Mart Ayı Dert Ayı
Admin
■
Gülersen, dünya seninle güler.
Ağlarsan, yalnız ağlarsın.
(İngiliz atasözü)
***
Aylardan Mart ayı bizde “dert ayı” olarak değerlendiriliyorsa da tarih hiç öyle demiyor.
Antik Roma’da Mart ayının adı, Roma Savaş Tanrısı "Martius" vurgu yapılarak konuldu; bu ayın savaşa başlamak için şanslı zaman olduğu kabul edilirdi. Ocak ve şubat ayları savaş için uygun olmadıkları varsayımı nedeniyle Roma takviminin ilk ayının Mart olduğu sonucuna varıldı. Julius Caesar'ın MÖ 45 yılındaki takvim reformundan sonra yıl, 1 Ocakta başlatıldı. Buna karşın çok ülkede, yılın
mart
ayı ile başlaması geleneğine devam edildi. Yeni yılın ilk günü
1 ocak olarak 1564'de Fransa'da kabul edildi. Büyük Britanya ve kolonilerinde ise 25 Mart geleneği, 1752'de Gregoryen takvimine geçene dek sürdü. Mart ayının adı pek kimi dillerde özdeşti. Örneğin, Mars (Fransızca),März-Maerz (Almanca), Maris (Arapça), March (İngilzce) Marzo (İspanyolca), Marzo (İtalyanca) ve Maart (Hollandaca) olduğu gibi...
...
Mart, Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 3. ayı olup 31 gün çeker. Ayın 21. gününe bahar
ekinoksu denir. Mart’ın 21. günü Türklerde yılın ilk günü kabul edilir ve Bahar Bayramı (nevruz) olarak da kutlanır. Biz de Mart ayında meydana gelen olaylara göz attığımızda tablo şudur;
Türk Silahlı Kuvvetleri komuta kademesi siyasal yaşama müdahale ederek anarşik durumu giderme savıyla 12 Mart Muhtırasını yaşama geçirdi. Özünde 1971. 1961 Anayasası'nın öngördüğü reformları uygulayacak güçlü bir hükümetin kuruması öngörülüyordu. 31 Mart İsyanı. (Hicrî 30-31 Mart 1327, Milâdi 12-13 Nisan 1909). İkinci Meşrutiyet'in ilanından sonra çıkan ayaklanma.
...
Bir şey daha derler ve iklimsel yaklaşırlar;
Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.
Bu betimle de rafa kaldırılmış gibi görünüyor.
Son süreçte küresel iklim değişimleri nedeniyle kışlar yaza, yazlar kışa karıştı. Mart ilkbahar ayı olmasına değin, kış etkisini sürdürdüğü, odun kömür bittiğinden yakam sırasının kazma küreğe kadar dayandığı çok görülmüş ve yaşanmıştır. Şimdi? Mevsimler de feleğini şaşırdı. Örneğin bu yıl Mart ayına girdik ama ortalık günlük güneşlik. Geniş Konya Ovasına ne kar yağdı ne yeter oranda yağmur, kuraklık diz boyu diyorlar.
---
Mart ayının birde ekonomik boyutu var;
Mart ayı, zam ayı!
Zamla yatıp zamla kalkar olduk. Ücretlere çoğunluk diyor ki; “maaş ve ücretlere kaşıkla artış yapılıyor, sonra yeni zamlarla kepçeyle geri alınıyor.” Zamlar sür-git devam edip giderse enflasyon canavarı da yeniden ivme kazanacak; olan vatandaşların cebine olacak.
■
Zamla yattık zamla kalktık
Kuyruklarda köşe kaptık
Diyorlar ki çağ atladık
Odun bitti, tezek yaktık!
---
Nisan ayını da maalesef zam yağmuru içinde karşılayacak gibiyiz. Görünen köy hiç kılavuz istemez örneği. Hiçbir mal ve eşyada “indirim” yaşanmaz ise, buna bir ad koymak gerekmez mi, kuşkusuz gerekir: Zamistan!
Her şeye zam. Zama bile zam yapıldı.
Şimdi güncel haberİ yeni zamlar geliyor.
■
Ekmek oldu iki katı
Ağzımızın yok hiç tadı
Zam üstüne zam yapıldı
Duvar nemli çöktü çatı.
...
Bir de konunun vergiler yönü var, hem de karışık mı, hem çok karışık. Yeni vergi demek, dolaylı yeni zam demek. Örneğin araç vergileri aldı başını gidiyor, üstelik daha da gidecek gibi.
Neye dokunsanız elinize vergiler yapışıyor. Sanki Deli Dumrul vergileri süreci yaşıyoruz.
■
Arabaya koyduk tüpü
Karıştırdık suyla sütü
Zam üstüne zam geliyor
Durumumuz dünden kötü.
---
Dede Korkut öykülerinden kahramanı Duha Koca Oğlu Deli Dumrul’dur. Kısa adı “Deli Dumrul” ile ünlenmiştir. Kuru bir çayın üzerine yaptırdığı köprünün yanına bir bölük oba yerleşir. Obada bir yiğit ölür ve feryatlar üzerine Deli Dumrul atıyla gelir, feryatların nedenini sorar. Bir yiğidin öldüğünü öğrenir. Azrail'e kızar ona meydan okur; dövüşmek için Tanrı'ya yalvarır; sonra da evine döner.
Deli Dumrul, bir toy düzenler ve bu toyda Azrail gelir. Deli Dumrul ilk başta direnir, Azrail ise ona bir can bulursa yaşamasına izin vereceğini söyler. Deli Dumrul önce annesine ve babasına başvurur ama onlar canlarını vermezler. Bu kez eşine gider. Eşi, onsuz yaşamın hiç bir önemi bulunmadığını söyler ve canını vermeye razı olduğunu bildirir.
Deli Dumrul Tanrı'ya yalvarır;
- Ya ikimizin canını al ya da ikimizi de bağışla!
Tanrı onları bağışlar, 140 yıl ömür biçer. Anne ve babasının canını alması için Azrail'e emir verir. Deli Dumrul ve eşi 140 yıl ömür sürer. Deli Dumrul Adı verilen vergiye gelince;
Deli Dumrul kuru bir çayın üstüne köprü yaptırır. Üzerinden her geçenden 30 akçe geçmeyenlerden de döve döve 40 akçe alır. “Deli Dumrul vergisi” olarak nitelendirilen işte bu 40 akçedir!
Ne zaman yeni vergi düzenlemesine gidilse ya da miktar artırımı yapıl eleştiri salvosu başlıyor;
Bunlar, Deli Dumrul vergisi!
Yeni zam ve vergilerin gelmemesi dileğiyle...
■ Bu hayatta kesin olan iki şey vardır. Ölüm ve vergiler (
Benjamin Franklin)