Sosyal Medya da çok fazla olmaya başladı!
Admin
Daha yeşil, daha temiz bir Konya için el ele verebilir miyiz? Tabela bazında, tabelaları şehrimizin önemli yerlerine dikme bazında evet!
Hem de yüzlerce, binlerce kere evet!
Lafla olduktan sonra, laf ola beri gele gibi oldukça mühim kavramların ardına sığınıp durdukça, lafla yelkenleri şişirip, gemilerimizi yürüttükçe, neden olmasın?
Şehrin en merkezi yerinde, çöp konteynırlarına atmışız çöpü, atmışız çöpü, dolmuş kalmış konteynır!
Sonrasında, almamış, taşmış, konteynırların çevresini kuşatmış çöpler!
Atan çok, niye atıyorsun, ne yapıyorsun, diyen yok!
Alan olmamış, burada ne var diye soran olmamış, alan yok mu, bakan yok mu diyen de olmamış.
Ceza kesiciler, bu işin zabıta noktasında yanlış olduğunu bilen görevliler, bu görüntü ve manzaranın yanından geçmiş gitmişler.
Ta ki...duyarlı insanlar, sosyal medyada yayınlayıp, burası neresi, bunları kim toplayacak, kim toplanması konusunda bazı yerleri uyaracak diye soruncaya kadar?
Sosyal Medya, görevini yapmayanların, aksatanların, yapar gibi görünenlerin korkulu rüyası olmuşsa, kabahat Sosyal Medyada mı?
Onlar dedi diye, uyardı diye, bizi bütün bir şehre reklam etti diye, onların dediklerini yapmayacağız, ne zaman istersek o zaman yapacağız yaklaşımlarında, eski çamlar bardak oldu diyor insanlar!
Ne yapılıp ne yapılmadığını şehir değil, Türkiye hatta dünya görüyor!
Yapılmayan işlerin gereğini, ister hemen yapın, ister balık kavağa çıkınca!
Sosyal Medya iyi ve objektif kullanıldığında, mağdurların, sesini duyuramayanların sesi soluğu oluyor.
Hatalar, yanlışlar, uygulama faciaları, unutulan semtler, yollar, aksayan hizmetler gözler önüne seriliyor. Yer, gün ve tarih verilerek görüntülenen yanlışlıklar karşısında, mazeret pes ederek, sus-pus başı önünde bekliyor.
İşte onun içindir ki...
Bu sosyal medya da çok fazla olmaya başladı diyebilir arkadaşlar!
Hatta, üşenmeden, kıyı-bucak dolaşıp, nerde ne yanlışlık var, çekiyor-paylaşıyorlar arkadaş!
Rahatımız, huzurumuz kalmadı, diyebilirler!
Valla şehrinde öyle diye, binbir türlü cevap almaları işten bile değil.
Şehrin her Merkez İlçesinin kenar semtleri, sonradan mahalleye dönüşen, kasaba ve köyleri arasında kan kusup kızılcık şerbeti içtik diyenlerin sayısını bilenlere sormak lazım! Ücra ve yeni oluşan mahallelerin derdini Muhtarlarımız tam olarak açıklayamasalar da, mahalle sakinleri, ihmal edilen sokaklarını, patlayan ve çukurlaşan asfaltlarını, kaldırımdan nasipsiz caddelerini, toplanmayan çöplerini sosyal medya aracılığı ile yedi iklim dört köşeye ulaştırıyorlar.
Şehrin merkezinde olan biteni de, vicdan sahipleri, bu kadar da olmaz diyenler, şehri ziyarete gelenler paylaşıyorlar ibret olsun diyerek!
El ele verebilsek, konuşabilsek, görüşebilsek, dinleyenimiz olsa, biz anlatmadan sıkıntınızı çözdük, çözmeye geldik diyen olsa, kıyamet mi kopardı?
El ele vermeyi tabelalara yazmak suretiyle gerçekleştirdiğimizi düşünen bir şehiriz!
Biz ki, İslam dünyasının Turizm Başkentiyiz!
Biz ki, Diyar-ı Mevlanayız!
Biz ki, Selçuklu'nun Başkentiyiz!
Üniversiteler şehriyiz!
Bölgenin Sağlık Üssüyüz!
Tarım ve Sanayi Şehriyiz!
"Birlikte Konya'yız" demişiz, üç-beş tepsi pilav, bir kaç tas bamya çorbası, biraz zerde, biraz helva yemişiz!
Üstüne üstlük aynı karelere girip, ellerimiz havada görüntüler vermişiz!
Sonra yolcu yoluna, evli evine, o görüntülere giren insanlar olarak, kasabamıza, köyümüze, ilçemize, şehrimize çekmiş gitmişiz!
Bilmez misiniz ki, şehir için, şehrin hayrı için, ayrılık yoktur, gayrılık yoktur, senlik, benlik yoktur!
Kendilerinden destek, ilgi, alaka beklenenler şehirde yaşayanları bu kadar çok hiçe saymasalar, görevlerini bihakkın yerine getirselerdi, sosyal medya bu kadar çok olmaz, düğünlerden derneklerden beri gelmez, kim ne giymiş, kim kiminle hangi masada oturmuş, kim kimlerle halay çekmiş, kaşık havası oynamış onları çeker dururdu.
Meselenin özü de, sözü de budur sevgili okurlar!