Ruhsal sulh-2
Admin
Çözümlenmemiş ruhsal çatışmalar kişinin enerjisini tüketmesinin yanı sıra kişinin tüm duygu, tavır, hareketlerinde, kendiyle ve diğerleriyle ilişkilerinde bir bölünme yaratır. Bu kişinin çelişen değerlerini gizleme çabasından kaynaklanır. Böyleleri ideallerine işlerine geldiğinde uyarken, işlerine gelmediğinde kolaylıkla göz ardı ederler. Bir amaca şevkle sarıldıklarını ifade ederken, en ufak bir ayartmada tamamen tersini savunabilirler. Bu bütünlük bozulduğunda samimiyet azalır, bencillik artar. Kendi içinde bütünlüğü sağlayamayan birinin gerçekten samimi olması mümkün değildir.
Bencillik sorun haline geldiğinde kişi diğerlerini amacı doğrultusunda kullanmak ister. Onu kendisinden farklı bağımsız bir birey olarak görmez. Ya da ruhsal çatışmaların altında kendi kaygısını hafifletmek için diğerlerini sevme zorunluluğu, hep alttan alma ihtiyacı duyar ya da öz saygısını arttırmak için diğerlerini etkilemeye çalışır ya da sorumluluğu almadığı için başkalarını suçlamayı tercih eder ya da zafer kazanmak için başkalarını çiğneme gereksinimi duyar. Bu telafi yolları kişiden kişiye çok çeşitlilik gösterebilir.
Çatışan ihtiyaç ve dürtüler bilinçdışı gösteriş ve yapmacıklıklar tarzında belirtiler de verir. Örneğin, kendini çok zayıf hisseden biri korunma isteğini sevgi terimine sığınarak ifade edebilir. Bazıları da saldırgan dürtülerini, güç ve prestij kazanma arzularını, başkalarından yararlanma güdülerini sevgi altına saklarlar. Sevgi yapmacıklığını arkadaşlık, ebeveyn- çocuk ilişkileri gibi hayatın her alanında görebiliriz.
Yapmacık iyilik, yapmacık fedakârlık, ilgili ve bilgili görünme, dürüst ve adil görünme gibi davranışlar da benzer tavırlardır. Acı çekme yapmacıklığı da, dikkat çekme isteği, bağışlanma dileği, bilinçdışı bir istismar arzusu, bastırılmış intikam alma ifadesi veya başkalarına ceza vermenin yollarından olabilmektedir.
Bilinçdışı kibirlilik oluşumu da, kişinin sahip olmadığı ya da istediğinden çok az özellikleri benimsemesinin bir bastırışı olarak diğerlerine talepkar ve aşağılayıcı davranma hakkını kendinde görmesindendir. Bu durum çoğu kez aşırı bir tevazu ve alçak gönüllülüğün altına gizlenmiştir. Bu kişiler kendilerine özel haklar tanımasını talep ederler ve bu karşılanmadığı taktirde gücenirler.
Gerçek tevazu da ise kişi sınırlarını ve hatalarını içtenlikle kabul eder. Gizli kibirde birey, diğerlerinin de kendisinden beklediği kadar kusursuz olmasını istemektedir. Bu diğer insanların bireyselliğine, özgünlüğüne saygı duymadığının göstergesidir.
Kişisel bütünlüğünü sağlayamamış kişiler, yanardöner dediğimiz, güvenilemeyen, her hangi bir olay karşısında belirli bir tavır alamayan kişilerdir. Tavırları bir fikir ya da bir amacın hakkını gözeterek değil, kendi duygusal gereksinimlerine göre oluşur. Küçük bir hayal kırıklığı ya da hafif aşağılanma hissettiklerinde, yücelttiği bir kişi veya eylem, fikir v.s' yi bir anda yerin dibine sokabilirler. Kişisel çıkar, bağlılık ya da intikamdan dolayı dini, siyasi, bilimsel ya da ahlaki görüşlerini kolayca değiştirebilirler.
Bütünlüğünü sağlayamamış kişiler sorumluluk alamaz, sorumluluktan kaçarlar. Gerçek sorumluluk, kişinin niyet, söz ve eylemlerini kabul ederek, tüm getiri ve götürüsünü üstlenip, sonucuna katlanmaya istekli olmasıdır. Bu kişiler sıklıkla inkâr, unutma, değersizleştirme yoluyla sorumluluktan kaçarlar.
Ruhsal çatışma içinde bütünlüğünü yitirmiş kişiler, acı ve sıkıntılarının kendi içsel sorunlarından kaynaklandığını göremez, görseler bile kabul edemezler. Bu amaçla ya dışsallaştırmayı tercih ederek tüm sorunların sebebini annede, babada, eşte, patronunda, kaderde ararlar, ya da kötü bir şeyi hak etmedikleri, hiçbir şey kendi hataları olmadığından büyük bir haksızlığa uğradıklarına inanırlar, bazen de sebep sonuç ilişkilerini göremezler. Başına geleni kendisiyle ya da kendi güçlükleriyle ilişkisiz münferit olaylar gibi görerek, sorumluluğu başkalarına atarak kurnazca işin içinden sıyrıldığını düşünebilirler. Bu tür durumlar söz konusu olduğunda çok fazla gecikmeden profesyonel destek almak sorunun boyutu büyümeden çözülmesini sağlayacaktır.
Mutlu günler.