Admin

Vali Erol, Konya'nın güleryüzüydü!.

Admin

Gerçek Pervanenin, gözü karadır, ateşlerin içine gözünü kırpmadan attığını bilen bilir, bilmeyende kendi bilir denmiştir! Hiçbir çıkar, hiçbir menfaat, hiçbir yarın endişesi taşımaz, arkadaşın hasıdır. Dosttur, vefakardır. Ahde vefanın kıymetini bilendir. Pervanenin dostluğu ve arkadaşlığı, pazara kadar değil, mezara kadardır.

Bu şehirde çok şükür ki, gerçek pervaneler var!

Zamane pervanelerinin dostluğu ise pazara kadardır sevgili okurlar. Pazara kadar dostluğu olanları görmedik, bilmiyoruz, tanımıyoruz diyemezsiniz.

Sahte yüzler, sahte tebessümler, çoktan dümeni yeni rüzgarlara kırıp, rotayı yeni hal ve durumlara göre ayarlama telaşına düşenler, yola çıkıp, selam göndermeye başladılar!

Yüzlerine baktığınızda, samimiyetin zerresini dahi bulamayacağınız yüzler onlara ait. Düne kadar kimin çevresinde döndülerse, bugün yeni gelenlerin, gelmek üzere olanların çevresinde dönmeye başladılar.

Dönüşlerinin havası, cilası ve boyası değişti. Bir heyecan, bir heyecan sormayın gitsin!

Dönüyorlar hem de ne dönmek. Gelen ağam, giden paşam derler ya, pervaneliği böyle bir iş zannediyorlar.

Düne kadar el pençe divan durdukları, etrafında pervane oldukları, karelerde görünmek için birbirlerini ezdikleri, laf taşıdıkları, birbirlerini yerden yere vurdukları insanları bırakıverdiler.

Kral öldü, yaşasın yeni kral devrine anında geçiş yaptı, zamane pervaneleri.

Şehrimiz ibretlik olayları yaşıyor. Dün Ahmet Davutoğlu'na sırtını anında dönenler, bugün, Vali Muammer Erol'a dönmüş durumdalar.

Yere -göğe sığdırılamayan iki isimdi, Davutoğlu ve Vali Erol.

Sayın Vali Konya'nın güleryüzüydü.

Valiliğin kapısını, halka açan, halkla iç içe, her gelene neden geldin demeyen bir kapıydı açtığı kapı.

Bu şehirde uzun zamandan beri ardına kadar açık, korkmadan, ürkmeden, acaba ne der denmeden açılan tek kapıydı Vali Beyin kapısı.

Kapıda sizi karşılayan güler yüzlü, nazik ve anlayışlı Vali, yine sizi aynı nezaketle uğurlardı, kapıya kadar geçirmek suretiyle...

Bu kapı devlet kapısıydı, devlet!

Bir benzeri daha şehirde yoktu.

Açılmayan, derde derman olmayan, sadece adı var olan, kapı olmaktan bi-haber kapıların, yarım-yamalakta olsa açılmasına vesile olmuştu!

Böyle bir kapıya, o kapıların hiç biri anlam veremediler!

Vali Muammer Erol'un açtığı samimi ve içten Devlet kapısının sıcaklığı hiç birinde yoktu.

Donuk, soğuk, hissiz birçok mağrur kapı, bu sıcak, insanın içini ısıtan kapıdan ne ders aldı, ne de kendine bir ders çıkardı.

Hatta nereden çıktı başımıza böyle bir kapı, eski köye yeni adet mi getiriyor diye düşünmüş bile olabilirler!

İşin hakikati, Konyalı Vali beyi çok sevdi. Zamane pervaneleri ise hep sever göründüler, yanındaymış gibi göründüler. Onlar için bir önceki, bugünkü, yarın ki diye bir ayrım olmadığı için Vali beyin, tayin haberini aldıkları andan itibaren, çevresinden çekiliverdiler.

Yeni Valiye ilk tebrik mesajlarını çekenlerden olduklarını ispat etme adına birbirleriyle yarıştılar.

Rahmetli Tarih Hocam, Kahramanmaraşlı Lütfü Ernur, böyleleri için, goygoycu derdi. Her devrin adamı yani!

Vali beyin şehirden ayrılışına en çok sade vatandaş dediğimiz esnaflar, Vali Beyin samimiyetine ve içtenliğine şahit olanlar üzüldüler.

Çünkü, halkın içinde olan, selam veren, hal-hatır soran, esnaflarla çay içen, dertlerini dinleyen bir Valiydi Muammer Erol.

Şehre tepeden bakan bir yönetici olmadı.

Her şehrin hafızasına kazınan, unutulmayan yöneticiler olur, sanıyorum Vali Muammer Erol bu şekilde anılacak!

Vali Muammer Erol, bu şehre gelmeseydi, güleryüzlü yöneticileri ne kadar beklediğimizi, ne kadar özlediğimizi, ne denli hasret kaldığımızı hiçbir zaman bilemeyecek ve öğrenemeyecektik.

Bu şehrin insanlarının yöneticilerinden beklediği samimiyet, içtenlik ve güleryüzdü.

Vali Bey, bu söylenmeyen, anlatılamayan hissi, davranışıyla, gönüllerden yüzlere yansıttı.

İyi ki yansıttı, çünkü zamane pervanelerinin samimiyetsizliklerini başka türlü göremeyecektik!

Yazarın Diğer Yazıları