Admin

Stratejik Ortaklık ve Sıfır Sorun

Admin

Sıkça gündeme taşınan bir kavram var;

Stratejik ortaklık!

Ne zaman bu konuya ilişkin tartışmalar başlasa, arkasından bir başkası gelir;

Sıfır Sorun...

---

Stratejik ortaklık nedir?

İki ya da daha fazla tarafın kimi kararları birlikte alma konusunda anlaşmalarıdır.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, söz konusu ortaklığın denetimin paylaşılması ve mülkiyet devri anlamına geldiğidir. Gelişen- değişen Dünya koşulları karşısında kuşkusuz duyarsız kalmayacak ülke yararlarının ana ekseninde yerimizi, duruşumuzu ince eleyip sık dokuyarak saptayacağız. Dünya merkezli değişimlere ayak uydurmak çağın gereğidir.

...

■ Derviş sormuş:

Efendim çok mutluyum nereye gitsem karşıma güzel insanlar çıkıyor. Her şey

nasıl da değişti.

Mürşid yanıt vermiş;

“Sen değiştin..."

...

■ Her şey değişebilir, hatta kendi irademizle değiştiririz. Değişmeyecek olan, yaşama şekil veren ve ona bizim damgamızı basan şeylerdir. (A.H. Tanpınar)

■ Değişmenin sırrı tüm enerjinizi geçmişi temizlemeye harcamak değildir, yeniyi oluşturmaya vermektir. (Sokrates)

...

Süper güç ABD stratejik ortağımız. Belki Rusya ile yakınlaşmamızda stratejik ortaklık aşamasına gelebilir. Hatta Listeye Çin bile eklenebilir. Her şey öylesi ayan ve beyan konuma geldi ki, Devlet sırları da “sır olmaktan” çıktı. Şöyle de diyebiliriz;

Günümüzde Dış Politikalar ekseninde artık Çin bile cin değil!

...

Sözü madem Çine kadar getirdik, bir öykü:

İsviçre Çin`e savaş ilan etmiş. Bir şekilde Çine kadar gelmişler. Çin Başbakanına durum biraz geç ulaşmış;

- Başbakanım İsviçreliler saldırdı Pekine girdiler

- İsviçre de ne?

- Avrupada bir ülke!

- Kaç kişi bunlar?

- 5 milyon

- Peki hangi otelde kalıyorlar?

...

Batının Türkiye’ye şaşı bakma alışkanlığı sürüyorsa da puslu hava kalkmış yerini birdenbire günlük güneşliğe bırakmış.

Olmaz, olmaz demeyin; olmaz olmazların da olduğu bir dünya da yaşadığımızı bilelim. Sonra bizim yıllarca uğraş verdiğimiz AB üyeliği "stratejik ortaklık" tanımına uyuyor.

...

Stratejik ortaklığı görünmez bir elin yönetmesini beklemek de çok yanlıştır. Bu bağlamda beklentilerin yönetimi öne çıkıyor. Anlamlı olan/olacak beklentilerden daha fazlası sorun yaratıyor. Ortaklık öncesinde “Ne elde edecek; ne vereceğiz?” sorularının yanıtları masaya yatırılarak irdelenmelidir. Denk güçler arasındaki stratejik ortaklıkların yönetilmesinin daha kolay olduğu gözden ırak tutulmamalıdır. Zayıf- kuvvetli arasında stratejik ortaklıkta zayıf tarafın bilinçli ve planlı şekilde yetenek geliştirmesi gerekir. Bu arada “ Güney Kore ile ABD arasında 1950’li yıllardan sonra geliştirilen stratejik ortaklıkta, kuvvetli tarafın zayıf taraftan uzun süreli alımlarla yetenek geliştirmesine katkıda bulunduğu var sayılmaktadır.”

Stratejik Ortaklık genelde dört konuda paylaşımı içermektedir;

1. Enformasyon,

2. Tamamlayıcı kaynaklar,

3. Ölçek ekonomisi,

4. Uluslararası genişleme.

Stratejik ortaklığı yönetmek için de sistematik olmak gerekiyor:

1. İlişkinin güzergâhı hazırlanmalı,

2. Çok iyi düşünülmüş bir iletişi planı yapılmalı,

3. Hangi sıklıkta bir araya gelineceği takvime bağlanmalı.

Stratejik ortaklığın kurulması zor süreçtir, zorluğu aşmak için bilimsel anlamda şu noktalar önem kazanmaktadır;

■ Ortaklık yönetimi, çekirdek ustalık olmalı; yaşam evrelerinin farkına varılmalı,

■ İlişkide güven oluşturulmalı, yönetilmeli:

- Ortaklık pazarlığı yapacaklar ile yürütecekler aynı kişiler olmalı

- Verilen sözler tutulmalı

- Ortağın amaçları bilinmeli (kişisel tanışıklık önemli)

- Fikir birliği için zaman verilmeli, hızlı sonuç ve çözümlere varılmamalı.

■ İlişki denetlenmeli

- Gelinen aşamalar ölçülmeli

- Karşı tarafın gerçek görüşlerini öğrenmenin yolları bulunmalı

■. Ortak karar vermenin protokolü geliştirilmeli

- Amaçları paylaşan üyelerden oluşan proje ekibinin oluşturulması

- Verilmesi gerekecek 20 - 50 önemli karar listelenmeli

- Önemli kararların önemli paydaşları tanımlanmalı

- Önemli paydaşların her kararda oynayacağı roller tanımlanmalı (taahhüt,

pazarlık, danışmak, haber vermek)

---

■ Erken kalkmayan avrat, söz dinlemeyen evlât, mahbuzla gitmeyen at, kapıda varsa kaldır at! (Çin Atasözü)

...

Günümüzde dış politikamızın ana söylemlerinden biri de budur;

Sıfır sorun!

Binali Yıldırım Hükümeti bu sorunu dile getirerek çalışmaya başladı; ilk meyvesini

Rusya ile yakınlaşarak verdi. Bunu açılım olarak değerlendirmek yanlış değildir; ancak ne var ki daha yolun başındayız!

...

Hz. Mevlana’nın söylemini anımsayalım;

■ Kazandıkça bölüşemiyorsan elini sorgula.

Konuştukça kırıcı oluyorsan dilini sorgula.

Yürüdükçe menzilden çıkıyorsan yolunu sorgula.

Ömür geçtikçe yerin de sayıyorsan gününü sorgula.

Sevildikçe vefasızlaşıyorsan gönlünü sorgula.

Hangi halde olursan ol, sonunu sorgula!

(Hz. Mevlana)

Hz. Mevlana yıllar öncesinde sorunların kaynağını evrensel bir anlatımla bu denli özetlemiş;

Ülkeler arasında sıfır sorun” ütopik bir söylemdir. Sorun vardır ve sürekli olacaktır. Doğa yasaya göre de bu böyledir; az sorun” demek daha nesnel yaklaşımdır.

Gerçek anlamda kalkınma ve gelişmenin sürekli barış ve istikrar ortamında olacağı kuşkusuzdur. Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesi bunu yansıtmakta sorumluluğun , insancıl dış politika görüşünün doğal sonucu gibi algılanmaktadır. Hızlı gelişmelere sahne olan dünyamızda, hem işbirliği imkânları hem de sorunların yayılma ve derinleşme riski fazladır. Böyle bir ortamda barış, istikrar ve güvenliğin sağlam temeller üzerine oturtulması hem daha zorlaşmış, hem de daha büyük bir önem ve gereklilik kazanmıştır. Bu durum ülkemize bölgesinde çok sorumluluklar yüklemektedir. Nitekim

köklü sorunların bulunduğu bölgemizde önemli görüş farklılıklarına sahip birçok ülkenin nadir ortak paydalarından biri, Türkiye’ye duydukları güvendir.

...

■ Çaresizliği de yaratan O, Çareyi de yaratan O, Mutluluğu da yaratan O, Mutsuzluğu da yaratan O, Kalk, silkelen, kendine gel! Umutsuzluğa sarılma, umutsuzluk şeytandandır! Ümit etmek Allah'tandır! Ümit var ol, hayrı iste, korkma, yürü! (Şems-i Tebrizî)

Yazarın Diğer Yazıları