Onaylıyor musunuz?(2)
Admin
Onaylanmak ile ilgili yazımızın bugünkü kısmında bu alışkanlıktan vazgeçtikçe kazanımlarımızın neler olabileceğine maddesel olarak bir göz atacağız:
■ Onların sorumlu olduğunu düşünüp değişmediğiniz sürece risk almanız gereksizdir.
■ Kendinize ait kötü bir imaj geliştirerek boşverciliğe ve kendinize acımayı teşvik edersiniz. Onay gereksiniminden bağımsızsanız, onay almadığınızda kendinize acımaktan kurtulursunuz.
■ Hissettiklerinizden dolayı başkalarını suçlamak, dolayısıyla yaşamınızda hoşunuza gitmeyen her şey için bir günah keçisi yaratırsınız.
■ Kendinizden daha önemli hale getirdiğiniz insanların sizi sevdiğini düşünerek kendinizi aldatırsınız böylece içiniz hoşnutsuzken dışarıya karşı rahatmışsınız gibi bir yaratırsınız.
■ Böyle davranışları alkışlayan bir topluma tam anlamıyla uyum göstererek birçok insanın takdirini kazanırsınız.
■ Yaşamda en çok onay alan insanlar asla onay aramayan, ona istek duymayan ve uzlaşmaya çalışmaya insanlardır. Onay istiyorsanız, onu istememeli, peşinden koşmaktan kaçınmalı ve herkesten onay talep etmemelisiniz.
■ Karşınızdaki insanı değerlendiren yeni tepkiler vererek onaylanmamayı deneyin. “Ben” ile başlayan cümleler kendinizi açıklamaya çalışmak, kabul edilmek amacıyla savunma pozisyonuna geçmeye ya da taviz vermeye yol açacaktır. Bu nedenle cümlelerinize “ben” ile başlamamak için savaşmak zorundasınız.
■ Birisinin sizi onaylamayarak yönetmek istediğini düşünüyorsanız bunu ona söyleyin. Biraz onay koparmak için kişiliksiz davranmak yerine yüksek sesle “genelde böyle durumlarda beni sevmen için pozisyonumu değiştirirdim ama söylediklerime gerçekten inanıyorum ve bu konuda kendi duygularını değerlendirmek zorundasın” deyin.
■ Teşekkür etmek her tür onay aramaya son verir. Birisini ikna etmek yerine “bu konuya değindiği için” teşekkür edin.
■ Onaylanmamayı bilinçli olarak seçin ve üzülmemeye çalışın. Onaylanmamaktan kaçınmak yerine onu kovalayarak bu alışkanlıkla baş edebilen tavırlara sahip olun.
■Onaylanmamaya aldırmayın ve ikazlarla sizi yönetmeye kalkışanlara ilgi göstermeyin.
■
Başkalarının düşünce, söz ve davranışları ile kendinize verdiğiniz değer arasındaki bağlantı zincirini kırabilirsiniz. Onaylanmama ile karşılaştığınızda kendinize şunları söyleyin: “Bu onun sorunu, onun böyle davranmasını zaten bekliyordum. Benimle ilgisi yok.” Bu yaklaşım, başkalarının duygularını kendi düşünceleriniz ile ilişkilendirdiğiniz zaman yaşadığınız kırılmayı yok edecektir.
■ Onaylanmadığınızda kendinize şu önemli soruyu sorun: “Benimle aynı kanıda olsalardı kendimi daha mı iyi hissederdim?” Genellikle yanıt olumsuzdur. Siz izin vermedikçe başkaları düşünceleriniz üzerinde asla etkili olamazlar. Hatta daha da ötesi, kaygı duymadan farklı görüşler dile getirdiğinizde daha çok sevgi kazanırsınız.
■ Birçok insanın sizi onaylamayacağı gerçeğini ve bunun kötü bir şey olmadığını kabul edin. Aynı şekilde, siz de size yakın birçok insanı anlayamayacaksınız, anlamak zorunda da değilsiniz. Onların farklı olması kötü değildir.
■ Bir şey satın alırken kendinize güvenin, aldığınız ürünü başkalarına kontrol ettirmekten vazgeçin.
■ Onay arayıcı bir davranışta bulunduğunuzda kendinizi yüksek sesle düzeltin.
■ Söylediğiniz şey hakkında aslında üzgün olmadığınız zamanlarda bile uyguladığınız özür dileme tavrından vazgeçmeye çalışın. Özür dilemek onay aramaktır ve zaman kaybıdır. Kendinizi iyi hissetmeniz için başkalarının sizi affetmesi gerekiyorsa, duygularınızı kontrol etmelerine izin veriyorsunuz demektir.
■ Konuşurken ne kadar soru ve açıklama cümlesi kullandığınıza dikkat edin. Açıklama yapmak yerine sorular sorarak izin ve onay mı istiyorsunuz? Bu tavır, kontrolü ele alma yeteneğinize duyduğunuz güvensizliğin bir göstergesidir.
Wayner’in tespitlerinde ortaya şu sonucu çıkarabiliriz ki yaptığınız şey onaya dair her şeyi silmek değil, istediğiniz takdiri alamadığınız zaman paralize olmaya karşı savaşmaktır. Onay almak güzel bir deneyimdir ama istediğiniz şey alkış almadığınız zaman acı duymamaktır. Bireysel özgürlük dolu mükemmel bir yaşam yaratmanın yolu, onaylanmadığınızda zerrece üzüntü duymamanızdır.
Mutlu günler…..