Vatanlarından Kopup Gelen Suriyeli Baş Belalaları!
Admin
Misafirperverliğimiz, merhametimiz, acıma duygumuz, yardımseverliğimiz, hoşgörümüz sınırsız olduğundandır ki, sayıları üç milyon mu, beş milyon mu bilemediğimiz bir insan seli adeta ülkemizi istila etti.
Emsalleri, yaşıtları yurtlarını diktatör başkanlarından ve şer odağı teröristlerden kurtarmak için göğüslerini siper ederek her gün onlarca-yüzlerce şehit verirken, kadın- erkek çocuk dizi, dizi katledilirken kaçıp ülkemize sığınan Suriyeli gençler bizim en güzel şehirlerimizde. En güzel mekanlarda zevki sefa içindeler.
Öyle ki; o mekanların çoğu modern bina ve apartmanlardır. İşte bizim iki blok 24 daireli apartmanımızın sadece dört dairesinde kat malikleri oturup, 20 daire çoğunluğu Suriyeli konuklarımızca kullanılmaktadır. Hem de nasıl burunlarını sildikleri mendilleri apartman merdivenlerine ve hatta posta kutularına atıp kurallarımızı hiçe sayıp adeta bizlere meydan okumaktadırlar. Dahası; yemediği yemek artığını apartman giriş kapısı önüne, mutfak penceresinden atarak, medeniyetsizliğin en iğrencinin örneğini sergilemektedirler.
Can dostum şair yazar Mustafa Remzi Samancı Anıt Civarının en güzel mekanı Anıt Apartmanı sakini olup, söz konusu apartman sakinlerinin 3/4 ünün Suriyeliler olup, davranış bozukluklarına maruz kaldığını, apartman yöneticisi olmasına karşın onları disipline edemediğini üzülerek ifade etmektedir.
Kılık kıyafet yasasını sözde demokrasimize kurban verdiğimizden bu yana, sokaklarımıza nur yüzlü ibadetinde örnek, piri rahmanı sakallılarımızın yerini şeytani sakallıların aldığı bir cemiyeti yüreğimize sindirmemiz mümkün görülmemektedir.
Sakal iman ve ibadete giden yoldur. Sadece moda için sakal bırakmak bir tembelliğe bir düzensizliğe giden yoldur. Kılık kıyafeti afaki bir hevesin dayanağı yapmak ve Zafer Meydanında entarisi ile gezen Suriyelinin, benim disiplin ve düzenimiz kutsal değeri Cumhuriyetime hakaret olduğunu düşünerek üzülmekteyiz.
Bizim Kul Remzi kartvizitinin arkasına ‘Can bildik cananı candır diye, arzular isteği gönle girmeye’ şu halisane duygunun, o duyguya layık bir Suriyeli olmasını ne kadar arzu ettiğimizi oturup düşünmek gerek.
Cumhuriyetimizle ve o cumhuriyetin ilkeleri ile çelişen hiçbir davranışa bu ülkenin necip insanları asla müsaade etmeyecek ve koca Yunus’un ‘derviş derviş dedikleri hırka ile taç değil, yüreği derviş olan hırkaya muhtaç değil’ vecibesini yüreğimize sindirerek yolumuza devam edeceğimiz inancımızdır.
Ta Cumhuriyetimizin kuruluş aşamasından bu yana akıp giden zaman zincirinde, Çerkez’inden Abhazına, Arnavut’una, Boşnak’ına, Çeçen’ine, Tatar’ına değin yüz binleri milyonları yüreğine başmış bir milletin, Suriyelileri de bağrımıza basacağından şüphe edilmesin. Ne var ki; yasalarımız, törelerimiz inanç ve imanımız rencide olmasın.
Ülkemizdeki Suriyeliler belli bir merkeze iskan edilmeli ve alın terleri ile karınlarını doyurup yaşamlarını sürdürmelidirler.
Dağdan gelip, bağcıyı dövmelerine ve kovmalarına asla izin verilmemelidir. Şu Cumhurbaşkanımızın bir tampon bölge oluşturulup, tüm Suriyelilerin bu bölgeye iskan edilmeleri projesi bir an evvel fiiliyata geçirilmelidir. Burayı beğenenlerin burada ikameti mecburiyetini getirmeleri, burayı beğenmeyenlerin onların soydaşlarının oluk oluk kanlarının aktığı cepheye gitmelerinin en insani ve en ahlakı davranış olacağına olan inancımızla ilgililere sevgiler sunarım.