Yamyam Tavuk!
Admin
Doktorlarımız, diyetisyenlerimiz, sağlığını düşünenlerimiz, mangal yakanlarımız, beyaz etten vazgeçemiyorlar. Beyaz et neredeyse en zararsız, en makbul, en sevilen, en çok tercih edilen, masrafı az, yüz ağartan, ani misafir gelse misafiri en iyi şekilde ağırlayan, yüz güldüren bir yiyecek!
Ölü tavuk diyenleri, ölü tavuk satıyorum diye satanları, beyaz etten başka bir şey yemem diyenleri az dinlemedik.
Ayaküstü bir şey atıştıranların, öğün savmayı en ucuz bir şekilde geçiştirenlerin baş tacı!
Döner sermayenin anlı-şanlı olduğu dönemlerde, sağlık personelinin aldığı ücrete tavuk döner demesi ile de argoya ve edebiyata merhaba diyen yine o.
Günde en az bir yumurta yenmeli, hatta ikişer tane yiyin diyen uzmanlar, doktorların yumurta fiyatlarını fırlattığı, kırmızı ete zam geldikçe, mutfakların kurtarıcısı.
Kuş Gribiyle birlikte kendimizi frenlediğimiz, bu tavuklarda öyle bir şey yok diye, Mülki İdare Amirlerinin basın karşısında yediği beyaz ette, aynı et!
Yeni çıkan muhabbet “Yamyam Tavuk” muhabbeti!
Yamyam kelime anlamı olarak insan eti yeme işlemi. Mecaz olarak da vahşi ve yabani anlamında bir kavram.
Tavuk aç kaldığında, bir başka tavuğu bile bile yer mi?
Kesinlikle yemez!
Ancak, yedirmek için, tavuğun ne kadar yenmeyen kısmı varsa, teşbihte hata olmasın neredeyse balla kaymakla karıştırdığınızda bilmediği için yiyor!
Anlayacağız tavuğun tavuğu yediği bir dünya hazırlıyorsunuz!
Yamyamlığa teşvik!
Yamyamlığı sevimli gösterme!
Meşru gösterme!
Ne ararsanız tekmili birden, iç içe!
Şaka gibi!
Tavuk ne bilsin yamyamlığı?
İnsan denen yamyamlardan öğreniyor!
Yine de bir şey bildiği yok zavallının, kendi cinsini yediği için, masum tavuklara yamyam yakıştırmasını bizler yapıyoruz.
Yapıyoruz ki, yamyam diye tavuklara densin, densin ki, bizim yamyamlığımızı kimse öne çıkarmasını, söylemesin!
AB ülkelerinde yasak, bizde serbest!
Bu işlemin adına Rendering işlemi deniyor.
Tavukların iç organları, kafaları, tüyleri, bacaklarının kıyılarak 20 dakika süreyle 133 derecede işlenmesiyle bu işlemi gerçekleştiriyorlar.
Daha sonra bu ürünlerden et unu, et kemik unu, kanatlı unu, tüy unu, kan unu, balık unu, don yağı veya kanatlı yağı gibi ürünler elde ediliyor. Sonra da bunlar yemle karıştırılarak tavuklara veriliyor.
Üstelik bu işi yapanlar, yasak gelmesin, bir beş yıl daha biz bu işi sürdürelim diyorlarmış!
Çünkü, tavuğun tavuğu yemesi çok ucuza mal oluyormuş.
Tavukla beslenen, semiren, kilo alan, but, kanat, göğüs, pirzola gibi bölümlerle market tezgahlarını süsleyen tavuk ne kadar sağlıklı diye başlayan tartışmalar yamyam tavuk krizine doğru yol alıyor.
Yamyam tavukla, kendi sektörlerinde yamyamlık yaptıklarını görmezden gelenler, insan sağlığı ile oynamaktan çekinmeyenler, sütten çıkmış ak kaşık misali gündem dışılar.
Deli dana gibi, kuş gribi gibi hastalıklardan ölüp giden insanları unuttuk.
Yamyam tavuk hikayesinden milletin sağlığı nasıl etkilenir?
Etkilenir mi?
Bilmediğimiz dertlere, hastalıklara, rahatsızlıklara yakalanır mıyız?
Acabalar, şüpheler haberlere konu olmaya başladı!
Biz hemen hiçbir şeyden ders almayan,
“ Atın ölümü arpadan olsun”
diyen, her felaketi çabucak unutan, bir daha olmaz, semtimize bile uğramaz diyen bir algıya sahibiz!
Bütün bu vurdumduymazlığa karşılık, tavuğun tavuğu yemesiyle oluşan yeni nesil tavukların insanların başına ne çoraplar öreceği henüz bilinmiyor.
Tavukçuluk sektörü kazanacak diye, gelişecek diye, daha çok kazanacak diye, yemi bir hayli ucuza getirecek diye, insan sağlığının tehdit edilmesini anlayan var mı?
Aslında bu işi fazla büyütüyorsunuz diyenler, yarın yamyam tavuk diye bir şey yok, aslında hiç olmadı, lüzumsuz bir şekilde abartılıyor, çokta faydalı, şu şu hastalıklara ilaç gibi geliyor.
Yem ucuza gelince, hem ucuz, hem de bol beyaz et tüketeceğiz, henüz herhangi bir zararı tespit edilemedi diye reklam kampanyalarına devam edecekler!
Şimdiye kadar neler mi yapılmış?
Kilo kilo alınmış, mangallar yakılmış!
Yamyam demeyin, “Hamham” deyin, “ham yapın” bu tavukları benzeri reklamlarla, yamyam tavukları afiyetle topumuz bir güzel yemişiz haberimiz yok!