Admin

Turizme İlişkindir...

Admin

Kamu Yararı belgeli Konya Kültür ve Turizm Derneği kongresini gerçekleştirdik, yönetimi belirleyerek kapısına kilit vurulmasını önledik.

Derneğin kurucularından biriyim.  Ustamız Feyzi Halıcı’ın Başkan olduğu dönemlerde Başkan Yardımcılığı görevini yürüttüm.

...

Kültür ve Turizm Derneği Üniversite; Kültür ve Turizm Üniversitesi; Rektörü de ustaların ustası Feyzi Halıcı. Onun rahle-i tedrisinden nice halk ozanları geçti, yetişti. Mevlana’yı içerde ve dışarıda tanıttı. anma törenlerini gerçekleştirdi. Japonya’dan, Amerika’ya, Paris’ten Roma’ya ve Londra’ya kadar çeşitli ülkelerde düzenlenen anma törenlerini binlerce kişi izledi, Mevlana sevgisini yaşadı. Kitaplar,  dergiler konferanslar, açık oturumlar, yazılar birbirini izledi. Dernek ortadan çekilince neler oldu neler; en önemlisi Şeb’i Arus elimizden kaydı, gitti. Aynı tören İstanbul’da Büyükşehir belediyesinin eşgüdümünde yapılıyor ve Konya Turizmine ağır bir darbe vuruluyor.

Onca karşı çıkmamıza karşın sonuç alınamadı, anılmazdı işe siyaset karışmıştı.  Oysa Kültür ve Turizm Derneğinin girişimleriyle Mesut Yılmaz Hükümetleri döneminde Şeb’i Arus’un sadece Konya’da yapılacağı konusunda ilke kararı alınmış, resmi gazete de yayınlanmıştı. Daha önce dile getirmeme karşın, sahip çıkan olmadı, karar askıya alındı; Tarih yazacak.

---

Müze karşısındaki hizmet binasıi beş kuruşa Mehmet Önder’in hatırına Turizm Bakanlığına altın tepsi içinde sunulu. iki göz odada kaldık. Sonra o da elimizden gitti. Mevlana Meydanı düzenlemesi nedeniyle yıkıldı. Dernek sokağa atıldı. Fuar arkasında restorasyon çalışmaları yapılan bir Konya evinin derneğe verileceği söyledi, yıllar geçti haber yok. Mevlana bu acı gerçeği sanki sezmiş gibi ki, söylemiş;

■ Sükûnetim asaletimdendir, her lafa verilecek cevabım var. Lakin bir lafa bakarım laf laf mı diye, bir de bakarım söyleyen adam mı diye.

...

Günümüzde vefa kavramı yozlaştı, yok oldu.   ■ Bende yok sabr-ı tahammül sende vefadan zerre/ İki yoktan ne çıkar fikredelim bir kere.

Dernek, Halıcı Apartmanındaki Dairesinin bir odasına hapsedildi. Ne utanç verici, ne acı olay. Derneğinin etkinliklerini sıralarsak; Mevlana’yı Anma törenleri başta olmak üzere,  Aşıklar Bayramı, Rahvan At Yarışları, Ulusal- Uluslararası yemek yarışmaları, Güvercin güzellik ve uçurtma yarışması, vb.

...

Turizmin

,

sosyal ve ekonomik açıdan önemi giderek arterken,  öznesinin insan olması, çok yönlü, boyutlu içerikle yüklü bulunmasından sürekli gündemdedir. Başlangıç tarihi, M.Ö. 4000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Yazıyı, tekerleği, parayı bulan ve kullanan Sümerler turizm etkinliğini de ilk başlatanlar olarak tarihe geçerken, ilk gezginlerin Fenikeliler olduğu ileri süren kaynaklar da az değildir. Nuh Peygambere yolcuların büyük kısmı insan olmamakla birlikte ilk seyahat organizatörü  nitelemesi yapılıyor. Zevk ve macera amaçlı  başlayan turizm, Roma İmparatorluğunun çökmesiyle  kan kaybetti. Orta Çağın önemli gezileri  Haçlı Seferleri içinde yapılınca dinsel bir kimlik de kazandı.  Orta Çağda ünlü gezgin Marco Polo, İran ve Afganistandan geçerek  Pamir Yaylasına uzandı, Gobi Çölünü aşarak  vardığı Kubilay Hanın Sarayında 20 yıl konuk  kaldı. Avrupa’da Rönasans Hareketi Turizmin

de kilometre taşı oldu. ABD’ de at sırtında ve kayıklarla gerçekleştirilen geziler, motorlu araçların devreye girmesiyle biçim ve içerik değiştirdi. Kara- hava- deniz ulaşımındaki  teknolojik gelişimlerTurizmin etkinliğine ivme kazandırdı. Uzay Turizminin de start aldı.

Turizm günümüzde, “Bacasız- dumansız fabrika ve Altın yumurtlayan tavuk

olarak değerlendiriliyor.  Böylece  macera dürtüsüyle  başlayan etkinlik, sosyal  faydaya da dönüştü .

Turizm  gelirleri  dış finansmana gereksinim duyan kalkınmakta olan kimi ülkeler için  adeta  can kurtaran simidi konumuna geldi

Bir atasözümüz turizmin başka boyutunu öz olarak ifade etmektedir:

“Çok yaşayan değil, çok gezen çok bilir .”

Ara sıra seyahat etmek, iyidir.  Seyahat  fikirleri geliştirir, genişletir ve kişinin  kendine saygısına düzen verir.

(Sainte Beuve

)

Turizm, günümüzde Hükümet ve Devlet politikaları arasında yer alırken, özel sektör kuruluşlarıyla eşgüdüm içerisinde yürütülüyor.

...

Turizmin en önemli öğelerinden biri de kuşkusuz yemek kültürüdür.

Hz. Mevlana’nın yerinde bir öz sözü var;

■ Az ye, az söyle, az incit!

Ünlü düşünür bu sözüyle sanki çağdaş bir insanın fotoğrafını çekiyor gibi...

Yemek eğitim,  kültür, tarih hatta folklor konusudur; çoğu toplumların da aynası niteliğindedir. Ne olduğumuz ne yediğimizden belli olur gibi. Her ülkenin geneller dışında kendine özgü yemekleri vardır. Bunlar, yerel ya da yöresel yemekler olarak adlandırılıyor.

Yerel yemekler günümüzde düğünler de ve özel restoranlar da sunulmaktadır. Tarihsel değerleri önemli yemek türlerini yaşatmak değişik davetlerde de gündeme gelmektedir.

Yemek yukarda vurguladığımız gibi aynı zamanda bir eğitim konusudur. Kız Meslek Liselerinin yemek bölümleri bulunduğu gibi Turizme dönük Fakülte ve Yüksek okullarda ayrı bir program olarak da okutulmaktadır.

---

Çoğu kurum ve kuruluşların düzenlediği ödüllü uluslararası ulusal, bölgesel ve yerel yarışmalar yemek geleneklerinin yaşatılması bağlamında ses getirici etkinliklerdir.

Konya, (Mevlevi mutfağı dahil) çeşitli tarihi,  uygarlıkların merkezi duruşuna koşut zengin bir yemek kültürü ve potansiyeli vardır.

Sözü Konya yemekleri kültür ve geleneğine getirince Hz. Mevlana’nın öğrenicilerinden “Ateşbaz Veli” olara ünlenen ve dünyada ilk kez adına türbe yaptırılan,100 yaşında ölen aşçıbaşı Yusuf Bin İzzet-‘i yazmalıyız.

Türbesi, Havzan semtinin üst tarafında, Yeni Meram yol SSK Hastanesi’nin güneydoğusu Orgeneral Tural mahallesindedir.  Selçuklu kümbetleri tipindedir. Kesme taşlardan sekiz köşeli gövdesi üzerine, tuğla ile örülmüş sekizgen piramit külah oturur. Türbenin küçük pencere üzerindeki kitabesi şöyledir:

“Bu kabir, kutlu şehit rahmetli İzzeddin oğlu, milletin ve dinin güneşi Yusuf Ateşbaz’ın kabridir. 684 yılı Recep Ayının ortasında Allah’ın rahmetine kavuştu. Allah yarlığasın.”

---

Yuf bin İzzettin Hz. Mevlana’yı çok sever ve sayardı. Sürekli yanında kalmak onun en büyük amacıydı.  Bunu sezen Hz. Mevlana, dergâhın aşçılığı ile görevlendirdi.

Yusuf bin İzzettin bir gün yemek pişireceği sırada dergâhta hiç odun kalmadığını gördü. Yemek zamanı yaklaştığından odun bulması   zaman alacaktı. Mahcup biçimde Mevlana’ nın   huzuruna çıktı ve sordu;

“Mutfakta odun kalmamış ne yapayım?”

Hz. Mevlana, şaka yollu öneride bulundu

“Altına ayaklarını sokarak kazanı kaynat!”

Yûsuf bin İzzet, Hz. Mevlana’nın sözleri üzerine hemen mutfağa girdi ve söyleneni aynen yaptı. Ayak parmaklarından çıkan ateşle aşı pişirdi.  Hz. Mevlana, duyunca kerametin açıklanmasını uygun bulmadı seslendi;

“Hay Ateşbaz hay!”

İzzettin, ateşle oynayan anlamını çağrıştıran “Ateşbaz” adıyla anılmaya başladı.

---

Hz. Mevlana’nın öğreti ve sözlerinden etkilen Ateşbaz, tasavvuf’ta önemli derecede yol aldı;

■ Gam görünce istiğfar et. Çünkü gam Yaratıcı’nın emri ile tesir eder. Allah dilerse bizzat gam ve sıkıntı sana neşe bile olabilir.

■ Vakit keskin bir kılıçtır. Sufi, vakit oğludur. Yarın demez, anı değerlendirir..

■ Hangi kimsede tefekkür varsa, o kimse için her şeyde ibret vardır.

■ Sırların gönülde kalırsa, muradın çabuk gerçekleşir. Tohum toprağa gizlenirse yeşerir.

---

Ateş-baz, Fars dilinde "ateşle oynayan" demektir, Mevlevî Tarikatı'nda ise mutfak anlamına gelmektedir. Lokma pişirilen ocağın bulunduğu yer de bu adla anılmaktadır. Mevlevi tekkesinde, dervişlerin terbiyesi için ayrılan odada bulunan, beyaz posta, Ateş-bazı Veli Makamı denirken, kırmızı post, Sultan Veled Makamı olarak nitelendirilmektedir.

■ Tövbe bineği ne acaib binektir. Bir lâhzada sahibini zeminden semalara eriştirir.

( Ateşbaz Veli)

---

Doğu ve güneydoğudaki terör olaylarının hız kesmemesi, kimi ülkelerle aramızdaki sorunlar nedeniyle, en çok turizm sektörünün olumsuz yönde etkilendiği bir gerçektir. Hükümetin bu

Bağlamda destekleme arayışları içinde olduğu açıklandı. Hayırlısı, bekleyip göreceğiz!

Yazarın Diğer Yazıları