Admin

VUSLAT BİR BAŞKA BAHARA KALMAZ İNŞALLAH!

Admin

Hz. Mevlana’nın 745. Vuslat töreni sonrasında yapılan değerlendirme toplantısında, İl Kültür ve Turizm Müdürümüz Abdüssettar Yarar, oldukça geniş ve kapsamlı açıklamalarda bulundu.

Şeb-i Arus öncesi ve sonrasında yapılan toplantılara katılan bir köşe yazarı olarak, 17 Aralık’ta dahil olmak üzere, tespitlerimi kendi gazetemizde okurlarımızla paylaşmıştım.

746. Vuslat törenlerine bir hayli zaman var.

Var olmasına var da, Perşembenin gelişi Çarşamba’dan belli olur derler…

Sayın Yarar, bazı isimler var ki, ölünceye kadar vazgeçilemez, onlar olmadan bu törenler olmaz, yapılamaz, hayat bulmaz demeye getirdiği, eleştirdiğimiz bazı isimlerin bu yıl bir hayli ilgi ve alaka gördüklerine vurgu yapmadan geçemedi!

Sevgili okurlar!

Biz kendi özellikleri,

Kendi kıymet ve değerleri,

Kendi sanatçıları,

Kendi evlatları tarafından bilerek yada bilmeyerek,

Farkına varılmaksızın,

Anlaşılmaz bir şekilde engellenen bir şehir olmaktan kurtulamayacak mıyız?

Konya dışındaki şehirlerimizde icra edilen, Mevlana’yı Anma törenlerinin göz kamaştıran, heyecan ve coşku yaratan programlarının fersah fersah gerisinde kaldığımızı ne zamana kadar görmezden geleceğiz?

Zafer Meydanı Camlı köşkün hizasından başlayan yürüyüşleri, kısalta kısalta önümüzde yıl sonlandırıp, Mevlana Meydanında karar kılmanıza inanın şaşırmayacağız!

Mehterandan vazgeçmiştik ya….

Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az demiş ya atalarımız…

Mehteranın davulları da, davul hani, yeri göğü az buz inletmez!

Meracel Bahreyn’den Mecmaül Bahreyne geçme,

Oradan Şems-i Tebrizi türbesinin önüne gelme,

Maksadınızı, niyetinizi,

Ve bunların ne anlama geldiğini de henüz anlayabilmiş değiliz!

Allah ömürlerini uzun etsin,

Artık onlarsız tek bir program dahi yapamadığımız,

Yapmaya niyetlenmediğimiz,

Kendi sanatçı evlatlarımız ve kardeşlerimizden esirgediğimiz,

Bir türlü veremediğimiz,

Aklımıza gelmesin diye ötelemeyi marifet saydığımız,

Sevgimizi, saygımızı ve Konya Sanatçılığı payesini,

Şehrin kadrosuna kendi ellerimizle dahil ettiğimiz,

Bilinen, tanınan, anılan, övülen,

Ve yere göre sığdırılamayan isimlere yakıştırdığımızda sır değil!

İnsanlar Hz. Mevlana diye Konya’ya gelmişler, ne program ortaya koyduysanız onu izliyorlar!

Ortada huşu yok!

Coşku yok!

Manevi haz yok!

Gözyaşlarını tutamamak yok!

Bu duygu sağanaklarının var olmadığını, yaşanmadığını göz ardı mı ediyorsunuz?

*****

2007 ‘de ki, Mevlana yılında, Mevlana’yı anmayı bütün bir yıla yayalım diye bir görüş benimsenmişti.

Bu görüşten kapak kaldırılmıyor.

Elimizde ne var?

Mevlana ailesinin Karaman’dan Konya’ya gelişi olan 3 Mayıs…

Mevlana’nın doğum tarihi olan 30 Eylül…

Birde 7-17 Aralık Vuslat Haftası…

17 Aralık’tan 3 Mayıs’a…3 Mayıs’tan 30 Eylül’e…30 Eylül’den 7-17 Aralık’a…

Bir dünya boş gün, boş alan, değerlendirilmesi mümkün olan günler, haftalar ve aylar var.

Şeb-i Arus, bir yılın taçlandırıldığı bambaşka bir gün olmalı.

Ve sadece ona, yani Hz. Mevlana’ya ayırdığımız o on günde, yalnızca o olmalı, o anılmalı, o konuşulmalı, ondan esintiler dolaşmalı şehrimizin cadde ve sokaklarında.

Ve şehrimize o günlerde gelen herkes Mevlana kokusunu hissetmeli…

Sevgili yetkililer!

Şeb-i Arus’u yeksenak,

Durgun,

Birbirinin aynı,

Heyecansız,

Coşkusu olmayan programlar olmaktan çıkararak,

Zenginleştirerek,

Türkiye’nin en büyük sanatçılarını burada toplamayı,

Konya’yı Ülkemizin nazargahı yapmayı neden düşünmüyorsunuz?

Bunu rahmetli Feyzi Halıcı defalarca başarmıştı!

Diyorsunuz ki, o çok eleştirdiğiniz isimler var ya, o isimleri herkes çok beğendi, çok takdir etti, seneye de onlarla devam edeceğiz!

Ne mi diyelim?

Vuslat, yine kaldı bir başka bahara galiba!

Vuslat, bir başka bahara kalmaz inşallah!

Yazarın Diğer Yazıları