Admin

Şehit cenazeleri yüreğimizi burkuyor!

Admin

Doğu ve Güneydoğu'dan şehit cenazeleri gelmeye devam ediyor. Ana gündemi FETÖ terör örgütü olan ve o konuya yoğunlaşan ülkemizde, şehit haberleri bilindik, neredeyse bir önceki haber benzeri başlıklarla verilmeye devam ediliyor!

Gözaltına alınan ünlü bir isim flaş haber olurken, hangi hain Generalin darbe başarılı olduğu takdirde Cumhurbaşkanlığına getirileceği manşet yapılırken, vatan evlatları vatan toprağına, bir gül bahçesine girercesine birer birer düşüyorlar!

Şehirlerdeki Demokrasi nöbetlerinin tutulduğu meydanlara yüzbinlerce insanın katıldığı ekranlara yansırken, şehit cenazelerinin bir çoğuna bin kişi bile iştirak etmiyor!

Bu konuda ki duyarsızlığımız bize yakışmıyor!

Zırhlı araçlar havaya uçuruldukça, uzun namlulu silahlarla yardıma koşanlar dahi tarandıkça nerede istihbarat kaynaklarımız diye soruyor insanlar!

İstihbarat zafiyeti 12 Temmuz'la birlikte çok daha fazla sorgulanmaya başlandı sevgili okurlar!

Devletimiz Hakkari, Mardin, Şırnak hattında ciddi kayıplar vermeye devam ediyor!

Üç şehit için yine içimiz yandı!

Beş şehit için, hain saldırı!

Sekiz şehit için ocaklara ateşler düştü!

Gibi başlıklar atılıyor gazetelere, haber sitelerine...

Artık, başımız sağ olsun demek yetmiyor.

Kanları yerde kalmayacak sözü kimseleri, tatmin etmiyor.

20 yaşındaki kınalı kuzular, ülkemizin yetişmiş askeri ve emniyet görevlileri pusuların, uzaktan kumandayla havaya uçurulan zırhlı araçların içinde şehadete eriyorlar!

Yollar mayınlı, yollar tuzaklı...

Kim düşman, kim dost belli değil!

Oldukça çetin bir coğrafya...

Her taraf binlerce metre yükseklikte dağlar, uçurumlar, vahşi vadilerle çevrili. Kuş uçmaz, kervan geçmez yollar, geçitler, boğazlar bu bölgede...

1980'li yılların sonlarına doğru, Hakkari Özel İdare Müdürü Nevşehir Özel İdare Müdürlüğüne atanmıştı. Çok hoş sohbet birisiydi. Müdürüm Hakkari nasıl bir yer dediğimizde, Cenab-ı Allah dağlara marş-marş çekmiş, bir süre sonra dur demiş, dağların durduğu yerin adı Hakkari diye anlatmıştı.

Eski adıyla Çölemerik olan bu şehir ve ilçelerinden 40 seneyi aşkın bir zamandır, acı haberler geliyor.

Hanelere, ocaklara ateşler düşüyor. Davul-zurna ile asker ocağına uğurladığımız evlatlarımız, ayyıldızlı bayraklara sarılı cenazeleriyle evlerine geri dönüyorlar.

Artık sayamıyorsunuz, takip edemiyorsunuz!

Bu olaylar bitsin, anaların-babaların, eşlerin, çocukların, kardeşlerin, hısım ve akrabanın gözyaşları dinsin istiyorsunuz.

Bombalanan, taranan karakolların sayısı belli değil. Bölgede ki şehirler ve ilçelerdeki askeri ve stratejik konumda bulunan resmi binalar roketlerle, uzun namlulu silahlarla az taranmadı, az bombalanmadı.

Arazinin kaçmaya, saklanmaya, pusu kurmaya, tuzak kurmaya elverişli olması asker ve polislerimizin kaybını artırıyor.

Neredeyse yarım asra yaklaşan mücadelede kesin bir sonuç alınamaması, devletimizin birden fazla terör örgütü ile savaşıyor olması ve özellikle Suriye'de çıkan iç savaş sonrasındaki gelişmeler, Türkiye'nin güney sınırlarındaki hareketliliği daha da artırıyor.

Bu hareketlilikle birlikte, şehit sayımızda yaşanan artış, milletimizin yüreğini burkuyor, belini büküyor!

12 Temmuz'la birlikte uçurumun kenarından dönen Türkiye, bir çok gaile ile uğraşmak durumunda...

Her ne olursa olsun, ülkemiz, devleti ve milleti ile ele vererek etrafını saran belaları, badireleri aşabilecek güç ve kudrette sevgili okurlar.

Yazarın Diğer Yazıları