalleşlik, yine kan emicilik.

Güzel Türkiye’min kalbi, Cumhuriyetin merkezi Ankara, 3. kez kahpe saldırıyla karşı karşıya geldi. Yine canlar gitti, yaralandı. Evlere ateş düştü, gözyaşları sel oldu aktı.

Analar, babalar, kardeşler ve akrabalar, tek yürek olarak ulus ağlıyor.

---

■ Kim ki haksız yere suçsuz bir insanı öldürürse, sanki tüm insanları öldürmüş gibi sayılır. Kim de suçsuz tek insanın hayatını kurtarırsa tüm insanları kurtarmış gibi kabul edilir

. ( Maide Sûresi)

...

10 Ekim 2015’te Gar saldırısıyla tarihinin en büyük terör eylemiyle sarsılan Ankara, 17 Şubat günü Merasim Sokak’ta askeri servis araçlarına yönelik, 29 kişinin yaşamını yitirdiği ikinci bombalı saldırının üzerinden 1 ay bile geçmeden, yeni bir terör saldırısı daha yaşadı.; saldırı vatandaşların toplu taşıma için en yoğun olarak kullandığı Güvenpark’ın karşısında gerçekleşti. Milli Eğitim Bakanlığı,

Başbakanlık, TBMM, Yargıtay, İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’na birkaç yüz metre mesafede bulunuyor.

...

Şimdi sorular iki noktada odaklaşıyor;

İstihbarat zafiyeti var mı? Kimi çevrelere göre “var gibi” görünüyor. Güvenlik zafiyeti var mı? Ayniyle vaki gibi görüyor. Şu halde kamu vicdanını rahatlatmak için sorumlular için “istifa - görevden alma” mekanizmalarını   harekete geçirmek zamanı gelmiştir.

---

Verilere göre, 1984 yılından şimdiye dek ülke sınırları içinde 46 bin dolayında terör eylemi gerçekleştirildi,  40 bine yakın yurttaş 36 bin 628 yurttaş yaşamını yitirdi, bunlardan 5 bine yakını asker, 300’e yakını polis, 1330’u korucu, 123’ü öğretmen 325’i kamu görevlisi.   Operasyonlarında yaralanan asker sayısı 10 bin,  polis sayısı 1600 geçici köy koruyucu sayısı da 1950 dolayında oldu.

...

Ekonomik zarara uğradık doğrudan maliyeti 100 Milyar doları üzerinde, dolaylı maliyetleri  eklediğimizde 300 milyar dolara yaklaşıyor. Bu kadar harcama 7 GAP,  75 Atatürk Barajı,  30 bin km otoban yapabilir, 5 milyon derslik açılır,  83 yıllık sağlık gideri karşılayabilirdik!

Enerji projelerini yaşama geçirir, enerjide dışa bağımlılığı sıfırlamış, enerji ihraç eden bir ülke haline gelme olanağına kavuşurduk.

---

Terör, iç ya da dış; dahası iki düşmanın ortaklaşa sahneye koyduğu insanlık dışı bir senaryonun uygulamasıdır, savaş halidir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Düşmanla mücadelede-  bu süreçte teröriste düşmandır-üç gücün tayin ediciliğine dikkat çekerken

Bunların Milletin kendisi, Meclis,  Silahlı Kuvvetler olduğuna vurgu yaparak, bu üç gücün iç ve dış olmak üzere iki cephede savaşacağının altını çiziyor;

“Asıl olan iç cephedir. Bu cephe bütün memleketin, bütün milletin meydana getirdiği cephedir. Dış cephe, doğrudan doğruya ordunun düşman karşısındaki silâhlı cephesidir. Bu cephe sarsılabilir, değişebilir, mağlûp olabilir; fakat bu durum, hiçbir zaman bir memleketi, bir milleti yok edemez. Önemli olan, memleketi temelinden yıkan, milleti tutsak ettiren, iç cephenin çökmesidir. Bu gerçeği bizden daha çok bilen düşmanlar, bu cephemizi yıkmak için yüzyıllarca çalışmışlar ve çalışmaktadırlar. Bugüne kadar başarılı da olmuşlardır. Gerçekten “kaleyi içinden almak”, dışından zorlamaktan çok kolaydır. Bu amaçla şahıslarımıza kadar temasa gelebilen bozguncu mikropların, araçların varlığını iddia etmek doğrudur. Meclis’in düşünüş biçimi, çalışması, vaziyeti, düşmana ümit verici olmadıkça iç ve dış cephelerimizin yerinden oynamasına olanak yoktur.”

---

Terörün insafı merhameti yoktur. Dobra hiç değil kalleştir, arkadan  vurur,  kan emicidir. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Öldürüyor, sakat bırakıyor,  ışıklar sönüyor, yuvalar dağılıyor,

Terörün, sağı, solu, ırkı, dini dili, milleti de  yoktur. Terör, insana ve insanlığa karşıdır. Cana- mala kastediyor, çoluk çocuk demeden, kadın erkek ayırmadan, genç mi, yaşlı mı hiç bakmadan acımadan tetiği çekiyor. Terör, bir cellat mizansenidir,  çağdışı bir zihniyetin kan kusan belasıdır;  şeytanın görüntüsüdür. Terör şeytanın insan ve insanlığa tuzağıdır. Terör manipulasyonla el ele, kol koladır. Önemine koşut, kimlik, sistem ve ad değiştirdi;  küresel, ülkesel terör var;  bölgesel terör var.

---

Terör sözcüğü, Fransız Akademisince gerçekleştirilen  1798 sözlüğünde yer aldı . Daha sonra 1793 ile 1794 arasında Fransa'yı kan gölüne dönüştüren  "Zanlı Yasasının” sonuçlarını ifade için kullanıldı. Devrim Meclisine "terör gündemi" olarak sunulan yasa, kimi yayın organları ve yazarlarca, dine, özel mülkiyete ve devrim muhaliflerine karşı bir savaş ilanı olarak değerlendirildi. Tasarının oylanmasından sonra yaptırımlar onlarca kişi için uygulandı. Terör yeni bir boyut kazandı;  “ Kamuoyunu şiddet yoluyla maniple etmek.”

Tanımlar gelişen olaylarla ilgili olarak birbirini izledi. Gelinen en son nokta şu;

"Terör, belli bir iradeyi zorla kabul ettirmek için başvurulan her tür şiddettir."

Terörü kökünden durdurmak için sosyolojik, ekonomik ve sosyo- ekonomik (istidam ve üretim projeleri dahil)  kararların yanı sıra kimi radikal önlemler de alınmalı, birlik ve bütünlük içinde sorunun üstüne gidilmelidir.

Tüm iyi niyetli yaklaşımlara karşın terör yuvaları, “şer odakları” olmaya devam ederlerse, yapılacak tek şey vardır;

“Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir;

Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.”

■ Sıkıntıdan kurtuluşa giden gizli yol, o sıkıntının içindedir. (

Mevlana)

...

Bu yol eninde sonunda mutlaka bulunacaktır.

Olumsuz koşullara karşın Yüce Ulus, iman gücüyle Kurtuluş Savaşını nasıl kazandıysa

Terör belasının kökünü de kazıyacaktır.

Derler ki; dört şeyi küçük olsa da,  asla küçük görmeyin; bunlar, hastalık, yangın, düşman ve zarardır.  Düşman, iç ve dış olmak üzere iki çeşittir. Terörist, ikisinin toplamıdır. Su uyur, düşman uyumaz. Her saniye,  ayakta, dimdik olacağız. Vatan söz konusu ise bunun siyaseti ve ticareti olmaz. Sabrın da makul bir ölçüsü ve sınırı vardır.   Sonunda patlamak gerekir; şimdi böyle bir sürecin içindeyiz. Sabretmek kuşkusuz iyi ve doğru bir niteliktir, ancak bıçak artık kemiğe dayandı; ocakla sönmesin, nineler, dedeler, analar, bebeler, kardeşler, Ulus ağlamasın!  Aziz vatan birdir ve bütündür; Türkiye’den başka Türkiye de yoktur. Tek bayrak ve tek ulus! Bundan ötesi söz konusu bile edilmez, hatta tartışılmaz.

Yetti gari...

Yazarın Diğer Yazıları