Onaylıyor musunuz? (1)
Admin
Toplum içerisinde yaşamanın bir gerekliliğinden olsa gerek yaptığımız veya yapmadığımız herhangi bir şey için genelde çevremizdeki kişilerin onayını ararız. Elbette bu çoğu zaman kendini göstermeden yürüyen bir süreçtir. Ancak bazen başkaların onayını alamadığımız durumlarla da karşı karşıya kaldığımızda büyük bir savaş kopar içimizde. Çünkü hayatın her alanında farklı her insandan gelen onay beklentisine karşılık vermeye çalışmak durumu ile karşı karşıya kalmamamız söz konusudur. Herkesi mutlu etmeniz mümkün değildir. Birisi sizi onaylamadığında incinmemek veya takdir kazanmak için fikrinizi değiştirdiğinizde, sizinle aynı kanıda olmayan dolayısıyla sizi onaylamayan mutlaka birileri olacaktır. O halde hissettiğiniz, düşündüğünüz, söylediğiniz ya da yaptığınız her şey için onay alamayacağınızı bilmeniz gerekir. Olmamasını istemeseniz de onaylanmamaktan asla kaçamazsınız. Sahip olduğunuz her fikrin karşıtını savunan birileri mutlaka vardır.
Onay arayıcı eylemlerin en yaygın olanları:
■ Birisi onaylamama işaretleri gönderdiğinde, yeni bir pozisyon alarak söylediklerini değiştirmek,
■ Birileri sizi sevsin diye yağcılık yapmak,
■ Birisi sizinle aynı kanıda olmayınca endişelenmek ya da üzülmek,
■ Birisini kibirli ya da burnu büyük olarak damgalamak… Bu sadece, “bana daha fazla ilgi gösterin” demenin bir başka yoludur.
■ Söylenenlerle aynı kanıda olmasanız dahi onaylar görünmek ve sürekli kafa sallamak,
■ İstediğiniz gibi pişirilmemiş yemeği –garson sizi sevmeyecek diye- geri göndermekten çekinmek,
■Yaşamımızdaki bir kişinin memnuniyetsizliğinden korktuğunuz için konuşmak, alışveriş yapmak vb... için ondan izin almak,
■ Her durumda davranışınız için özür dilemek,
■ İlgi toplamak amacıyla toplum dışı davranışlarda bulunmak… Fark edilmeyi istemek de onay aramak anlamına gelir.
■ Tüm randevularınıza bilinçli olarak geç gitmek... Böylece fark edilirsiniz ve bu yöntemi herkesin ilgisini toplamak için onay arayıcı bir araç olarak kullanırsınız.
■ Blöf yaparak hiçbir şey bilmediğiniz bir konuda bilginizi başkalarına göstererek onları etkilemeye çalışmak,
■ İltifat almak için yalvarmak ve alamadığında kırılmak,
■ Saygı duyduğunuz birisi belirli konuda size ters bir görüş bildirdiğinde mutsuz olmak.
Onay istemek bir gereksinim olduğunda tatsız bir alışkanlık olur ve bu da doğal olarak kendiniz salıvermeye ve duygularınızın sorumluluğunu taktirini istediğiniz kişilerin ellerine vermeye götürür.
Onay aramanın nedenlerinin çoğu bir baskılamadır. Onay aramak, kişinin duygularının sorumluluğunu başkalarının ellerine vermek anlamına gelir. Oysa duygularınızdan başkaları sorumluysa, kendinizde en ufak bir değişiklik gerçekleştirmeniz imkânsızdır çünkü hata sizde değil onlardandır. O halde değişmenizi de engelleyen onlardır böylece onay aramak değişimden kaçmanıza yardımcı olur. Baskılayıcı tavırları sürdürmek daha kolay, daha tanıdık ve daha az risklidir, onay arama gereksinimi de bu tavırlara kesinlikle dâhildir.
Onay aramak eğer doğrudan tüm değerlendirme kriterlerini karşımızdaki veya toplum içerisindeki tüm kişilerin görüşlerinden oluşan bir süreç olursa kişi için oldukça yorucu ve yıpratıcı olacaktır. Bu zaman içerisinde sahte bir konfora da dönüşebilir. Bu sahte konfordan uzaklaşmak öncelikle kişinin kendi benliğine saygı göstermesi için gereklidir. Kişi kendisine, kendi fikir ve düşüncelerine değer vermezse öz benlik darbe alacağı için kendine güvensizlik dolayısıyla da hayata karşı olumsuz bakış ve mutsuzluk gelişir. Bütün bu sürecin içerisinde eğer gereken tedbir alınmazsa tüm bir hayat tamamen başkaların güdümünde boşa yaşanmış hale gelecektir. Hayat içerisindeki duruşumuzu keskin bir şekilde belirleyen onay ihtiyacı gerçekten ciddiye alınarak üzerinde çok düşünülmesi gereken ve eğer yanlış bir gelişim gösterdiyse müdahale edilip düzeltilmesi gereken bir alandır. Dr. Wayner’in çalışmalarından alıntıladığımız bu önemli konuya yarın da değinmeye devam edeceğiz.
Mutlu günler..