Türkiye Cumhuriyetini yüceltmek!
Admin
15 Temmuz gecesi bir olmanın, birlik olmanın, birlikte hareket etmenin ne anlama geldiğini bir daha anladık.
Çünkü o gece ülkemiz, devletimiz ve cumhuriyetimize karşı oluşan tehlike karşısında ölümüne kenetlendik.
Bu kenetlenmeyi en son yaşadığım yıl 1974’dü. O yıllarda 23 yaşındaydım.
Kıbrıs Barış Harekatının gerçekleştiği o yıl yani 20 Temmuz’da atanmak için kura çekmeyi bekleyen, yeni mezun bir öğretmendim.
Başbakan Bülent Ecevit, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan hükümetteydiler.
Ülke de sağ-sol çekişmeleri okullardan, şehirlere, mahalle ve sokaklara çoktan sıçramıştı.
Kıbrıs Barış Harekatı başladığında Türk milleti her şeyi bir kenara bırakıverdi.
Yunanlıların İzmir’i bombalayacağı haberleri dolaşıyordu. Şehirde geceleri karartma uygulanıyordu.
Kıbrıs’tan gelen haberler İzmir Kemeraltı’nda bayram havası estiriyordu. İnsanlarbirbirleriyle, her haber sonrası kucaklaşırken, cadde ve sokaklar demokrasi meydanlarına dönmüştü.
1974’den bu güne 42 yıl geçti sevgili okurlar.
Olaylar farklı olsa da, Türk Milleti bütün siyasi görüşünü, ayrılığını ve gayrılığını bir kenara bırakarak, 42 yıl önce olduğu gibi tekrar kenetleniverdi. Meydanlar yine demokrasi meydanı, milletimiz yine nöbette!
29 Ekim 1923 yılında kurulan Türkiye Cumhuriyeti yaşadığımız coğrafyanın çatısıdır. Onun için Cumhuriyetimizin başına seçtiğimiz insana biz, cumhurun başı yani Cumhurbaşkanı diyoruz.
Hatırlarsanız, rahmetli
Mustafa Kemal Atatürk
döneminde, bu makamın adı Cumhurreisiydi
. İsmet Paşa’da, Celal Bayar’da
, Cumhurreisi olarak anıldılar ve karşılandılar.
Bugün cumhuriyetimizin adını, dünden çok daha fazla korumaya, yükseltmeye ve yüceltmeye çalışmamız ve gayret göstermemiz gereken günler yaşıyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti, Türk Milletinin Anadolu coğrafyasında kurduğu, Selçuklu ve Osmanlı’dan sonra üçüncü devlet. Üç tarafı denizlerle çevrili bu hırçın coğrafyanın, rüzgarı, ayazı, tipisi, sisli ve puslu havası bin yıldır hiç eksik olmadı.
Severek, vurularak, sevdalanarak bir toprak yurt tutulmuşsa, gülü seven dikenine katlanır demiş atalarımız.
Biz bu toprakları çok sevdik, ölümüne sevdik, ayırırsa bizi ölüm ayırsın dedik.
Birde baktık ki, bin yıl geçmiş.
Ve bu bin yılda, görmediğimiz düşman, gözünü toprağımıza dikmemiş çakal kalmamış! Kimi içten vurmuş bizi, kimi karşımızda ittifaklar kurmuş, kimi sözde dost, kimi sözde destek veren olmuş!
İçten pazarlıklılar, hasetler, fesatlar, kıskançlar, kindarlar türlü entrikalar çevirmiş ardımızdan.
Yıkılmamışız!
Yedi düvel bir olup da gelmişler!
Yenilmemişiz!
Hiç kimsenin karşısında;
Eğilip, bükülmemişiz!
Vatan şairi rahmetli Namık Kemal,
“ Hürriyet Kasidesi”
şiirinde,
“
Felek her türlü esbâb
-ı cefasın toplasın gelsin. Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetten.”
diyerek millet yolunda, devlet yolunda, geri adım atmayacak bir ruh haline sahip olan milletimizin neler yapabileceğini özetleyip geçmiş.
Devletsiz kalmayı içimize sindirememişiz. Ya vuruşarak ölmüşüz yada cehennem tabir edilen kuyulardan çıkıp, devlet kurmuşuz.
Osmanlının devlet-i ebed müddet fikrine hayran kalmışız!
Ayakta durmamız, ayakta kalmamız, mazlum milletlere örnek olmuş. Bugün dahi Balkanlardan, Kafkasya’ya, Orta Doğu’daki sınırları kaybolmuş birçok devlet ve devletçiğin umudu olmuşuz.
Türk milleti beş bin yıldan buyana ordu-millet vasfını koruyan nadir bir millettir. Bu özelliğini fıtratından getirdiğini anlayamayanlar, akılları almayanlar, her kaybettikleri ve başarısız oldukları teşebbüste bunu daha yakından görüyorlar.
Sevgili okurlar, Türkiye Cumhuriyetinin baş harflerini taşıyan
“T.C”
sembolü terör örgütleri tarafından, Türkiye Cumhuriyetinin karşısında olanlar tarafından yıllarca hedef tahtası haline getirildi.
Bu sembolün Valilikler başta olmak üzere kaldırılmasının üzüntüsünü ve hüznünü o günlerden beri derinden yaşıyoruz.
Gün, birlik olma günüyse…
Gün, el ele verme günüyse…
Gün, dosta- düşmana bu beraberliği gösterme günüyse…
Gün, Türkiye Cumhuriyetini yüceltme günüyse…
Başta Valiliklerimiz olmak üzere, gerisin geriye asın “T.C” ibarelerini.
Bu durum millet olarak içimize hiçbir zaman sinmedi.
Nasıl sessiz sedasız indiyse o “ T.C”
Yine sessiz sedasız konsun eski yerine…
Demokrasi kahramanı bu millet, demokrasi nöbetleri tutarken, Türkiye Cumhuriyetinin sembolünü de bir tac gibi başında taşıyan tabelalara kavuşsun artık!