MAYIS GELDİ SEFA GELDİ, HOŞ GELDİ!
Admin
2018 yılının Mayıs ayı bir hayli zengin bir ay olarak anılacak. Hem madden, hem manen, hem de siyaseten.
Dün 1 Mayıs’tı.
Bizim neslin bahar bayramıydı. Öğretmenlerimizin okul olarak bizi pikniklere götürdükleri o bayram artık hatıralarımızda yaşıyor.
Lakin; Gençlik yıllarımızın 1 Mayısları, hele 12 Eylül öncesi yaşanan Mayısın ilk günü sendromları, tedirginliklerin, gerginliklerin, korku ve endişelerin, tedhişlerin, kavgaların, kan ve ateşe boğulan meydanların günü olarak, anmak istemediğimiz yılları hatırlatıyor.
3 Mayıs şehrimiz için Hz. Mevlana ve ailesinin o yıllarda ki ismi Larende olan Karaman’dan, Sultan Alaeddin Keykubat’ın davetlisi olarak Konya’ya gelişinin 790.yıl dönümü. Gönül Postunu Konya’ya seren Bahaüddin Veled, Burhanettin Tirmizi ve genç yaşlarındaki Mevlana Celaleddin’in Konya’ya teşrif ettikleri güzel bir tarih 3 Mayıs.
Yine 3 Mayıs, Türkçülük günü. Türkçülük Günü, ilk defa 3 Mayıs 1945 tarihinde Tophane Askerî hapishanesinde Nihal Atsız, Zeki Velidi Togan, Nejdet Sançar ve Reha Oğuz Türkkan başta olmak üzere 10 mahkûm tarafından kutlanmıştı.
6 Mayıs, Özellikle Anadolu coğrafyasında Hızır-İlyas günü olarak adlandırılır. Bu gün günümüze Hıdırellez olarak gelmiş ve halen şenliklerle kutlanmaya devam edilen, Türk Milletinin gerçek anlamdaki bahar bayramı olarak kabul görmüştür.
Anadolu’daki yaygın inanışa göre, isteyenin dileklerinin kabul olunduğu gün...
Bir anlamda Bahar bayramı, baharın ilk günü...Baharın en müjdeli günü, müjde günü.
Hıdırellez, Hızır’ın insanlar arasında dolaştığı, muradına ereceklerin, muradına Hızır vasıtasıyla erdirildiği bir gün olarak anlatıldı yıllardan beri...
Bu yıl Mübarek Ramazan ayının başlangıcı olan 15 Mayısı 16 Mayısa bağlayan gece ilk teravih namazı kılınacak, ilk sahur, ilk oruç, ilk iftar 16 Mayıs’ta.
Ramazan güzelliklerle, bereketlerle gelen bir ay. Mübarek bir ay. On bir ayın Sultanı bir ay. Müminlerin oruçlarını tuttukları, ihsan, lütuf, himmet, hikmet aylarının en başta geleni.
Sabırların teraziye çıktığı, hoşgörü ve anlayışların sınandığı bir ay.
İftar sofralarının kurulduğu, sofra başında, tevekkül ile bekleyişlerin, sahurlarda bir sonraki günün orucuna niyetlenerek, edilen duaların ve Allah rızası için yenen lokmaların bulunduğu sofraların ayı...
Her anı bereket dolu, feyz dolu, sevap dolu bir ay.
Yaşadığımız şehir Konya, her Ramazan ayını ihya etme noktasında, inanç dolu bir şehir. Bu ayın güzelliğinin yansımasını insanların yüzlerinde görebilirsiniz. Konuşmalarında, hareketlerinde ve davranışlarında görebilirsiniz.
19 Mayıs, Türkiye Cumhuriyetinin banisi ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün, işgal altında bulunan vatan topraklarının kurtarılması amacıyla 99 yıl önce Samsun’a ayak basmasının tarihi.
Samsun, Cumhuriyet tarihimiz için efsanevi şehirlerden biri. 15.Mayıs 1919 tarihinde, Bandırma Vapuru ile İstanbul'dan yola çıkan Mustafa Kemal ve arkadaşları, 19 Mayıs. 1919'’a Samsuna ayak bastıklarında, Türk Milletinin makus talihinin değişmesi noktasında ilk adım atılıyordu.
Boz kanatlı üveyikler uçar/ Edirne’den Ardahan’a,/Ardahan’dan Edirne’ye kadar diyor Cahit Külebi.
Samsun hürriyet meşalesinin yakıldığı şehir. Hürriyet rüzgarlarının dalga dalga bütün Anadolu’ya dağıldığı şehir.
99 yıl önce yaşananları görmesek de, o havayı teneffüs etmesek de, o heyecanı yaşamasak da, 19 Mayıs ruhunu o günlerin aşkına, ruhuna ve özüne uygun olarak yaşamaya devam ediyoruz.
21 Mayıs, 24 Haziran Milletvekili seçimleri için, Milletvekili aday listelerinin partilerince Yüksek Seçim Kuruluna verileceği tarih. 21 Mayıs’a kadar nefesler tutuldu, heyecan dorukta!
26 Mayıs, 21 yaşındaki Fatih Sultan Mehmet’in bundan 565 yıl önce İstanbul’u fethederek, Hz. Peygamberin, “Kostantiniyye elbette fetholunacaktır. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker ne güzel askerdir.” Hadis-i şerifine mazhar olması.
İstanbul bir rüya şehir, her köşesine bir şiir, her semtine bir şarkı bestelenebilir.
Ulubatlı Hasan'la başlayan destanlar yazılıp, anlatılabilir. İstanbul'u anlayabilmek için şehre Fatih'in gözüyle, Akşemsettin'in gözüyle bakmak lazım.
Bir şehri, gönlünüzle sevemezseniz, fethedemezsiniz demiş tarihçiler.
Şehrin düşmemesi üzerine, denize atını süren II. Mehmet ne demişti?
"İstanbul, ya sen beni alırsın ya da ben seni!..”
Kim ne derse desin, kim ne yazarsa yazsın, kim ne düşünürse düşünsün, tam 565 yıldır bizim olan bir şehir İstanbul...
27 Mayıs, Demokrasi tarihimizin en hüzünlü döneminin yaşandığı 27 Mayıs 1960 İhtilaliydi. İhtilal sonrası dönemin Başbakanı Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan idam edilmişlerdi.
27 Mayıs, Milli Birlik Komitesince bayram günü ilan edilmişti. Ertesi yıl İhtilalin 1.yılında Bayram olarak kutladık 27 Mayıs’ı.... 27 Mayıs Hürriyet ve Anayasa Bayramı.
Bir ihtilalle bayram olan bu gün, tam 21 yıl devam etti. Ve bir başka ihtilalle bayram olmaktan çıkarıldı.
Yani 12 Eylül’le...
Devrin Cumhurbaşkanı Celal Bayar başta olmak üzere, Demokrat Partinin ileri gelenleri Kayseri Cezaevine gönderildiler. Rahmetli Menderes, çok partili dönemin ilk Başbakanıydı.
Onun kadar çok sevilen bir insana daha şahit olmadım.