MERACEL BAHREYN'DEN, MECMAÜ'L BAHREYN'E GEÇİNCE!
Admin
Ertuğrul oğlu Osman Gazi, oğlu Orhan Gazi’ye şöyle bir vasiyette bulunduğu anlatılır. “ Oğlum Bursa’yı al, Gülizar et, beni de Gümüşlü Kümbet’e göm!”
Gülizar, bilindiği üzere gül bahçesi demek.
Bize gelince biz laleye düştük. Lalezar eyledik şehrimizin dört bucağını, parkını, bahçesini Belediyemizin önünü filan.
Lale hayatımıza iyice girince, Meracel Bahreyn kandili mi hoşumuza gitmedi, yoksa kandil uyandırmak mı?
Velhasıl bildiğiniz üzere kaldırdık kandili, yerine Laleli bir ummanların buluştuğunu sembolize eden karşılıklı suların buluştuğunu sembolize eden vatandaşımızın tabiriyle laleye benzer bir heykel dikilmişti.
Hatırlarsanız, kandiller uyandırılırdı, protokol gittikten sonra, yedi kollu kandil birer, ikişer sönmeye başlardı. Gazı az diyenler olurdu.
Laleye benzetilen, Mecmaü’l Bahreyn’in de suları kesilince, ne desin insanımız!
Suyunu kim kesti diye sormasın mı?
7 Aralık 2012 tarihinde,739'uncu Mevlana Uluslararası Anma Törenleri'nin ilk günü gerçekleştirilen yürüyüş öncesi Mevlana ve hocası Şems Tebriz-i'nin 30 Kasım 1244'te Konya'da ilk defa buluştukları ve görüştükleri şimdiki Alaeddin Tepesi'nin karşısında Kuran'da da 'iki denizin buluştuğu yer anlamına gelen 'Meracel Bahreyn' kandili yakılmıştı.
Akşam da devam eden programlar kapsamında Mevlana Kültür Merkezi'nde Türk Sanat Müziği sanatçısı Ahmet Özhan tarafından Türk Tasavvuf Müziği konseri verildi. Programa Konya Valisi Aydın Nezih Doğan, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, Ak Parti Konya Milletvekili Cem Zorlu, Mevlana'nın 22'nci kuşaktan torunu Esin Çelebi Bayru, üniversite rektörleri, kamu kurumlarının müdürleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Törenlerin ilk günü yapılan sema ayini ile sona ermişti.
Kandil uyandırma konusuna beş yıl bile sabredemedik!
Şehir uyanmasın mı dedik, bu kadar uyandığı yeter mi dedik!
İnanın bilemedik!
Lalezara dönen şehrimizde, lalelerin mevsim itibarıyla rengarenk açtığı şehrimizde, her yer lale, Mevlana törenlerinin başlangıcında bile gelmiştik ne hale?
Kandili uyandırıyorduk uyandırmasına da, biz mi uyanamıyorduk acaba?
Uyandırmak tabiri güzeldi aslında sevgili okurlar.
Kandil uyandığında…
Büyüklerimiz uyanıyor diyorduk, bizleri fark ediyorlar, aramızda dolaşıyorlar, bizlerle birlikte yürüyorlar diyorduk.
Kandil uyanınca, şehrimizin sokakları, caddeleri uyanıyordu.
Fersiz ışıklar, canlanıyordu.
Donuk yüzlere gülümseme geliyordu.
Selam vermeyenler selam veriyordu.
Şimdi Meracel Bahreyn’den, Mecmaü’l Bahreyn’e geçtik!
Beş yıl önce yapılan bir hata mıydı?
Merasimle yedi kollu kandil’in her kolunu yedi büyüğümüz yakıyor, kandili uyandırmıyor muyduk?
Şimdi aman sende diyeceksiniz, aradan geçmiş bilmem kaç ay, vatandaşın bu değişimden hiçbir şey anlamadığını, nerden bulmuşlar, kim dikti bu sevimsiz şeyi diye konuştuğunu da, bilmezden görmezden gelindiğini sanki bilmiyorlar mı?
Diye soracaksınız.
Bizim yaptığımız en nihayetinde bir tespit.
Büyüklerimize arz olunur diyoruz.
Nedenine gelince?
O günde kimse sormamıştı, bugünde çok fazla merak eden yok zaten!
Şems’le Mevlana orada mı buluştu, az mı ilerde miydi, az biraz geride miydi, tahminleri, yorumları, hala sürüp gidiyor.
Hiç kimse de sonu Bahreyn’le biten anıtların görülen hangi lüzum üzerine ve neden değiştirildiğine akıl erdiremiyor.
Efendim kandil ışık verir, ışıksıza ışık olur. Geceyi gündüze çevirir. Gündüz yandığında bakarkörler görebilsin diye, uyanamayanlar uyansın diye yanar.
Konya’nın manevi iklimine, atmosferine oldukça uygundu. İlk yıllarda itiraz edenler dahi, sonra, mana güzelliğine vurulmuşlardı.
Şehrin mistik atmosferini, şehrin renk ve ahengini, tarihini, kültürünü yaşamak isteyen insanların gözlerinin aşina olduğu Meracel Bahreyn kandili yerine konulan Mecmaü’l Bahreyn’i kabullenemediğini ve beğenmediğini söyleyelim sayın Akyürek!
Bu şehirde aranan, görsel ve mistik bir atmosfer, siz böyle değişiklik yapmaya devam ederseniz, vatandaşın beğenmeme sedaları ayyuka çıktığı halde duyanlar, size bunları getirmezse, nasıl
duyacaksınız bu insanların sesini?
Kandilin bir türlü uyandıramadıkları,
Kandili feda etmişlerse,
Kandilin uyandırdıklarını dinlemeye tahammülleri yoksa,
Yandı gülüm keten helva sevgili Başkanım!
Kandilin uyandıramadıklarını bundan böyle suyu kesildiğine şahit olanların ifadesiyle Mecmaü’l Bahreyn’le mi uyandıracağız?