Admin

Trafikle dans!

Admin

Özel araç sayısının bir hayli arttığı şehrimizde, artan yolcu yükü, ulaşım noktasındaki araçların yetersiz kalması, aynı işlek cadde üzerinde yarım düzineden fazla değişik hız ve kabiliyette aracın aynı zaman aralığında hareket etmesiyle birlikte trafik neredeyse her gün değişik saatlerde felç oluyor.

Pazartesi ve Cuma gününe, Cumartesiyi, hafta içi günlerinin okul başlangıç ve çıkış saatlerini, işçilerin sanayiye gidiş ve işten çıkış zamanlarındaki yoğunluklarını da eklerseniz, Pazar hariç her günümüze

“trafikle dans”

diyebilirsiniz!

Bisiklet ve motosikletlerin akan trafikte araçlar arasında yol alırken, ölümü hiçe sayan gösterilerle kendilerini ispata kalkması!

Üç tekerlilerin en olmadık ara sokaktan, tali yoldan işlek caddelere ani dalışları!

Dolmuşlarımızın el kaldıran her yolcuyu almak için buyurun cadde valsine demesi!

Otobüslerimizin yan yana caddeyi kapatma pahasına yolcu alma ve indirme rahatlığı!

Tramvayların bazı hatlarda ful doluyken, bazı hatlarda bomboş gidip-gelmesi!

Ambulanslara yol vermeme inadı!

İtfaiye araçlarına neredeyse yol hakkı bana ait deme iddialarında bulunulmasına ne ad verilebilir?

Şımarıklığın daniskası mı?

Trafiğin de bir adabı olduğundan habersiz olmak mı?

Yaşlı insanlara, öğrencilere yol verme adına duran sürücülere sevgi dolu gözlerle bakıyor insanlar.

Ve bu saygılı insanların sayının her geçen gün azaldığını da söyleyelim!

Onlar durdu diye, arkada bekleyen ve sabırsızlıktan ölmek üzere olan, sürekli kornaya basan, el-kol hareketleri yapan, küfürler yağdıran sürücülerin var olduğu bir trafikte ne yapacaksınız.

Trafik Polisini görünce, yolculara eğin başınızı boş yerlere oturun diyen, telefonla, başka araçları uyaran. Ekip gittikten sonra, kapasite üstü yolcu almaya devam eden dolmuşlar bizim dolmuşlarımız.

El kaldırdım almadı diye, dediğim yerde indirmedi diye dolmuş şoförleriyle kavga edenlerde bizim insanımız!

Otobüs ve tramvaylarda, yaşlı insanlara, kucağında bebeği ile bir yerlere tutunmaya çalışan annelere, engelli kardeşlerimize, yer vermeyen, aldırmayan, umurunda bile olmayan yeni nesil yolcuların istila ettiğişehir de, yine bizim şehrimiz!

Trafiğin yükünü ne araçlar, ne yollar, ne de kavşaklar çekebiliyor.

Sabırsız insanların, direksiyon başında canavarlaşanların, bir türlü düzeltilemeyen, çare bulunamayan kavşaklar ve alt geçitlerde hız yapanların sebep oldukları maddi hasarlı,  yaralanma ve ölümlerle sonuçlanan kazalar hiçbirimizin gözünü açmıyor.

Sen İstanbul trafiğini gördün mü, gördüysen bu şehirde trafik filan yok cümleleriyle başlayan savunmalar, yapılan yanlışları geri getirmiyor.

Şehrin mevcut yollarının, nüfusu 2 milyona ulaşmamış Konya’nın trafik yükünü kaldırmada zorlandığını bugünlerden görememenin, yarın İstanbul benzeri bir hale gelindiğinde, sebep olanların, tedbir almayanların diye başlayan beddualarla karşılanacağını söylemiş olalım da, vebal üzerimizden gitsin!

Bu şehirde Ambulanslar ve İtfaiyeler dışında hiç kimsenin acele etme, hız yapma lüksü olmamalı!

Şu kadar dakikada şu durakta olman, lazım benzeri istek ve taleplerin, insan hayatını hiçe sayan, insan hayatlarıyla oynayan talepler olduğunu düşünemiyor musunuz!

İnsanları ne ile yarıştırdığının farkında olamamak, diye bir şey olamaz!

Artan nüfusu, hızla yükselen araç sayısı, hava ve gürültü kirliliğinin verdiği

“ İmdat”

sinyallerine kulaklarını tıkayan, gözlerini başka taraflara çeviren anlayışların vurdumduymazlığı, bu şehirde yaşayanlara trafik nerede sorusunu sorduruyor.

Trafik, sadece Trafik Polislerimizin çözeceği bir hadise değil!

Trafiğe saygı, yola saygı, yolcuya saygı, sürücünün bir başka sürücüye olan saygısı, trafik kültürüne ve trafik kurallarına olan riayetimiz bir araya geldiğinde, trafikle ilgili birçok problemi çözmeye yeterde artar bile!

Lakin; kurallar, kaideler, yaptırımlar, insani ilişkiler çiğnenmek için vardır gibi, manasız, mantıksız, son pişmanlığın fayda etmeyeceği, çarptığınız insanların, sürücüsü olduğunuz araçların içindeki yolcuların sizin hatanız sonucu hayatlarını kaybetmeleri sonucu, onların katili olacağınız gerçeği hiç aklınıza gelmiyor mu?

*****

Ulaşım denilince aklımıza gelen en seri vasıtalardan bir tanesi minübüsler yani dolmuşlar. El kaldırıldığında duran, nerede inmek isterseniz sizi indiren araçlar!

Şehrimizin her geçen gün artan yolcu yükününün önemli bir bölümünü omuzlamış durumdalar. Dolmuşlarımızın son birkaç aydır en dikkat çekici ve en tehlikeli hale bürünen özelliği ne biliyor musunuz?

Ne, fazla yolcu alması!Ne, en olmadık yerde yolcu için durması!Dolmuşlarımız zamanla yarışıyor.

Hem öyle manasız, öyle saç-baş yolduran bir şekilde yarışıyor ki, ışıklara, güzergahlara yetişebilmek için yaptıkları sürat, akan trafikte her an kazalara sebebiyet verebilecek bir durumda!

Kulaklarıyla omuzları arasına sıkıştırdıkları telefon sürekli açık!

Birinci lambayı geçtim, araba boş! İkinci lambadayım, iki yolcu aldım! Şu cadde açık! Filanca cadde de adım atmanın imkanı yok! 12. dakikadayım!

Bu arada hem konuşuyor, hem ücret alıyor, hem para üstü veriyor, hemde aracı ve içindeki yolcuları zamanla yarıştırıyor!

Hangi hatta yolculuk yaparsanız yapın, bu böyle! Dolmuş şoförlerimize değişik bir hırs gelmiş adeta!Minibüslerimiz bu manasız zamanla yarışmayı bırakmadıkları takdirde Allah korusun birçok kaza ile karşı karşıya geleceğiz haberiniz olsun. Konu ile ilgi olanları göreve davet ediyorum!

Yazarın Diğer Yazıları