Admin

Varsa bir cevabınız, meydanda sizin, kürsü de!

Admin

Donanım esaslı bir mesele sevgili okurlar. Donanımı olmak farklılık yaratıyor. Ancak bu farklılık kişiden kişiye, bakış açısından bakış açısına, kurumların penceresinden, tavsiyelerden, aralara sıkıştırılmalardan, öve -öve göklere yükseltilmelerden nasibini almadan edemiyor.

Ondan sonra 'da engin donanım, zengin donanım diye tabirler sıralanıyor.

Elde ki kuş, dalda ki kuş'tan iyidir deseler de, bizim merakımız elde ki kuştan ziyade daldakilere!

Elindekinin değerini bilmeyen, daldakilerin, teldekilerin, karşı bağdakilerin değerini bilse ne olacak?

Engin donanımlı diye, zengin donanımlı diye tavsiye edilenler ortada!

Elinde ki donanımı enginlerin değerini ülke bilir, tanırken, karşı daldakileri, karşı teldekileri, karşı bağdakileri çağırmakla ömrü geçen bir şehir burası!

Ne tanımak mümkün, ne anlamak!

Daldakinde naz çok!

Teldekinin kapriste üzerine yok!

Karşı bağdaki sen çağırdın, ben geldim diye neler istemiyor, neler!

Naza da, kaprise de, olur-olmaz her isteğe de, evet demeye bayılıyorsunuz!

Bayılmaktan geçtik, alıştınız!

Şunun nazının çaresi bu, filanın kaprisinin devası şu, fişmekanın isteklerinin ölçüsü-endazesi de şunlar-şunlar konusu keşfedildiğinden bu yana, her biri vazgeçilmez olmuş durumda!

Elindekileri neden görmüyorsun meselesi derin mesele!

O derin sulara ben buradayım diyenleri görmemek için mi dalarsınız bilmem!

Gören duyan da, inci filan aradığınızı zannedecek!

Merak etmeyin daldığınız yerlerde içinden inci çıkacak dünya kadar kendi istiridyeniz bekleşip duruyor!

Her istiridyede inci olmaz diyeceksiniz lakin, sizin aradığınız inci filan değil ki...

Üzüm ve bağcı misali bir şey!

Üzüm yemek isteseydiniz, gel derdiniz kendi sanatçılarınıza ve sanatkarlarınıza...

Onları alkışlardı şehir, sizlere dua eder, şehrimizde kimler varmış da biz bilmiyormuşuz derdi gözleri dolu dolu!

Sevgili Kültür Daireleri!

Gaye bağcıyı dövmek olunca, sanat, sanatçı, sanatkar karşı dalda, karşı telde, karşı bağda diyerek, bu şehrin sanatını, sanatçısını, sanatkarını bu şehirden saklamaya ısrarla devam ediyorsunuz!

Bu şehrin yetiştirdiği, hemen  her alanda var olan sanatçıları  ve sanatkarları ne zaman fark edeceksiniz?

Ahi Evran'ın yaktığı sanat ve sanatkarlık ateşi üzerine itfaiyelerle de, su sıksanız, gönüllerdeki sanat ve sanatkarlık ateşini söndüremeyeceğinizi sizlere bir öğreten, bir söyleyen olmadı mı?

Kılıçaslanların şehrinde, Alaeddin Keykubat’ın gölgesinde bugüne kadar ne yaptığınızı kimse sormayacak mı?

Bu şehirde sanatta yok, sanatçıda, sanatkar da demek istiyorsunuz da, biz mi anlamadık, biz mi göremedik?

Ne yani, bu şehrin evlatlarının kendilerini ispat için sizlerin hiçbirine beğendirmeye muvaffak olamadıkları sanatçılıkları açısından donanımları yok mu?

Engin donanıma sahip değiller mi?

Zengin donanımları yok mu?

Bizim kurumlarımız haricinde, bu donanımlı insanlarımızı bütün ülke biliyor ve her türlü festival ve organizasyonlarına özel davetliler!

Sahnelerde onlar var, sergilerde onlar var! Her yerde varlar, ancak Konya, yasak mı, Kaf dağı kadar uzak mı?

Kim bilmiyor, kim desteklemiyor, kim ellerinden tutmuyor, kim daldakilere, teldekilere ve karşı bağdakileri tercih ediyor onları?

Şöyle engin donanımı var, böyle zengin donanımı var diye tavsiye edilenler yüzünden, elinizdeki kuşlar, avucunuzu açınca can havliyle attılar kendilerini dışarı!

Sizlerin kıymetini bilemediklerinizin değerini, değer bilenler, altının değerinden anlayanlar veriyor, amma velakin sizin göresiniz, bilesiniz yok!

Neredeyse her biri kadrolu mesabesinde oldu,  daldakilerin, teldekilerin ve de karşı bağdakilerin!

Varsa bir cevabınız buyurun! Meydan da sizin, kürsü de!

Yazarın Diğer Yazıları