Admin

Ulaşılmaz olmak!

Admin

Ulaşılmaz olmak, deyim olarak oldukça iddialı, ışıltılı, pırıltılı bir sözcük. İnsanları ulaşılmaz, gıpta edilen, yanına mümkün olduğunca zor varılabilen, aralara kapılar konan  sistemler icat edenler, ulaşılmaz yaptıkları insanları yalnızlığa ittiklerini ne yazık ki görmüyorlar. Az görülen, seyrek görülen, aranandır, özlenendir, beklenendir mantığı birçok kurum yöneticisi, siyasiyi insanlardan soğutmuştur.

Batı tarzı kurumsallık uzmanları, bizde ki,

" fazla naz aşık usandırır"

lafını hiç hesaba katmazlar!

Türk milletinin, tepelerden bakanlardan, burnu büyüklük sendromuna kendini kaptıranlardan, kendini saklayanlardan hazzetmediğini, bir süre sonra soğuduğunu dikkate almazlar.

Bizim insanımız sevdiği insanı arasında ister, hal hatır sorsun, bir selam verip geçsin ister.

Ulaşılmaz insan yarattığını düşünenlerin ilk kaybettikleri nokta, ilk nefret oklarının kendilerine çevrildiğini bir türlü anlamak ve görmek istemeyişleridir.

Onlara ulaşmak için bile kaç tane kapı geçmeniz gerekir!

Fuzuli yere makam işgal edilmesin mantığı ile başlanan ve ziyadesiyle abartılan kurallar yüzünden, insanlar nefes alamaz.

Kural koyuculara iletilen taleplerin, makam sahiplerine her nedense ulaşamaması yüzünden, makamda oturanlar, konudan haberleri olmasa bile, bir dünya ah ve beddua alır.

Hele kural koyucuların takıntıları filan da varsa, talep kağıdınız kağıttan uçak olur, pencereden uçar gider, çöp sepetinde ki mutena yerine buruşturulup atılır.

Bazıları da ne olur ne olmaz diye, sümen altı edilir!

Kural koyucunun bilinen numarası, ya meşgulde yada kapalıdır. Çünkü haberleşeceği irtibat sağlayacağı telefonları özeldir.

Bir insanı ulaşılmaz yapma adına gereken neyse yapanlar,  kraldan fazla kralcı olabilirler. Ulaşılmaz insanları göstermezler, ulaşılmaz bir hale getirirler.

İşte bu noktada kantarın topuzu kaçar, işler şirazesinden çıkar.

Tabi ki, insanlarda!

Dedikodular, olumsuz laflar şehirde turlamaya başladığında, biz bu ulaşılmazlara ne zaman ulaşacağız lafları ayyuka çıktığında, hedef  tahtasına kural koyucular gelir!

Ulaşılmaz olmanın verdiği rahatlık biter. Daha fazla ileri gidilirse

Olmadık bir davette, olmadık bir yerde, canına tak diyen, patlar bir köşeden!

Kural koyucular, kurumsallık kumkumaları ulaşılmazın puan kaybettiğini, halk nezdinde, insanlar nezdinde neler kaybettiğini gördükleri andır, bu an. Girişten itibaren bazı kapıları açarlar, bazı konuları zamanında ulaştırırlar ulaşılmaza!

Ulaşılmaz olanla dışarıda görünmeye başlarlar bir süreliğine.

Yanına kadar gelenlere, el öpmek isteyenlere, sarılmak isteyenlere müsaade ederler.

Baktılar ki, asayiş berkemal, yükselme trendinde bir sorun kalmamış.

Sonra tekrar sıkarlar birer, ikişer vidaları.

Kapılar yine kapanmaya, görevliler kusura bakmayın bugün sizleri alamıyoruz, çok meşguller demeye başlarlar.

Baktılar ısrar çok...O zamanda açık Kapı, beyaz kapı, mavi kapı, kapıların kapısı gibi kapılar ihdas ederler. Ulaşılmaza ulaşamazsınız amma, en azında filan kapıda birileri beni dinledi der teselli olursunuz! Derdinize derman olunmadıysa da, içinizi dökmüş olursunuz.

Bu arada ulaşılmaz, ulaşılmaz olmaya devam eder. Kural koyucular, adamın yanına yaklaştırmazlar yine kimseyi...

Birde kural koyucuları dinlese de, onların dediklerine fazla itibar etmeyen yöneticiler vardır.

Bu insanlar ticari alandaysalar, yıldızları parlar. Kimse onları tutamaz. Onlar birlikte çalıştıkları insanlarla ekip ruhu içerisinde çalışırlar. Hallerini, hatırlarını, sorup şikayetlerini dinlerler.  Problemin ne olduğu hakkında herkesi dinleyerek hüküm verirler. Aralarında gönül köprüleri kuruludur.

Kural koyucuların dediği yoldan gitmez, gösterdikleri köprüden geçmezler.

Kural koyuculara, kurumsallık uzmanlarına aldırmayan kamu yöneticisinin kapısı bir şekilde günün belli saatlerinde onu görmeye gelenlere açıktır. Onların açık kapıları, ebruli kapıları, yalandan pembe kapıları yoktur.

Bu yöneticiler efsane yöneticilerdir. Kurumsallık uzmanları ve kural koyucuların nasıl olur böyle bir şey diye hırslarından diplomalarını yırttıkları, insanlık ve insani ilişkiler dersi verirler!

Ulaşılmaz olma adına,  kendini kırk kapı ardına saklatanlar, bu halk neden bu insanı benden çok daha fazla seviyor diye haset edip dururlar.

İşte böyle sevgili kural koyucular ve kurumsallık uzmanları!

Mevki ve makam sahiplerine ulaşmayı kolaylaştırma, o sizin dillere destan kurumsallığınızın içinde yoksa, yırtın atın o kurumsallık kitaplarını!

Ulaşılmaz olmak, tevazuda, hoşgörüde, insani ilişkilerde, anlayışta olmalıdır.

Sizin yüzünüzden bu şehir ulaşılmaz denilen o insanlara demediğini bırakmıyor. Ve sizler bunları gördüğünüz ve bildiğiniz halde, koymuş olduğunuz kurallardan geri adım atmak istemiyorsunuz! Geri adım atmak gibi bir derdiniz de, yok!

Son olarak bir şey soralım; Sizin göreviniz, sevdiğimiz insanları, sevilmez ve sevimsiz hale getirmek mi?

Yazarın Diğer Yazıları