Yazıktır, Günahtır Sevgili Belediyemiz!
Admin
Biraz mesarif olacak amma, biraz gayret sarf edeceksiniz amma, az biraz çalışacaksınız, terleyeceksiniz, hatta yorulacaksınız amma…
Demekten biz yorulduk, lakin sizin maşallahınız var!
Bu şehir ne kışlar gördü, bu görülen ne ki dediniz de, kulağınızın üstüne mi yattınız, inanın çözemedik!
Sokaklarda, caddelerde o anlı-şanlı ekiplerinizi de göremedik!
Torpilli caddelerde, torpilli kaldırımlarda yani Meram Yaka’da, Meram Yeniyol’da gören olmuş, diğer yerlere sıra gelinceye kadar oralarda çalışıyormuş arkadaşlar!
Yalan yok, görmedik, ancak anlatanların yalancısıyız!
Bizden duymuş olmayın amma…
Geçtiğimiz Cumartesi günü her taraf buz pistine dönmüştü sevgili Belediyemiz!
Keşke, sorumlu arkadaşlardan bazıları buralarda birkaç adım atıp, şereflendirseydi kaldırımları, ara sokakları…
O zaman anlardı belki vatandaşın halini, ahvalini…
Yazıktır, günahtır sevgili Belediyemiz!
Geçtiğimiz yıl ne çektiğini unuttu gitti insanlar.
Bu yıl benzer durum olunca, hatırladılar!
Hatırladılar hatırlamasına da, geçen yılda gelen yoktu, bakan yoktu, aldıran yoktu.
Bu yıl da olmadı!
Hangi sokak, hangi cadde orası diye soran akıldaneler, sözüm ona açıkgözler çıkmadı değil!
Vah..vah… tüh… tüh… deyip, ortadan kaybolanlar…
Sözünün arkasında durmayanlar…
Bu bizim kaderimiz diyenler…
Şehrin vurdumduymazlarının sayısını arttırmakla meşguller.
Sorumluluk duygusu taşıyanları da, ne dinleyen oluyor ne de dikkate alan!
Yazıktır, günahtır sevgili Belediyemiz!
Şehir hepimizin!
Kolu-kanadı kırılanlar bizim insanımız!
Buzda kayıp kaza yapan araç sahipleri bu şehirde oturuyor.
Tuz depoladık, solüsyon depoladık, kışa hazırız diyen sorumlular bu şehirde.
O ekipleri, o araçları, o sorumluları neden göremiyoruz, hissedemiyoruz bu şehrin her köşesinde?
Ne diyorduk?
Vatandaşımız, ana arterleri açmışlar, işimiz bitti, bizden bu kadar deyip dükkanı kapatmışlar diyor.
Bu şehrin kaldırımlarının, ara sokaklarının, köyden, kasabadan mahalleye dönüşen sonradan Merkez İlçelere eklenen mahallelerin dili olsa da bir konuşsalar sevgili okurlar.
Kim bilir neler duyacağız , neler!
İnsanımız, sokaklarını kaldırımlarını çekip paylaşıyor.
Paylaştığı ile kalıyor!
Gören var mı?
Bir ihtimal görürler ümidi taşınıyor!
Ne demişler!
Görmek isterseniz görürsünüz!
Duymak isterseniz duyarsınız!
Yazıktır, günahtır sevgili Belediyemiz!
Esnaf kardeşlerimiz dükkanlarını açmak için düşe-kalka, buzlarda dans ede ede, dükkanına ulaştı.
İlgili ekipler geliyoruz, geleceğiz deyinceye kadar öğle vakti oluyor.
Hafta sonu tatil diye, kış hazırlığı formatına ismen bürünmüş, ancak cismen bir türlü bu formata ısınamamış ekipleriniz nerelerdeydiler, doğrusu çok merak ettik!
Yoksa siz bize…
Sabahın köründe ne işiniz var dışarıda, öğleye kadar yatın durun evinizde!
Diye imalı bir şekilde anlatımlarda bulunuyorsunuz da, bizler mi anlamıyoruz!
Her halde, anlamıyoruz, anlaşamıyoruz!
MEDAŞ’tan, KOSKİ’den elektrik alamadığımız gibi, elektrik alamıyoruz diyeceğiz, şehrin sizler için veriği yüzdesi oldukça yüksek oylara saygısızlık olacak!
Bari, kuşlara yem serper gibi, birer avuç tuz serpseydiniz!
Yeterdi kaldırımlara, ara sokaklara, gidilmeyen, görülmeyen mahallelerinin sokak ve caddelerine!
Yarım elma, gönül alma denmiş!
O kadarını da hak etmiyor mu bu şehir?
Yazıktır, günahtır sevgili Belediyemiz!
Merak buyurmayın, esnaf kardeşlerimiz, sorumluluk duygusu yüksek vatandaşımız sizin yerinize bu işleri üstleneli çok oldu.
Biraz da, ondan rahatsınız galiba!
Ocak ayının son haftasında meteoroloji sıcaklıkların artacağını söylüyor. Ortada kar- buz kalmayınca ne olacak?
Şikayetler bitecek. Ortalık güllük gülistanlık olacak.
Bu anlatılanlar hiç anlatılmamışa, hiç yaşanmamışa dönecek.
Buzlar çözülecek, karlar eriyecek, cemreler düşecek, erikler çiçek açacak, çayır-çimen derken bahar kokuları saracak her yanı…
Bizden önce siz unutacaksınız olan-biteni!
Aynen bizleri unuttuğunuz ve hiç hatırlamadığınız gibi!
Yazıktır, günahtır sevgili Belediyemiz!
Bu şehrin sizlere göstermiş olduğu teveccühün karşılığını, sadece parklarla, bahçelerle, çiçeklerle değil, keşke bu şehirde yaşayanların kalplerine girerek verebilseydiniz!